Operacıların Binali’ye yaptığını, Eyüp cemaati Ekrem’e yapmadı!

Operacıların Binali’ye yaptığını, Eyüp cemaati Ekrem’e yapmadı!

Bu ülkeye başbakanlık yapmış Binali Yıldırım protesto ediliyor.. Önce alkış tutarak.. Sonra.. CHP’li adayın sloganı tekrar edilerek. En sonunda kendilerini tutamıyorlar.. “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyerek.. Protesto ettikleri insanları, “Öldürülecek Mustafa Kemal düşmanları” gibi

Operacıların Binali’ye yaptığını, Eyüp cemaati Ekrem’e yapmadı!

 

Bize “sanat” dediler..

“Bale” dediler..

“Opera” dediler..

“Müzik” dediler..

“Bunlar çağdaş hayatın vazgeçilmezleri” dediler..

“Bunlar olursa, nezaket artar, saygı artar, sevgi zirve yapar” dediler..

“Sanata önem vermediğiniz için, kaba-saba tiplersiniz” dediler..

Hatta..

İnsanları ayırdılar..

“Hayatında bir defa da olsa operaya giden!”

Ve..

“Hayatında hiç operaya gitmeyen”ler olarak..

Bu yüksek şahsiyetleri..

Bu ülkenin çocuklarına. Anadolu insanına. Tepeden bakan bu (sözümona) çağdaş kişilikleri, önceki akşam Haliç Kongre Merkezi’nde gördük..

Samsun Devlet Opera ve Balesi’nce sahneye konulan operanın.. Hem de Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışının 100. yılı dolayısıyla hazırlanan bir eserin icra edilmesinde..

Bu ülkeye başbakanlık yapmış Binali Yıldırım protesto ediliyor..

Önce alkış tutarak..

Sonra..

CHP’li adayın sloganı tekrar edilerek.

En sonunda kendilerini tutamıyorlar..

“Mustafa Kemal’in askerleriyiz” diyerek..

Protesto ettikleri insanları, “Öldürülecek Mustafa Kemal düşmanları” gibi göstererek..

(Kimse bana laf ebeliği yapmasın. ‘M. Kemal’in askerleriyiz’ demek.. Askeriz demek. Askerin işini yaparız demektir. Askerin işi, karşısındakini etkisiz hale getirmektir.. Daha ötesini yazmayayım artık..)

Nefret dilinin zirve örneğini gösteriyorlar..

Kindarlıklarını, düşmanlıklarını ortaya koyuyorlar..

Nerde sanatkar ruhu?

Nerde incelik?

Nerde müziğin insanlara verdiği ileri sürülen nezaket?

**

Oysa..

Binali Yıldırım’ın rakibi, Eyüpsultan Camiine gelip..

Orda görüntü verdiğinde..

Operacıların “kaba-saba” diye suçladıkları dindar insanlar..

“Çağdışı tipler” diye tahkir ettikleri inançlı insanlar..

“Gericiler” diye suçladıkları küçümsedikleri o cami cemaati..

Ne alkışlı protesto!

Ne farklı bir protesto..

Hiçbir saygısız bir tavır sergilememişlerdi..

“Bu ülke kalkınacak ise, sanat ile kalkınacak kuzum” diyenler..

“Bu ülkeye hoşgörü gelecek ise, sanat ile gelecek güzelim” diyenler..

Nobran mı nobran..

Hoyrat mı hoyrat bir protesto ile kendilerini ele verdiler..

Yüzlerindeki makyaj dökülüverdi.

Dillerinin altındaki bakla çıkıverdi..

Ne kadar saygısız oldukları ortaya çıktı..

**

Bu ülkede, onlarca yıldır hayal edilip, gerçekleştirilemeyen bir Marmaray’ı..

Her gün sabah ve akşam olmak üzere, saatlerce zamanınızı harcadığınız köprüden geçişe ayrılan, aslında ailenizle geçireceğiniz vaktinizi size iade eden bir hizmet adamına..

Ortada hiçbir şey yok iken..

Kendisine yöneltebileceğiniz tek bir eleştiriniz yok iken..

“M. Kemal’in askerleriyiz” diyerek, protestoda bulunuyorlar.

Hani protesto edilecek bir davranışını görmüşlerdir..

“Operanın ortasında geldi, biz topuklu ayakkabılarımızı bile yere yumuşacık vururken..

Sahnedeki sanatçıların da konsantrasyonlarını bozdu” derler..

“Sizin derdiniz başka ama. Haydi neyse” derim..

Bahane edebilecekleri hiçbir olumsuzluk yok..

Dakikalarca, rakip adayın sloganını gırtlaklarını yırtarcasına tekrarlıyorlar..

“Sanat” dedikleri şeyin, bir maske olduğunu göstermiş oluyorlar..

“Sanat insanları nazikleştirir” söyleminin bir maval olduğunu ispatlamış oluyorlar..

**

Aslında bu sahte söylemin sahiplerinin, ilk vukuatı değil bu..

Atatürk Kültür Merkezi’nin depreme dayanıklığı konusunda tartışma çıkınca..

Sözümona “sanat” adına..

“Çağdaş toplum” adına..

Gözlerini gerçeklere kapattılar..

Üniversite raporlarını bile görmediler..

“Yıktırmayız” dediler..

“Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkılması, Cumhuriyet’in yıkılması demektir”dediler..

“Atatürk Kültür Merkezi değil, çağdaş değerler yıkılmak isteniyor” dediler..

1946’da yapılan binayı..

1923’te ilan edilen cumhuriyet ile özdeşleştirmeye kalkıştılar.

“Bu da bir insan yapımı bina.. Hatalı yapılmış olabilir. Zaman içinde yıpranmış olabilir.. Profesörler bile, ‘bu bina tehlike arzediyor’ dedikten sonra.. Daha ne diye, ölümüne bir taş yığınına sahip çıkıyoruz” diye hiç düşünmediler..

O binayı.. Serserilerin mekanı olarak.. Terkedilmiş bir bina olarak, Taksim’in ortasında yıllarca tutulmasına sebep oldular.

Siyasi iktidar..

Bunları memnun etmek için..

Proje üzerine proje üretti..

Daha önce yıkıp, çok daha modern şekilde yaptığı sanat mekanlarını referans gösterip.

Nerede ise yemin billah ederek..

Depremde yıkılacak binaların başında olacağı hakkında bilimsel raporlar olan Atatürk Kültür Merkezi yerine, yeniden bir opera binası yapılacağını onlarca defa taahhüt ederek..

AKM’yi yıkabildi..

Şimdi oraya, çok daha modern, çok daha çağdaş(!) bir opera binası yapılıyor.

Bu ne demek oluyor?

Bu ülkenin öz be öz çocukları..

Bu ülkenin gerçek sahipleri.

Anadolu insanları..

O binada, yine tahkir edilecekler..

Yine küçümsenecekler..

Bir etkinlik için gelirlerse, hakarete maruz kalacaklar..

Tahkir edilecekler..

O eskimiş binalar yerine..

Çağdaş binalarda hakaretlerini yapacaklar.

Modern binalarda küfürlerini savuracaklar.. Haliç Kongre Merkezi’ni, AK Parti iktidarı yaptı..

Böyle modern bir binaya kavuştukları için teşekkür edeceklerine..

“Kimin parası ile yaptı ki? Kendi cebinden mi yaptı, sanki” terbiyesizliği ile karşımıza çıktılar..

Dürüst iseler.. Akıllarını çalıştırıp, şu sorgulamayı yapmadılar:

“Bundan önceki iktidarlar niye bu binaları yapmadılar? Sanki onlara, ‘Yapacaksanız, kendi cebinizdeki para ile yapın. Milletin parası ile yapacaksanız, hiç yapmayın’ mı denildi?”

**

Yanarım yanarım da..

Kemal Kılıçdaroğlu’na, verdiğimiz şehidler sebebi ile atılan yumruk ile..

Binali Yıldırım’a yapılan saygısızlığı kıyaslayıp, “ne olmuş, yumruk atmadılar ya”diyerek savunanlarla aynı ülkede yaşadığımıza yanarım..

 

ali karahasanoğlu

yeni akit

Google+ WhatsApp