Onlar birbirlerinin dostudurlar

Onlar birbirlerinin dostudurlar


Emaneti üstlenen ve Allah ile ahitleşen insan, sahip olduğu bütün imkânları kullanarak yeryüzünü yaşanmaz hale getirdi ilginç değil mi? Katliam görüntülerinin ve işgallerin ne zaman ve hangi coğrafyayı hedef aldığını kestirmek güç… Filistin, Suriye, Yemen, Libya, Myanmar, Doğu Türkistan derken şimdi de Azerbaycan’dan yükseliyor eşkıyaların sesi. Cerahatli bir çıban gibi bölgeye yerleşen ve otuz yıldır şiddet eken Ermenistan’ın Tovuz iline ağır silahlarla saldırması zihinlerimizde onlarca soru işareti bıraktı. Tovuz’un seçilmiş olması elbette bir tesadüf değil. Zira Tovuz Azerbaycan ile Türkiye’yi birbirine bağlayan bir köprü görevi üstlenmesinin yanında, Güney Kafkasya doğalgaz boru hatlarını barındıran ve stratejik öneme sahip olan bir şehir. Dolayısıyla burada ortaya çıkacak zarar kardeş ülke Türkiye’yi de doğrudan etkiyecektir…

 

Bilirsiniz kutuplarda küçük bir olay yaşansa, zamanın güç odakları hemen harekete geçer,  özgürlükten ve eşitlikten dem vurmaya başlarlar. Fakat ne yazık ki Azerbaycan topraklarının yüzde 20’si otuz yıldır Ermenistan’ın işgali altında ve işgalciler bölgede fitne ve kaos çıkarmaya devam ediyorlar. Buna rağmen uluslararası kurum ve kuruluşların, AB’nin dünyanın jandarmalığına soyunan ABD’nin ve insan hakları kuruluşlarının kayda değer hiçbir adım atmadıklarını görüyoruz. Onlar her zaman olduğu gibi göstermelik açıklamalar yapıp,  kınama mesajları verirken aslında kaos ve kargaşadan elde edebilecekleri menfaatlerine odaklanmaktalar. Nitekim bölgede ikinci bir güç olma hevesi güden Rusya saldırıların ardından taraftarları ateşkese uymaya çağırdı ve arabuluculuk yapabileceğini açıkladı. Oysa daha evvelki saldırılarda Rusya Ermenistan’a silah desteği sağladığını kabul etmişti.

 

Ermenistan’ın Tovuz’a saldırmasının ardından her zaman olduğu gibi ABD ve Batılı ülkeler taraftarlara itidal çağrısında bulundular, BM, Avrupa Birliği, Avrupa Güvenlik İşbirliği Teşkilatı, NATO kolektif güvenlik anlaşması örgütü, saldırıdan duydukları rahatsızlığı dile getirdiler, bölgede itidal çağırısı yapıldı… Fakat biz bu göstermelik kınama mesajlarının, itidal çağrısının, uzlaşı ve ateşkes söylemlerinin kime ve neye hizmet ettiğini görebiliyoruz. Ve şundan eminiz ki; onlar hiçbir zaman ötekileştikleri toplumların hayrımıza olacak bir şeyi talep etmezler bunun için çaba göstermezler. Onlar için aslolan adaletin ikamesi değildir, aslolan siyasi ve ekonomik menfaatlerdir.

 

Azerbaycan Ermenistan arasında yaşanan çatışmanın kökeni 20. yüzyıla kadar uzanıyor. Hatırlayacağınız üzere Josef Stalin Azerbaycan sınırlarında bulunan Dağlık Karabağ’da bir Ermeni özerk bölgesinin oluşturulmasını istemiş ve farklı bölgelerde yaşayan Ermenileri buraya transfer ederek işgalin alt yapısını oluşturmuştu. Sovyetler Birliği zayıflamaya başlayınca Ermeniler Karabağ’ın Sovyet Ermenistan’a devredilmesini istediler ve bölgede yaşanan gerginlik 1990 tarihinde savaşa dönüştü. Ruslardan destek alan Ermeniler Hankendi’ni, Şuşa’yı, Hocalı’yı işgal ettiler… Çatışmalar devam etti ve Ermeniler Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini işgal ettiler. Ermeni katliamlarının artması nedeniyle 4-5 Mayıs 1994 tarihinde Bişkek protokolü imzalandı ancak anlaşma sadece kağıt üzerinde kaldı ve çatışmalar devam etti.

 

Sözde Dağlık Karabağ sorununa çözüm bulmak için Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı eş başkanlığı AB ve Rusya’nın yer aldığı Minsk Grubu’nu oluşturdu fakat tahmin edeceğiniz üzere değişen hiçbir şey olmadı.

 

Azerbaycan ve Ermenistan arasında yaşanan çatışmanın ardında sadece Rusya değil, küresel güçler ve Siyonist odaklar da var. Doğudan batıya, batıdan kuzeye, güneye bütün dünyayı avuçlarına almak isteyen küresel organizasyon ellerindeki kepçeyi bir yandan Suriye’ye, Filistin’e, Libya’ya daldırıyor diğer yandan Kafkasya’ya, Balkanlar’a açılmak ve bütün dünyayı avuçlarının içine almak istiyorlar. Yani dünyanın sahibi biziz mesajı veriyorlar ancak biz inanıyoruz ki, dünya bir gün adaletle tanışacak ve zulmedenler kaybedecek… Fakat bunun için Müslümanların ümmet bilinci ekseninde bir araya gelip tevhidi sancağı yüreklerinde ve başlarının üzerinde taşıyabilmeleri gerekir.

Google+ WhatsApp