Öldükten sonra kıymetini bilsek ne fayda

Öldükten sonra kıymetini bilsek ne fayda


Öldükten sonra kıymetini bilsek ne fayda

 

 

Son dönemlerde birçok kıymetli insan hayata gözlerini yumdu. Birçok insanın da ölüm yıl dönümleri nedeniyle aynı günlerde anma programları yapıldı, mesajlar yayınlandı. Törenleri izledim, mesajları okudum, insanların tutumlarını gördüm.

Bir insanı kaybettikten sonra kıymetini bilmenin, bir insanın yokluğunda onun değerli olduğunu anlamanın ne kadar yanlış ve ne kadar üzücü olduğunu bir daha fark ettim.

MAKALEYİ SESLİ DİNLEMEK
İÇİN TIKLAYIN

 


Daha vahim olanı ise, yaşarken kıymetsiz biriymiş gibi davranılan, hakkı verilmeyen, hatta hakkı yenilen insanların ölümünden sonra, ortaya dökülen dramatik cümleler, vicdan sızlatan sözler ve yürek hoplatan methiyelerdir.

Yitirdiğimiz ve arkasından kıymetini anladığımız onlarca isim sayabilirim. Birkaçını örnek vereceğim sadece.

YAŞARKEN KIYMETİ BİLİNMEYEN İNSANLAR

Geçtiğimiz günlerde vefatının 9. yıldönümü nedeniyle Muhsin Yazıcıoğlu anıldı. Öylesine güzel sözler söylendi ki arkasından, gerçekten gıpta etmemek elde değil. Lakin gelin görün ki, bu sözleri söyleyenler, Yazıcıoğlu yaşarken ona oya vermedi, partisini desteklemedi.

Birkaç defa görüşmüştüm kendisiyle. Her görüşmemizde, ‘bu insanı neden millet desteklemez, devlet önemli makamlara getirmez’ diye sorardım kendi kendime. Ölümünün üzerindeki sis perdesini bile doğru düzgün kaldırmadık. Gerisini siz düşünün.

Rahmetli Erbakan’ın ölüm yıldönümü de aynı yüksek duygular, minnet ve kıymetli sözlerle geçti. Ne acıdır ki, onun “Adil Düzen” teorisini bile yaşarken okumamış, anlamamış ve kıymetini bilmemiştik. Şimdi ne büyük bir siyasi deha, bilge ve öngörülü olduğunu anlatıp duruyoruz.

Geçen hafta toprağa verdiğimiz Hasan Celal Güzel’in, vefat etmeden önce, kimse ne iş yaptığını bilmiyordu. Eğitim, tarih ve bilim alanında eser yayınlamak için gösterdiği çabaya destek veren bir avuç insan vardı sadece. Çıkardığı özel dergilerden birine yazı istemek için aradığında hüzünlendim. Türkiye’nin en iyi bürokratlarından, bakanlarından, en mert insanlarından biriydi ve yazıma telif ödeyemediği için üzüntülerini anlatmak zorunda kalmıştı. Niye bu konuma soktuk bu insanı?

Rahmetli Akif Emre’yi kaybettiğimizde, mezarı başında değerli insan Cevat Özkaya hem ağlayıp hem anlatıyordu bana: “Bir Akif’i yetiştirmek kolay mı? Yaşarken kıymetini bilemedik. Son bir yılı ekonomik zorluk içinde geçti. Şimdi utanmak bize düşer.”

Kimse Akif Emre’nin kitaplarını, yazılarını doğru düzgün okumazdı. Ama ölümüyle, ne kadar dik duruşlu, omurgalı, bilge ve adalet sahibi biri olduğunu anlatmayan kalmadı.

BİZDE ÖLEN İNSAN KIYMETLİDİR, YAŞAYAN DEĞİL

Etrafınıza bakın. Bu saydıklarım gibi, ne kadar kıymetli insan var görmeye çalışın. Sonra bu insanlara değer veriliyor mu, hakkı teslim ediliyor mu, gereken saygı gösteriliyor mu düşünün. Birçoğuna yaşarken hakkı teslim edilmemiştir, siz de göreceksiniz.

Peki neden?

Bizde ölen insan kıymetlidir, yaşayan değil.

Ne tuhaf değil mi? Öldükten sonra bir insanın kıymeti artınca ona ne faydası olur ki? Bir siyasetçiye, bürokrata, yazara öldükten sonra verilen kıymetin onda biri yaşarken verilseydi, hayatları başka türlü akardı.

Eski zamanlardan beri durum böyledir aslında. Nice düşünür ve sanatçı yokluk içinde hayatlarını kaybettiler. Öldükten sonra eserleri dünya pahasına satıldı.

İNSANLARIN YAŞARKEN KIYMETİNİ BİLİN

‘Hayatın kuralı bu ne yapalım…’ Bence bu cümleyi kurmamalıyız. Bu cümle, ‘böyle gelmiş, böyle gider’ cümlesi kadar tehlikeli ve kötü bir cümledir.

İnsanlarımızın yaşarken kıymetini bilmek zorundayız. Buna vefa denmez sadece. Buna insana değer vermek denir. Buna saygı, nezaket ve kadirşinaslık denir. Buna insan kaynağını iyi kullanmak denir aynı zamanda.

Etrafınıza bakın. Henüz yaşıyorken, kıymetli olduğunu düşündüğünüz insanları tespit edin. Sonra yanına gidin ve ona ne kadar kıymetli biri olduğunu, ne kadar iyi biri olduğunu söyleyin.

Bizde insan ölünce musalla taşının yanına gidip, ‘iyi biliriz, şahidiz’ deriz. Neden yaşarken bunun yapmayalım?

Bunu devletten beklemeyin sakın. Bizzat siz yapın. Anneniz, babanız, arabalarınız, dostlarınız, sevdikleriniz… etrafınızda çok değerli insanlar var.

Yaşarken kıymet bilin. Öldükten sonra kıymeti olmuyor.

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp