Ölümden büyük ölü var mı?

Ölümden büyük ölü var mı?


Salgın (pandemi değil) yüzünden çok sık ölüm haberi alıyoruz. Ölenlerin bazıları da tanınmış kişiler. Fikirdaşları öve öve bitiremiyor…

Yaşayanları sınırsız övgüye zorlayan şey, sanırım, insanın ölüm karşısında duyduğu derin çaresizlikle ölüye sağken çektirdiklerinin bedelini ödeme arzusudur…

Bir nevi helâlleşme…

Çok büyüktü derler…

Çok başarılıydı…

Çok müthişti…

Çok çalışkandı…

Çok kararlıydı…

Çok istikrarlıydı…

Çok cesurdu…

Çok muhteşemdi…

Çok becerikliydi…

Çok güzeldi…

Çok yakışıklıydı…

Çok neşeliydi…

¥

Dikkat edin, hepsi “di” ve “dı… 

Yani bitti… 

Yani öldü!

¥

İnsan ölünce, dünyadaki makam ve mevkiler gibi, sıfatlar da biter…

Dünyevi olan her şey geride kalır…

Değerlendirme kriterleri de doğal olarak farklılaşır…

Meselâ, “iyi insan mıydı?” diye sorgulanır.

Ama bir insanın gerçek anlamda “iyi” mi, “kötü” mü olduğuna, öteki insanlar karar veremez. 

Bu kararı ancak ve sadece Allah verir: Allah’ın belirlemesi ise, kendi buyruğunun gereği olarak, dünyevi kriterlere göre değildir…

Yani ne kadar başarılı, ne kadar becerikli, ne kadar istikrarlı, ne kadar ihtişamlı olduğuna bakmaz…

Hükümlerine göre yaşayıp yaşamadığına bakar.

Hükümler belli: En başta “Amentü”nün içinde ne varsa sorgusuz-sualsiz iman…

Bunları tasdik anlamında da “Kelime-i şahadet…”

Sonra namaz…

Oruç…

Hac…

Zekât…

Bir gün bile namaz kılmayan, bir gün bile oruç tutmayan biri şayet “iyi biri” olarak ilân ediliyorsa, bilin ki, kullanılan ölçüler ahirette hiçbir geçerliliği olmayan dünyevi ölçülerdir. Ne yaşayanlara, ne de ölene bir katkı sağlar.

Oysa ölüm en büyük ibrettir! İbret alabilmek açısından, ölçüyü kaçırmamak lâzım…

Övgü yerine “Fatiha” okumanın daha geçerli olduğu bir noktada bulunulduğunu da hatırlamak gerekiyor. 

Tabii “Işıklar içinde yatsın” yerine de “Nur içinde yatsın” demek gerekiyor. 

Google+ WhatsApp