Orduda tasfiye bir Amerikan geleneğidir…

Orduda tasfiye bir Amerikan geleneğidir…


“NATO Başkomutanı Norstad acele Ankara’ya davet edilmiş, kendisine orduda yapılmak istenen operasyon açıklanmış ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne daha dinamik bir nitelik kazandıracak bu gençleştirme ameliyesi için desteği istenmişti. Norstad tasarıyı uygun karşılamış ve gereken mali yardımın sağlanmasında yardımcı olacağını vaat etmişti-nitekim, Amerika bu iş için 12 milyon Dolar’lık bir yardımda bulunmuştur…” (27 Mayıs darbe yönetiminin Adalet Bakanı Amil Artus’un sözleri)(1)

Tam, 70 yıl önce bugün, 14.Mayıs.1950’de milli iradenin tercihiyle iktidara gelen Demokrat Parti’yi 27 Mayıs 1960’ta sonlandıran askeri yönetimin TSK içinde gerçekleştirdiği “Amerikancı tasfiye”, aslında “darbeler tarihinin” de başlangıcıydı.

Tasfiye, Milli Birlik Komitesi’nin 2 Ağustos 1960’ta yayınladığı 42 sayılı yasa ile gerçekleşti. Gerekçesi, TSK bünyesindeki kadro fazlalığını düzenlemek, perde arkasındaki ana hedefi ise NATO’ya girildikten sonra Amerikan eğitimi almış genç subayların önünü açmaktı.

Prof. Çetin Yetkin, Türkiye’de Askeri Darbeler ve Amerika başlıklı kitabında bu tasfiyenin esas olarak “Alman askeri ekolünden gelen eski kuşağın tasfiyesi ve Amerikan yanlısı kuşağın iş başına getirilmesi” olarak değerlendirir, ki, doğrudur.

Ağustos 1960’ta emekli edilen 7 bin subaya yüksek maaş, ek ödemeler ve faizsiz konut kredisi sözleri verilmiş, maliyede böyle bir para olmaması nedeniyle Amil Artus’un da belirttiği gibi para Washington’dan sağlanmıştır!..

TSK’nın Amerika’nın uzun vadeli stratejisi doğrultusunda yeniden yapılandırılmasını sağlayan bu süreçte öne çıkan isimler, zaten her şeyi ortaya koyar…

· İKİ DARBENİN KADROSUNU BELİRLEMEK…

Ağustos 1960’ta hiyerarşide önleri açılan subayların kimlikleri ilginçtir: Memduh Tağmaç, Celal Eyiceoğlu, Faruk Gürler, Semih Sancar, Faik Türün, Eşref Akıncı, Cahit Akyol, Sadi Koçaş, Orhan Süerdem, Sabri Yirmibeşoğlu, Naci Gür, İlhan Şener, Hanifi Öncül..

Bu isimleri, 12 Mart 1970 darbesindeki kadro olarak tanıdık…

Ağustos 1961’teki terfiler de önemlidir: Haydar Saltık, Muhsin Batur, Tevfik Türüng, Nevzat Bölgiray, Ali Elverdi, Necip Torumtay, Nejat Tümer, Adnan Doğu, Ferruh Şenerdem, Süleyman Takkeci…

Ağırlıklı olarak 12 Eylül 1980 darbesinin kadrosu…

Anladığımız kadarıyla Amerika, 12 milyon Dolar gibi mütevazi bir bütçeyle, iki büyük darbenin kadrosunu oluşturmayı başarmıştır…

· RAND RAPORU-MİLLİ SAVUNMA ÜNİVERSİTESİ…

Şubat 2020’de yayınlanan RAND Raporu’nda yer alan şu cümleler önemlidir:

“Savunma Bakanlığı, Türkiye ile uzun vadeli profesyonel askeri öğretim projelerini yeniden canlandırmalıdır. (…) ABD Milli Savunma Üniversitesi, yeni kurulan Türk Milli Savunma Üniversitesi’ne müfredat geliştirme, liderlik ve asker/sivil uzman değişim programları şeklinde destek vermelidir.”

Rapor, ABD’nin Türkiye’de “yeni vesayeti yapılandırmada” 1960’taki duruşunu koruduğunu gösteriyor. Alarm sinyalidir.

1. Milli Savunma Üniversitesi’nin müfredat ve kadrolarının milli vasfı, hayatidir. TBMM’nin, üstelik köklü okullarının hizmette olduğu dönemde, 15 Temmuz 2016’da kanlı kalkışma gerçekleştirmiş bir “emperyalist işbirlikçisi kadrolaşma” yaşamış TSK’nın “şeffaf denetimi” konusunda “demokratik kontrol mekanizmasını” devreye sokması gerekir.

2. Yüksek Askeri Şura kararlarının “kol kırılır yen içinde” mantığıyla karşılanması mümkün değildir, aksine, demokrasi açısından ciddi risk oluştur. 1980’den 2016’ya, “ordu geleneğidir, karışılmaz” lafıyla gerçekleştirilmiş tayin, terfi ve tasfiyelerin, bizi sonunda nereye taşıdığını gördük. 15 Temmuz sonrasında alınmış kararların bizi nereye taşıyabileceğini de bilmek durumundayız.

27 Mayıs 1960-15 Temmuz 2016

Kimse, bizden rehavete kapılmamızı beklemesin.

(1) İhtilalin İçyüzü, Abdi İpekçi-Ömer Sami Coşar, ilk baskı 1965.

Google+ WhatsApp