Öldürdüm ama, bir sor abicim, niye öldürdüm?

Öldürdüm ama, bir sor abicim, niye öldürdüm?


Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeni vecizesi vizyona girdi..

“Tayyip Erdoğan’a cevap yetiştireceğim” diye..

CHP’nin bugünkü genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu..

“Ezanın bu ülkede yıllarca Türkçe okutulmasının faili..

Camileri ahır yapılmasının faili..

Ayasofya caminin müze yapılmasının faili..

‘Harf devrimi yapıldı, artık Latin harfleri dışında kitap bulundurmak yasak’ diyerek, Kur’an-ı Kerim’lerin toplatılmasının, hatta imha edilmesi amacıyla yakılmasının faili olan CHP’yi savunacağım” derken..

Bakın ne demiş:

“Erdoğan ‘CHP Kur’an’ı yasaklattı’ diye belge gösteriyor. Onun devamı var. Yanlış basıldığı için yasaklanmış.”

Görür görmez beni aldı bir gülme..

Acı acı gülme..

Rahmetli babamdan dinlemiştim..

Jandarmalar ufuktan göründüğünde..

Kuran-ı Kerim’leri nasıl sakladıklarını..

Kuran-ı Kerim’in yanı sıra, gelen jandarmanın aslında Kuran-ı Kerim okuması, Arapça ve Osmanlıca bilgisi olmadığı için, kendince Arap harfleri ile yazılı ne kadar kitap bulursa, ne yazıldığını okuyamadığı için, hepsini aynı muameleye tabi tuttuğunu..

Aramaya gelen jandarmanın, hedeflediği sayıda kitap bulamayınca, nasıl eziyet ederek, “Çıkartıp vereceksiniz” diye baskı yaptığını..

Onların tehditlerine, köylülerin nasıl direndiklerini..

Anadolu’nun bir ücra köyünde yaşanılanları bizzat yaşayan, rahmetli babamdan dinlemiştim..

Bunun üstüne..

Kemal Kılıçdaroğlu, “CHP’nin tek başına iktidar olduğu dönemde Kur’an-ı Kerim yasaklandı. Yasaklandı ama, bir sorun, niye yasaklandı.. Ben söyleyeyim, yanlış baskı olduğu için yasaklandı” diyorsa..

Tam da, cinayet işleyen adamın cevabına benziyor, Kemal Bey’in bu savunması:

Öldürdüm abicim, doğru öldürdüm.. Ama, bir sorsana abicim, niye öldürdüm?”

Kur’an-ı Kerim’i yasaklamışlar..

Yasaklamayı boşverin, köy köy dolaşıp, eski Türkçe yazılı bütün kitapları toplamışlar..

Ezanı Türkçeye çevirmişler..

Camiler ahır olmuş..

Ayasofya müze olmuş..

İsmet İnönü’nün anlatımı ile, “Cuma namazları evlerde kılınmaya başlanmış..”

Şimdi Kemal Kılıçdaroğlu, “Kur’an-ı Kerim yasaklandı ama.. Niye yasaklandı? Çünkü yanlış baskı yapılmıştı” diye savunma geliştiriyor..

Devam ediyor Kemal Kılıçdaroğlu..

Bir örnek daha veriyor..

“CHP döneminde mevlid yasaklanmış. Ama niye yasaklanmış? Çünkü portakal suyu nasıl içilir anlatılıyormuş. Onun için yasaklanmış.”

Hah hah ha..

Mevlid yasaklanmış..

Kuran-ı Kerim’in yasaklanmasının yanında..

Tüm dünyanın gözü önünde, milyonların kulağı ile duyduğu şekilde, CHP’nin ezanın Türkçe okutulması uygulaması karşısında.. Ezanı Türkçe okumayanlara hapis cezası verilmesi noktasındaki kanun maddesi karşısında..

Mevlidin yasaklanıp yasaklanmaması benim açımdan çok çok önemli değil ama..

Portakal suyu muhabbeti hayli ilgimi çekti..

Adamların işi gücü yokmuş..

Mevlidde, var mıydı, yok muydu bilmiyorum ama..

Kemal Bey’in sözünü doğru kabul edersek..

CHP yönetimi, mevlide “portakal suyu” ile ilgili konuları bile araştırmaya kalkmışlarsa..

Bu olsa olsa..

CHP’yi aklama anlamında bir savunma değil..

Ancak işlenen suçun itirafı olur..

Hani, AK Parti’ye kara çalmaya çalışıyorlar ya..

AK Parti’ye yapışması imkanı olmayan “Cami yıktılar” iftiraları atılıyor ya..

Sonra araştırıyorsunuz..

“Depreme dayanıklı olmayan cami inşaatı tespiti yapılmış, dayanıklısını inşa etmek üzere cami yıkılmış” bilgisine ulaşıyorsunuz ya..

Kemal Bey de..

O iftiraları AK Parti’ye yapıştıramadığı için..

Ordan edindiği tecrübe ile..

“Kur’an-ı Kerim’ler yakılmış. Bunu inkara imkan yok. O zaman ne yapalım, ne yapalım.. Buldum, nasıl ki AK Parti, hasarlı camileri yıkıp, yerine yenisini yapıyor.. Biz de yakılan Kur’an-ı Kerim’lerin yanlış yazıldığı için toplanıp yakıldığını söyleyelim” demiş..

Ve bu müthiş cevabı, karşısındaki boya küpüne dalıp çıkmış olan türbanlı bayana aktarmış..

İyi de..

Siz AK Parti’ye karayı çalıyorsunuz..

Biz de soruşturup, öğreniyoruz ki, o yıkılan cami yerine, daha büyüğü, aynı yere veya bir yan parsele yapılmış.

Peki, CHP’nin, o Kur’an-ı Kerim’leri toplatıp, yaktırdığı yıllarda, doğru baskısı yapılmış Kur’an-ı Kerim’leri çoğalttığını söyleyebiliyor musunuz?

Ama sakın ha bana, “Atatürk cebinden verdiği para ile, Kur’an-ı Kerim’in mealini Elmalılı Hamdi Yazır’a yaptırdı” demeyin..

Eğer gerçekten, Elmalı Hamdi Yazır’ın dini bilgisine saygılı olunsaydı, bir sorulurdu: “Hocam, ezanı Türkçe okumak caiz midir?”

Sorulur ve cevabına göre hareket edilirdi..

Türkçe ezan okutmaya gelince kimseye sormayın..

Kur’an-ı Kerim’leri toplatıp, imha etmeye kalkın..

Hatta Osmanlıca yazılmış eserleri bile toplatıp, imha edin..

Sonrasında da..

“Onlar yanlış yazılmıştı.. Onun için toplandı” diye savunma geliştirin..

Bu mızrak, bu çuvala sığmaz Kemal Bey..

Bu millet, bu yalanları yemez, kemal Bey..

Bizim nesil de yemez..

Bizden sonraki nesil de yemez..

Sorarlar adama..

“Haydi ben, Kur’an-ı Kerim’in toplatıldığı günleri bizzat yaşamadım. İyi de, Kur’an-ı Kerim’de farz olarak emredilen başörtünün yasaklandığı günleri de mi, yaşamadık biz?”’

Öyle ya..

CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne gidip, “Bu anayasa değişikliği, Türkiye’de başörtü yasağını kaldırmak için getirilmiştir. Bu değişikliğin iptali gerekir” talebinde bulunmasını da hatırlamıyor değiliz..

Dolayısı ile..

Kemal Bey boşversin bu, “Biz de dindarız” numaralarını..

Dine saygılı olsun, yeter..

Dindar olmaya mecbur değil..

Dindarları tahkir etmesin, aşağılamasın yeter..

Dindarları cezalandırmasın yeter..

Dindarları temel hak ve özgürlüklerinden yoksun bırakılması için geceli gündüzlü çalışmasın yeter..

Google+ WhatsApp