Ölüm bir dirilişin adıdır

Ölüm bir dirilişin adıdır


Ölüm bir dirilişin adıdır

 

Seküler kültür birey ve toplumların kadim değerlerini, hayata bakış açılarını, gelecekle ilgili beklentilerini ve ölüm algılarını dönüştürdü, başkalaştırdı. Bilim ve teknolojide kat ettiği yolu dikkate alarak kendini her şeyin muktediri gören Batı zihniyeti, ölüm karşısında çaresiz kalınca ömrü uzatacak formüllerden dem vurmaya başladı. Katlettiği değerlerin ülkesinde fertler öbek öbe suça eğilim göstermeye başlayınca alternatif çözümler ileri sürerek her şeyi ben çözerim havasına girdi. Zira bu zihniyetin kucağında büyüttüğü caniler, hayatı sadece maddi dünya ile sınırlı görüp kötülük üstüne kötülük ekmeye başladılar. Erdemler katledildi, katiller ise kahraman ilan edildi. Oysa kapitalist zihniyetin yok saydığı ölüm, ahiret, büyük mahkeme ve mutlak adalet gibi kavramlar fertleri şiddet ve nefretten uzak tutuyor ve insanlaştırıyordu.

Günümüz insanı ölüm duygusundan kaçıyor, ölümü düşünmemek için sahte gölgeler buluyor ve buraya sığınıyor. Bu kişiler ömrü uzatacak formüllere, beslenme ve yaşam tarzlarına, ölümcül hastalıklarla ilgili gelişmelere dair yapılan bilimsel araştırmalara dikkat çekerken, ölümden bahsetmemeye özen gösteriyorlar. Peki, nereye kadar kaçabileceksiniz? Bu duygunuzdan ne kadar uzak kalabileceksiniz? Unutmayın ki, ne yaparsanız yapın, hangi yola başvurursanız vurun, yaşam süreniz ne kadar uzun olursa olsun öleceksiniz, hesaba çekileceksiniz ve eylemleriniz doğrultusunda bir gelecek elde edeceksiniz. O nedenle ölüm duygusundan kaçmayın, bunun yerine ölüm sonrası için hazırlıklar yapın ve ölümü tebessümle karşılayın.

Ölümsüzlük arzusu insanın fıtratında vardır, zira insanın varlığı ahiret yurdu ile birlikte devam etmektedir. Yani insan sonlu bir varlık değildir. Mutasavvıflar onun bu arzusunun ahretin varlığına bir delil olduğunu ifade ederler. İnsanın bedeni sonlu dünyaya ait olsa da ruhu ebedi âleme çeker ve sonsuzluğa özle duyar.

Eric Fromm ABD’de insanların ölüm duygusundan kaçmak için, cenaze törenlerini alabildiğince süslediklerini ve ölümü güzel göstermeye çalıştıklarını ifade eder. Afrika’da yakını ölen kişilere moral vermek için şarkılar söylenir, danslar yapılır. İslam kültüründe ise ölen kişinin ardından hatimler indirilir, dualar yapılır ve mevta hayırla yâd edilir. Zira Müslümanlara göre ölüm bir yok oluş değildir aksine bir vuslat anıdır. Fakat bunun için kişinin ölüm öncesinde gerekli hazırlıkları yapmış olması yani ölüme hazırlanması gerekir.

Peki, sekülerizmin seline kapılan fertler ölümü neden yok sayar ve ölüm duygusundan neden kaçınırlar? Zira onlar yaşamlarını dünya-ahiret dengesi üzerine kurmazlar, hayatı sadece bu dünyadan ibaret görür ve metalara ihtirasla bağlanırlar. Onlara göre ölüm, putlaştırdıkları para, mevkii, şaşalı hayatlar ve zevklerden koparan bir şeydir. Cennetin ne olduğunu kavrayamadıkları için dünyanın geçici metalarını kutsar ve bunları kaybetmekten korkarlar.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp