Önce ahlâk ve maneviyat

Önce ahlâk ve maneviyat


Önce ahlâk ve maneviyat

 

 

Genç bireylerin ahlâki sorunları gündemdeki yerini korurken ebeveynler, topu eğitimcilere, sosyal medyaya ve çevreye atıp işin içinden çıkıveriyorlar. Oysa eğitimin ilk adımı ailede atılır, çocukların ilk eğitmeni ise anne-babalardır. Eğer genç kuşak, ahlâki yozlaşma, kimlik karmaşası ve belirsizliğin eşiğine düşmüşse, bunun sorumlularından biri de onların ilk eğitmeni olan anne-babalardır.

Günümüzde eğitimciler özellikle genç kuşağın içine düştüğü ahlâki yozlaşmayı tartışıyor ve bu çocukları terbiye etmenin yollarını arıyorlar. Yarım asır önce yola “ahlâk ve maneviyat” diyerek koyulan rahmetli Erbakan Hocamızın şiar edindiği bu söylemin anlam ve muhtevasını bugün sanırım daha iyi kavrıyoruz.

Zaman değişiyor, hayatımızı kolaylaştıran araçlara her gün bir yenisi daha ekleniyor. İstediğimiz her şeye kolay yoldan ulaşabiliyoruz. Fakat el bebek gül bebek büyüttüğümüz çocuklarımız avuçlarımızın içinden kayıp gidiyor. Onları en iyi okullarda okutuyoruz, en iyi iş alanlarına teşvik ediyor, kariyer yapabilmeleri için her türlü imkânları ayaklarının altına seriyoruz. Fakat seküler bakış açısına sahip olan çocuklarımız kendi kültürleri ile aralarına duvarlar örüyor ve başkalaşıyorlar. Ahlâk ve maneviyat noktasında yoksullaşan çocuklarımız yaşamlarına farklı bir kulvardan devam ediyor ve kimliklerine yabancılaşıyorlar.

Rahmetli Hocamızın yola çıkarken baş slogan haline getirdiği “ahlâk ve maneviyat” bugün İslam coğrafyasının özlemini çektiği değerler haline gelmiştir. Zira küresel Batı, Müslüman halkların sadece topraklarını ve kaynaklarını sömürmedi aynı zamanda onların kültürel değerlerini de sömürdü. Ne acıdır ki öz değerlerimizden uzaklaşınca akla hayale gelmeyecek kötülüklerin müntesibi olmaya başladık.

Rahmetli Erbakan Hocamız siyasi çalışmalarının temelini ahlâk ve maneviyat ekseni üzerine kurmuş, bilimsel, teknolojik, kültürel, siyasi, sanatsal ve sosyal anlamda gelişmiş, ahlâk ve maneviyat noktasında ise hassasiyetlerini koruyan bir İslam coğrafyası düşlemişti. Ahlâk ve maneviyat fertlerin yaşamlarının tüm safhalarında kuşanmaları gereken değerlerdi. Bu değerlerden yoksun yaşayan toplumlar ise ekonomik anlamda hangi noktada yer alırsa alsınlar yoksullaşmaya ve çökmeye mahkûmdular.

Ahlâki yozlaşmanın had safhaya ulaştığı bir süreçten geçiyoruz. Artık ne komşunun komşuya ne de dostun dosta güveni kaldı. Gasp ve cinayet, çocuk istismarı ve şiddetin her türlüsüne şahit oluyoruz. Sokak ortasında gayr-i ahlâki görüntüler sergileyen genç bireylerle karşılaşıyoruz. Çocuklarımıza kem gözle bakan fedofili hastalarının sayıları ise her gün biraz daha artıyor.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp