Osmanlı konaklarında bayram

Osmanlı konaklarında bayram


Osmanlı konaklarında bayram

 

 

Padişah, “Bayram Alayı” eşliğinde bayram namazına gider, namazdan sonra, geçeceği yolun iki tarafına sıralanan medrese talebelerine hediye dağıta dağıta tekrar saraya dönerdi ve “Kubbealtı”nda hazırlanan ziyafet sofrasına oturuldu. 

Yemekten sonra ise padişahın bayramını tebrik faslı başlardı. Üst düzey görevlilerin tebrik merasimi bitince sıra yabancı devletlerin büyükelçilerine gelirdi. Padişah hazretleri her biriyle sadece birkaç kelime konuşur, sözü uzatmazdı.

Bu kuraldı: Normalde padişahla görüşmeleri hemen hemen imkânsız olan bazı büyükelçilerin, bayram tebrikini fırsat bilerek padişaha sırnaşmalarından çekinilirdi. Bu yüzden de kural dışına çıkmalarına asla izin verilmezdi.

Resmi tebrikleşme faslından sonra, padişah, “harem dairesi”ne (yani evine) geçer, eşlerinin, çocuklarının ve diğer harem sakinlerinin tebriklerini kabul ederdi. Bu kabul sırasında münasip armağanlarla gönüllerini ve dualarını alırdı. 

Nihayet istirahate çekilirdi.

Padişahın istirahate çekildiği üst düzey yöneticilere duyurulur, onlar da birer ikişer sarayı terk ederlerdi.

Padişah sarayından kendi konağına gelen Paşa, doğruca harem kısmına geçip resmi kıyafetini değiştirir, bir fincan kahve içer, azıcık dinlenir, sonra da eşinin, evlatlarınının, gelin ve damatlarının tebriklerini kabul ederdi...

Evlatları elini, diğerleri eteğini öperler ve bayramını tebrik ederlerdi. Onlara saat, yüzük, elmas iğne gibi hediyeler ve kırmızı atlas kese içinde bahşişler verir, evlatlarını yüzlerinden öperlerdi. 

Haremdeki tebrikleşmeden sonra, Paşa, konakta çalışan erkeklerin tebriklerini kabul etmek için konağın selamlık kısmına geçerdi. Hizmetliler tebrik için sıraya girerdi: Önde Kâhya Efendi, arkasında Divan Efendisi, Kitapçı Efendi (her konakta bir kütüphane ve kütüphaneye bakan bir memur vardı) ve Mühürdar Efendi olmak üzere, sıra ile gelir, etek öperlerdi. 

Ardından konağın gedikli ağaları maiyetleriyle birlikte gelir, tek tek tebriklerini sunarlardı.  

Derken İmrahor Ağa (emir-i ahur ağa) ve aşçıbaşı maiyetleriyle birlikte tebrik faslına girerlerdi. Paşa her birine daha önce hazırlanmış bahşişlerini verirdi. Nihayet herkes birbiriyle bayramlaşırdı. 

O gün evin hanımı, ebe hanımın, nedime hanımların ve çocukların mektep hoca ve halifelerinin, çırak olup evlendirerek konaktan çıkmış olan eski kalfaların evlerine süslü sepetler içinde tatlılar ve rengârenk şekerler gönderir, bu suretle hatırlarını sormuş olurdu. 

Bu sırada konağa misafirler gelmeye başlardı. Misafirleri bizzat kâhya efendi karşılar, usulen koltuğuna girer, Paşa’nın odasına götürürdü. 

Misafirlere Kilercibaşı Ağa ve maiyeti tarafından son derecede süslü gümüş tepsilerle tabaklara konmuş “rahat-ı hulkum” denen şeker, badem ezmesi ve miskli akide şekeri ikram edilir, misafir hangisinden isterse bir tane alır, ağzına atar, sonra başka bir tabakta duran ıslak peçete ile dudaklarını silerdi. 

Tebrikleşme faslından sonra, Kahvecibaşı Ağa ile maiyetindeki ağalar sırma örtülü gümüş tepsilerle, altın mineli veya gümüş zarflı fincanlar içinde kahve ikram ederlerdi. Misafirler gideceği zaman yine Kâhya Efendi’ye haber verilir, gelişlerindeki gibi bir seremoni eşliğinde uğurlanırlardı. 

Varlıklı misafirler, Paşa’nın evinde çalışan görevlilere verilmek üzere, bir miktar para bırakırlardı. Buna “orta bahşişi” denirdi. 

Hayatınız bayram olsun!

 

yeni akit

Google+ WhatsApp