Onların hikâyesi böyle değildi

Onların hikâyesi böyle değildi


Onların hikâyesi böyle değildi

 

 

İsveç’te tıpkı içinde barındırdığı insanlar gibi yalnız ve umutları kırılmış bir ev… Kar dağları arasında yer alan bu ev Suriyeli mülteci bir aileyi barındırıyor. Vatanım dedikleri topraklar işgal edilince yeter ki çocuklarımızı kurtaralım deyip yola düşen Suriyeli bir ailenin trajik öyküsü ve hazin bir son…

Üç polis memuru küçük bir çocuğu yaka paça tutup araca koymaya çalışıyorlar. Anne ise polisin eteklerine yapışmış, “Çocuğumu benden koparmayın” diye yalvarıyor… Çocuk ağlayarak annenin eteklerine yapışsa da polis memuru buna izin vermiyor, çocuğu alıyor ve hızla ilerliyor. Anne bitkin, çıplak ayaklarıyla yağan kara aldırmadan koşturuyor, koşturuyor koşturuyor… “Çocuklarımı son bir göreyim” diye yalvarıyor. Neyse ki polis memuru insafa geliyor ve aracı durduruyor. Kadın çocuklarına sımsıkı sarılıyor… Fakat veda vakti çok sürmüyor, polis memuru araya giriyor ve çocukları araca koyup götürüyor… Anne giden çocukların ardından bakıyor göğsünü yırtarcasına yükselen o acıyı bastıramaya çalışıyor. Sonra giden aracın ardından takati tükeninceye kadar koşturuyor…

 

Bir yaz mevsimi insanlığa küsmüş bir edayla yüzünü kumlara dönen Aylan’ın fotoğrafını hatırlarsınız. Aylan her çocuk gibi evinin önünde özgürce oynayan, akşam vakti kardeşleriyle birlikte sofraya oturan, annenin şefkatiyle hayata tutunan bir çocuktu. Doğup büyüdüğü topraklar işgal edilince Aylan ailesi ile birlikte huzurla yaşayabilecekleri bir mekân için yola çıkmıştı. Ama Aylan’ın bütün hayalleri uçsuz bucaksız bir denizde kaybolup gitti.

Geçtiğimiz yıl Sakarya’da tecavüze uğrayan ve on aylık bebeğiyle katledilen Suriyeli Emani’yi hatırlarsınız. Genç kadın çocuklarını küresel zorbaların şiddetinden koruyabilmek için eşiyle birlikte Türkiye’ye gelmiş ve Sakarya’da sakin bir hayat kurmuştu. Fakat merhamet damarı tıkanan bir cani onu ve onun bütün hayallerini katletmişti.

ABD Başkanı Trump’un göçmenlerle ilgili kararını okuyunca mültecilerin her zerresi dram kokan yaşamlarını ve ağır bedeller ödeyen kadın, erkek ve çocukları düşündüm… Bilindiği üzere ABD Anayasası’na göre burada doğan çocuklar vatandaşlık hakkına sahip oluyor. Fakat göçmen karşıtı kesimler bu uygulamaya karşı çıkıyor ve hamile kadınların bebeklerini burada dünyaya getirebilmek için ülkeye kaçak yollardan girmeye çalıştıklarını savunuyorlar. ABD Başkanı Trump ise göçmen yasasını imzalayarak bu kesimin düşüncelerini destekliyor. Trump verdiği röportajında, “Dünyaya gelen bebek ortalama 85 yıl ABD vatandaşı olarak yaşıyor, tüm imkânlardan faydalanıyor buna artık dur demeliyiz” diyor. Sadece küresel eşkıyaların ülkesi ABD de değil bütün dünyada göçmenler ikinci sınıf insan muamelesi görüyor ve ikinci kez mağdur ediliyor. Fakat kimse şu soruları sormuyor:

Ülkesine göçmen istemeyen zihniyetin neden bir eli bu masum insanların ülkesinde oluyor? Mülteci durumuna düşen insanlar topraklarını neden terk etmek zorunda kaldılar?

Hem adamların yaşam alanlarını bombalayacaksınız hem de onlara kendi yakınınızda bir alan açmayacaksınız. Kusura bakmayın ama onların hikâyeleri aslında böyle değildi, bu dramatik hikâyeyi siz yazdınız, bu insanları çile içinde çileye siz ittiniz. Sonra da kalkıp mesnetsiz açıklamalar yapıyorsunuz. Çok yazık!

 

milli gazete

Google+ WhatsApp