Olaylara bir de tersinden bakalım mı?

Olaylara bir de tersinden bakalım mı?


Olaylara bir de tersinden bakalım mı?

 

 

FETÖ’cülerin son yaygın propagandası, Afrin’de şehid olan askerlerimizden birisinin babasının 15 Temmuz darbesi sonrasında, FETÖ’den dolayı KHK ile ihraç edildiğine dair iddia..

Sizler de hatırlayacaksınız, tabutun ön tarafından, iki eli ile kaldırarak, şehid oğlu ile yürüyen baba Ahmet Koç olayından bahsediyoruz.

FETÖ’cüler diyorlar ki:

“Bakın bakın.. Gördünüz mü? Afrin şehidinin babasına yapılan zulme bakın.. Şehidin babası, Konya Belediyesi’nde memurken, KHK kararı ile FETÖ’den atılmış. Bu ne zulümdür!” 

İlk tespitimiz şu olsun..

Önce oğul Afrin’de şehid olup, sonra babası FETÖ gerekçesi ile ihraç edilmiş değil..

Ya ne olmuş?

Önce baba Ahmet Koç, FETÖ’den atılmış! 

1.5 yıl sonra, oğlu Taha Koç Afrin’de şehid olmuş. 

 (İhraç olayı henüz resmi makamlar tarafından doğrulanmadı.. Dolayısı ile, her ihtimale karşılık, ‘iddia doğru ise’ diyerek, bir ihtirazi kayıt da koymuş olalım.) 

Bir de şunu ekleyelim, olayı tersinden yorumlamaya:

Herkesin zulme uğradığı, haksız yere işinden edildiği, özgürlüğün olmadığı, küçücük bir ihtimalle insanların cezaevine girdiği iddia edilen Türkiye’de..

İşe bakın ki..

Bir baba FETÖ gerekçesi ile memurluktan atılıyor.. 

Ama devlet o kadar adil, o kadar hakkaniyetli ki.. Babanın suçunu, oğuldan sormuyor.. FETÖ’den attığı babanın oğlunu, astsubay çavuş olarak görevine devam ettiriyor.. Babayı attıktan sonra (suçlu-suçsuz ayrı bir tartışma..) otomatikman oğlunu da ihraç etmiyor. Öyle ki, o oğula, en kritik bir operasyonda bile görev veriyor.

Ne dersiniz? Olaya bir de bu pencereden bakmak gerekmez mi?

Bu vesile ile, şehidimize rahmet, acılı anne- babasına sabr-ı cemil diliyorum..

İnşaallah, baba hakkında haksız bir ihraç kararı var ise, o da araştırılarak adilane bir çözüme kavuşturulur.

¥

Bir başka olay..

Mazlumder’de genel başkanlık koltuğuna kadar yükselen, sonra HDP’lilerin (PKK’lıların) tavladığı bir doktor var..

Nerde bir istismar edilecek olay varsa, hemen oraya damlıyor..

Son bulduğu istismarlık olayı ise, bir Kürt çocuğunun, cezaevindeki annesi ile Kürtçe olarak telefonda konuşamaması..

Yetkililer çocuğu, “Kürtçe değil, Türkçe konuş” diyerek uyarmışlar. 

Hatta şunu da eklemişler: 

“Türkçe konuşmazsan telefon haklarında kayıp yaşayacaksın, ne konuştuğunu anlamamız gerekiyor. Kürtçe değil Türkçe konuş. Haftaya telefonunu dinleyeceğiz. Yine olursa keseceğiz.”

İlk anda vicdanınız sızlıyor, “Olmaz ki ama.. Olmaz ki böyle” diyorsunuz, değil mi?

Haklısınız, “Olmaz ki böyle!”

Vicdanınız bunu diyeceği için, PKK’lılar bunu istismar edeceği için..

Kürtçe bile konuşamıyoruz. Çocuk, annesi ile Kürtçe konuşamıyor. Hani Kürtlerin tüm hakları verilmişti” istismarı yapılacağı için..

Doktorumuz bunun zeminini hazırlıyor..

Gerçeklerin bir kısmını atlayıp, bir kısmını size veriyor..

Öyle ise..

Olaya bir de, gizlenen vakıalar açısından bakalım..

Daha düne kadar, cezaevine giderek yakınını ziyaret edenlerin, Türkçe’den başka bir dille konuşmalarına imkan verilmediğini hatırlatalım..

AK Parti, çözüm sürecinden hemen önce, Türkçe bilmeyen vatandaşlarımızın da, cezaevinde yakınları ile, kendi ana dillerinde konuşma imkanını, onlara tanıdı..

Yani eski iktidar yıllarında, Mesut Yılmaz’ın, Bülent Ecevit’in, Deniz Baykal’ın, Erdal İnönü’nün bakan olduğu yıllarda bile, cezaevine giden vatandaşların, yakınları ile Kürtçe konuşma imkanı yoktu, bunun altını çizelim..

Ve devam edelim, PKK’nın istismar etmesi için gollük pas vermeye kalkan doktorun hatırlattığı olaya..

Doktorun hatırlattığı yeniliği, cezaevinde bir yakınınız yok ise, bilmiyor olabilirsiniz.

Artık, cezaevindeki kişilere, yakınları ile, belli aralıklarla, telefonla konuşma imkanı bile getirildi..

Başka iktidarlar söz konusu olsa idi, böyle bir hak, hayaldi..

Sıradan bir “Kürtçe müzik kaseti serbestliği” bile, bu ülkede konuşuldu konuşuldu ama, yıllarca kaldırılamadı..

AK Parti ise, kısa süre önce yaptığı değişiklikle, cezaevindeki insanların yakınları ile telefonla konuşmalarına bile imkan tanıdı..

Çok önemli bu yeniliğin altını çizdikten sonra, gelelim istismar edilen konuya..

Cezaevindeki annenin çocuğu, cezaevine gitmeden, evinde oturduğu yerden, annesi ile telefonla konuşmak istiyor..

Cezaevine giderse, Kürtçe konuşma imkanı var..

Ama, cezaevine gitmeden, telefonla konuşmak istiyor..

Böyle bir hakkı, AK Parti öncesinde yoktu..

Şimdi var..

Ama, biz daha ilerisini temenni edelim..

“AK Parti iktidarı, yüz yüze görüşmedeki Kürtçe konuşma imkanını, telefonla görüşmeye de tanısın” diyelim ama..

Şimdilik, yeterli tercüman yok ise..

Yeterli teknik imkan yok ise..

Böyle bir sınırlamaya da, insanlarımız saygı ile yaklaşsın..

Çocuk, annesi ile konuşurken, yanında Türkçe bilen birisini bulundurur, annesi ile Türkçeye çevrilen konuşma ile irtibatını kurar..

Evinden, telefonla, cezaevindeki kişiyle telefonda konuşma lüksünün bu kadarcık da bir sınırlaması olsun ama.. Değil mi?

Tekrar belirteyim, devlet tedbirini alsın, Kürtçe bilen elemanlarını çoğaltsın, bu yüz yüze görüşmedeki Kürtçe konuşma imkanını, telefonda da tanısın..

Bunu sağlasın..

Ama şu geçiş döneminde, kimse telefonda Kürtçe konuşamama sınırlamasını da istismar etmeye kalkmasın..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp