“Ölmek istemiyorum!” “Anne lütfen ölme!”

“Ölmek istemiyorum!” “Anne lütfen ölme!”


“Ölmek istemiyorum!” “Anne lütfen ölme!”

 

 

Kırıkkale’de eski eşi Fedai Bulut tarafından kızının gözü önünde hunharca, insanlık dışı bir şekilde acımasızca öldürülen Emine Bulut’un yaşadığı vahşet hepimizin kanını dondurdu. 

Boğazından bıçaklanan Emine Bulut’un “Ölmek istemiyorum!” diye haykırışı, 10 Yaşındaki kızının annesine çaresizce sarılıp etrafa yardım bekleyen gözlerle bakarak “Anne lütfen ölme!” diye bağırışını, anne-kızın gözyaşlarını unutabileceğimizi zannetmiyorum. Unutmayalım da...

Peki, kamuya açık alanda gerçekleşen cinayet sonrası, mekanın çevresine toplanan kalabalığın umarsızlığını, videoyu sosyal medyada paylaşmayı tercih edip Emine Bulut’a yardım etmeyen kişilerin toplu rezaletini nereye koyalım?

Cinayetin ardından dükkandan çıkan Fedia Varan’ın “Bu kahpeyi öldürdüm,” demesine, 250 mt yürüdükten sonra taksiye bindiğinde, taksicinin üzerindeki kanı sorması üzerine sakin bir şekilde, “Hayvan kestim,” cevabını vermesine tepki göstermeyen diğer erkeklerin tavrına ne diyelim?

Boşanmış Mağdur Babalar Derneği diye bir derneğin Başkanı Muhammed Özen’in, “Aslan parçası meydanda karıyı boğazlamış. Yüreğim buz gibi oldu. Biz bu kahraman kadar olamadık. Benim yetişkin kızım, anasının genç sevgilisinin yanında. Hangi babanın buna ciğeri dayanır diyen yok,” sözlerine, 

Buz gibi kötülüğüne ek olarak dehşet verici özgüven patlamasına,

Geçmişte, nasıl oluyorsa, bir ulusal gazeteye verdiği röportajda kullandığı "Karılarını öldüren erkekleri alınlarından öpüyorum" ifadelerine ve onu ses çıkarmadan onayladığını bildiğimiz çok sayıda erkeğe ne dersiniz bilmiyorum. 

Emine Bulut ve yaşadığı travmanın izlerini ömrü boyunca taşıyacak olan kızı maalesef ne ilk ne de son kurbanı bu zihniyetin...

İki gün önce, Konya’da yaşayan Bekir Erkol’un üç çocuk annesi eşi Tuba Erkol’u 20 yerinden bıçaklayarak insan aklının alamayacağı bir vahşilikle öldürmesi... Ne ilginçtir kiiki erkek çocuğunu alıp evden çıkarken 9 yaşındaki kızını geride bırakması... Kız çocuğunun komşular tarafından kurtarıldığında “Ben annemsiz uyuyamam ki... Ben onsuz nasıl yatarım? N’olur doktorlara biraz daha para verin de annemi yaşatsınlar,” diye feryat etmesi...

Ya Gaziantep’te yine iki gün önce hastanede doğum yapan 28 yaşındaki eşinden şiddet gördüğü için ayrı yaşayan G.Y.’nin hasta yatağında bıçaklanması ve hayati tehlikesinin devam ediyor olması...

Katillerin aynı zamanda çocuklarını, ve özellikle de kız evlatlarını umursamıyor olduğunu, cinayetlerin iddia ettikleri gibi “namus meselesi” olmadığını göstermeye yetiyor da artıyor. Zaten ‘namus cinayeti’ gibi bir yaklaşımın hiçbir gerekçesi olamaz da, çocukları da hiçe sayan bu zihniyet, içinde körü körüne kadın düşmanlığı’ taşıdığını ortaya koyuyor. Bu aklın Cahiliyye devrinde kızlarını diri diri toprağa gömenlerden farkı olduğunu kim söyleyebilir?

Geçen yıl, eşinden şiddet gördüğü için boşanma davası açan Dilek Yardım’ın kocası Ali’nin görüş gününde küçücük çocukları, 2 yaşındaki Miray Hira’yı ve 4 yaşındaki Elif Mina’yı pompalı tüfekle öldürüp, annelerine telefon ederek “Çocuklarını öldürdüm, gel de al,” diyerek ardından intihar edişi,

Dilek Yardım’ın kameralar önünde çığlık çığlığa, “Polise söyledim. Size söyledim. Aileme söyledim. Herkese yalvardım. Beni bu adamdan kurtarın dedim. Hiçbiriniz dinlemediniz. Hiçbiriniz bana sahip çıkmadınız,” deyişi hala hatırımızda, değil mi?

“Çocuklarımı, çocuklarımızı...” bile diyemeyen, minicik yavruların canına kıyabilecek kadar canileşen Ali Yardım’ın erkek lardeşi Ekrem Yardım’ın böylesi bir vahşetin hemen ertesinde mikrofon uzatıldığında hiçbir utanma, sıkılma belirtisi göstermeden şöyle diyebiliyor: “Bir baba o hale nasıl gelebilir. Anne sebebiyet vermiş ki olmuş... Ondan sonra kadın cinayetleri oluyor. Devlete rica ediyorum. Biraz da erkekleri düşünsün,” sözleri hala kulaklarımızda, değil mi?

İnsaf... El kadar iki bebe, yeğenleriniz, hiçbir suçları, günahları yokken pompalı tüfekle öldürülmüş, ağzınızı açıp ilk kurduğunuz cümle “Biraz da erkekleri düşünün,” mü olur!? Minicik bedenlerin kanı dahi soğumadan ağza alınan böylesi ifadelerin bu kadar pervasızlık ve soğukkanlılıkla söylenmesi, bu cinayetlerin adım adım geldiğini, herkesin farkında olduğunu, ama kimsenin durdurmak için bir şey yapmadığını gösteriyor. 

Tıpkı Kolombiyalı büyük yazar Gabriel García Márquez'in Kırmızı Pazartesi romanındaki gibi, işleneceğini herkesin bildiği, engel olmak için kimsenin bir şey yapmadığı bir ‘namus cinayeti’nin hikayesinde olduğu gibi, göz göre göre geliyor kadın ve çocuk cinayetleri, aile içi şiddetin vardığı son nokta… 

Fakat burada ölen kadın oluyor, çocuk oluyor, ataerkil düzenin basitleştirdiği ‘namus’ tanımı katliamların bir bahanesi oluyor sadece; geride kocaman, kulakları sağır eden bir sessizlik kalıyor… 

Otoritesine başkaldırdığını düşündüğü kadını, kendisine karşı gelme cüretini gösteren eşini durdurabilmenin yolunu, onu öldürüp çocuklarını bile ortada bırakmakta ya da küçücük çocuklarını dahi öldürebilmekte bulan bu canavarlık, “Kadın bir şey yapmıştır ki erkek o hale gelmiştir,” şeklindeki katil aklayıcı zihniyet yaşadıkça devam edecektir. O yüzden bu erkeklerle değil, aynı zamanda bu zihniyetle de savaşmaya girişmedikçe,

Ve her şeyden önemlisi kadınların söyledikleri dinlenmedikçe, erkekler bu konuda daha fazla duyarlılık sahibi olup keskin bir netlikte konuşmadıkça, havaya bakıp ıslık çalmayı sürdürdükçe, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddet konuları, henüz hakkında gerçek manada konuşmaya dahi başlayamadığımız en büyük sorunumuz olarak var olmaya devam edecek.

Meseleyi siyasileştirmeden konuşmayı başaramadığımızda, “namus”, “din”, “ataerkil düzen”, “ahlak”, “vicdan”, öteki”, “önyargı”, “toplumsal sorumluluk”, “modernite” açılarından hiçbir sübjektif yoruma kaçmadan değerlendiremediğimizde ise, biz de, sadece katili karşısında değil, sessizliği seçen toplum karşısında da yalnız, çaresiz ve savunmasız kalan kadınların ve çocukların ölümlerinden, dolaylı olarak da olsa, sorumlu olacağız.

Filhakika, haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.

 

süperhaber

Google+ WhatsApp