Osmanlı’da kadın şairler ve kadın dergileri

Osmanlı’da kadın şairler ve kadın dergileri


Osmanlı’da kadın şairler ve kadın dergileri

 

 

Cumhuriyetin ilanından bu yana yaklaşık bir asır geçti. Bu bir asra damgasını vurmuş kaç “önder kadın” ismi sayabilirsiniz?

Meselâ on şair sayabilir misiniz?..

Oysa Osmanlı’da divan edebiyatı kaynaklarına geçmiş birçok kadın şair var. Size ilk aklıma gelen isimleri sayayım: 

Zeynep Sultan (15. yüzyıl divan şairi), Mihri Hatun (aynı dönem), Anı Hatun (ö: 1710), Fıthat Hanım (ö:1780), Leyla Hatun (1848), Şeref Hanım (1861), Âdile Sultan (II. Mahmud’un kızı), Feride Hanım (d: 1837), Tevhide Hanım (d: 1847), Hatice Nakiye Hanım (d: 1846), Sırrî Hanım (d: 1814), Münire Hanım (d: 1825),Fıtnat Hanım (öl: 1780), Habibe Hanım (ö: 1890), Hasibe Maide Hanım (d: 1830), Hatice İffet Hanım (ö: 1860), Nigâr Hanım (d: 1856), Makbule Leman Hanım (d: 1865), Şükûfe Nihal Hanım (d: 1896)…

Sırası mı bilmiyorum, ama rahmetli Cemil Meriç hocam, “Mecmua hür tefekkürün kalesidir” derdi. Günümüzde salt kadınlar tarafından çıkarılan ve ilimden-irfandan, sanattan-edebiyattan bahseden, “hür tefekkürün kalesi”anlamında ciddi kaç dergi var? Hemen hemen hiç!..

Gelin bir de Osmanlı asırlarında “kadın dergileri”ne bakalım…

1883’te, Arife Hanım tarafından, sadece kadınların yazı yazdığı “çiçek yeri, çiçek bahçesi” anlamına gelen “Şükûfezâr” isimli kadın dergisi çıkıyor. 

1885’te “cömertlik, mertlik, yiğitlik” anlamına gelen “Mürüvvet” isimli haftalık dergi yayınlanıyor. 

1894’de “Malûmat” isimli kadın dergisi İstanbul’da yayınlanmaya başlıyor. Dergide edebiyat başta olmak üzere ahlak, sanayi gibi konulara yer veriliyor.

1893’te kadınları üretmeye çağıran ilk “kadın gazetesi” çıkıyor. Aile, sağlık ve eğitim konularına değiniliyor.  

1908 yılında “Demet” isimli kadın dergisi yayına başlıyor. İlmi, siyasi ve eğitim meselelerine eğilen yazılar yayınlıyor. Ünlü Osmanlı kadınlarını tanıtıyor.

Söyler misiniz bugün “moda”, “cilt bakımı”, “güzellik sırları”, “estetik ameliyat”, “zayıflama”, “makyaj hileleri” dışında konulara da yer veren kaç ciddi kadın dergimiz, gazetemiz ve televizyonumuz var?

Televizyonlardaki “kadın” programları bile belli bir zekânın altına hitap etmiyor mu? Bunların hayata ne katkısı var?

Cumhuriyet “sonsuz özgürlük” ve imkân vermiş de acaba neden kadın şair, kadın yazar, kadın doktor, hukukçu, mühendis, mimar, âlim, siyasetçi, tarihçi yetişmemiş?..

Bu konuda Atatürk döneminden beri yapılan “pozitif ayırım”cılık ve “kadın kotası” bile fazla bir işe yaramamış görünüyor?..

Dahası da var: Bir karşılaştırma yaparsanız göreceksiniz ki, Osmanlı hareminde yetişen Sultan Hanımlar, cumhuriyet döneminin “first lady”lerinden çok daha özgür, kültürlü, görgülü, iradeli, zarif, nazik ve beceriklidir…

Hareme giren bazı Avrupalı kadınlar tarafından sultanların zarafeti övüle övüle bitirilememiş, hatta Avrupalı kraliçe ve prenseslere örnek gösterilmiştir.

Bir kere lisan biliyorlar. El işlerinin hemen her türlüsünü yapıyorlar. Enstrüman çalıyorlar. Bir kısmı hattat, bir kısmı şair, bir kısmı müzehhip, bir kesme ebrucu, pek çoğu hafız…

Cumhuriyet Türkiye’sinde bu kadar donanımlı kadın bulmak oldukça zordur. O zaman sürdürülen kadın politikalarında bir “hata” aramak lâzım…

Bence “kadın” konusunda en büyük hatamız, inancın, geleneklerin ve fıtratın dikkate alınmamasıdır!

“Batı gibi olursak başarırız” denmiş, kolayına kaçılmıştır. Sonuçta “Batılılara benzer” tipler üretilmiş, fakat şekilden öteye geçilememiştir. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp