Okullara Savaş Açan Örgüt:Boko Haram

Okullara Savaş Açan Örgüt:Boko Haram

Boko ya da Buku Haram’a, Hausa dilinde kelime karşılığı olarak “Latin alfabesi haram”, “Batılı eğitim haram” anlamları verilmektedir. Boko Haram, Nijerya’nın Borno eyaletinde, Batıya karşı nefret duyan, yozlaşmış ve İslam-dışı gördüğü Nijerya hükümetine ağır eleştiriler

Okullara Savaş Açan Örgüt:Boko Haram

 

Boko ya da Buku Haram’a, Hausa dilinde kelime karşılığı olarak “Latin alfabesi haram”, “Batılı eğitim haram” anlamları verilmektedir. Boko Haram, Nijerya’nın Borno eyaletinde, Batıya karşı nefret duyan, yozlaşmış ve İslam-dışı gördüğü Nijerya hükümetine ağır eleştiriler yönelten Muhammed Yusuf tarafından 2002 yılında kurulmuştur.

Yusuf, Borno eyaletinin başkenti Maiduguri’da, içerisinde cami ve İslami eğitim veren bir okulun bulunduğu dini bir kompleks inşa ettirdi. Etkileyici bir hitabete sahip olan Yusuf’un takipçileri arasında toplumun her kesiminden insan vardı. Yusuf’un takipçileri arasında, sadece halkın en fakir kesiminden insanlar değil, refah seviyesi yüksek insanlar hatta Yusuf’u kampüste konuşma yapması için davet eden üniversite öğrencileri bile bulunuyordu.

Muhammed Yusuf döneminde örgütün temel ideolojisi İslam devleti kurmaktı. Yusuf’un her türlü ihtiyaçlarını giderme ve sosyal hizmet sunma vaadine rağmen örgüte katılan insanların çoğu ideolojik saiklerle harekete dahil oldu. Örgütün ilk kurulduğu dönemde şiddete başvurmuyordu hatta Kuzey Nijerya’da hükümete alternatif bir yapı olarak görülüyordu. Örgütün resmi adı “Cemaat es-Sulh Sünneti Li Dava Vel Cihad” (Dava ve Cihad için Ehl-i sünnet Cemaati) dir.

Boko Haram, “İslami” bir yönetimi ve “şeriat kurallarını” benimseyerek; Batı menşeyli her çeşit ideoloji, inanış ve hayat tarzına karşı çıkan, özellikle Nijerya, Kamerun ve Çad bölgesinde eylemler düzenleyen terör gruplarından biridir.

Örgüt, şeriatı benimsemeyen hükümetler için çalışmanın haram olduğunu, sekülerizm, demokrasi ve siyasi partilerin İslam’a aykırı olduğunu kabul etmektedir.

Boko Haram’ın asıl gayesi, Nijerya’nın kuzeydoğusundaki on iki eyalette kendi eğitim ve yargı sistemine, emniyet teşkilâtına ve hükümetine sahip yeni bir devlet kurmaktır.

 Örgütün faaliyet alanlarını gösteren bir harita.

 

Örgütün faaliyet alanlarını gösteren bir harita.

Boko Haram’ın ideolojisi

Örgütün ideoloji altyaısını, “ayet ve hadislerdeki ifadelerin zahiri ile yetinip, bunları aynen kabul eden ve bunları yorumlayarak tevile gitmeyen” selefilik anlayışı oluşturur.

Hz. Muhammed (s.a.v), tabiin ve tebe-i tabiin’in örnek alınması gerektiğini savunan anlayış, bu dönemde herhangi bir mezhep veya cemaat olmamasından yola çıkarak günümüzde de farklı mezheplerin oluşumuna karşıdır. Selefilik, “tek bir İslam’ın olduğunu ve bunun dünayada hakim kılınması gerektiğini savunur.

Örgüt, seküler Nijerya devletinin yerine, Nijerya’da şeriata dayalı bir yönetim oluşturmak maksadıyla kurulmuştur. Boko Haram, Müslümanların batı dünyasıyla siyasi, ekonomik ve sosyal olmak üzere kuracağı her türlü bağa karşıdır. Nijerya’nın Eski bir İngiliz sömürgesi olması sebebiyle örgüt, eğitim sisteminin de İngiliz temelli, İslam karşıtı olduğunu savunur. Örgüt liderleri, basın ve sosyal medya aracılığıyla bu görüşlerini kamuoyunda sık sık paylaşmaktadır.

BBC’nin 2009 yılında Muhammed Yusuf ile yapmış olduğu bir mülâkat sırasında Yusuf, Batılı tarzdaki eğitimin, kendi inançlarına ters düştüğünü açıkça belirtmiştir.

Okullarda Batı müfredatında eğitim verildiğini ileri süren örgüt, sık sık eğitim kurumların saldırılar düzenlemektedir.

Sömürge döneminde İngilizler, ülkenin kuzeyindeki aristokratlarla iş birliği içinde kurdukları misyonerlik okulları aracılığıyla Müslüman gençleri, Hristiyanlaştırmayı amaçlamışlardır. İngilizlerin bu politikası doğal olarak toplum içerisinde okullara tepki oluşturmuş, günümüze değin Batı tarzı eğitime şüpheyle yaklaşılmasına yol açmıştır.

Örgüt, okullarda İslam’a aykırı gördüğü Darvin Teorisi’nin öğretilmesi ve karma eğitim yapılması sebebiyle Müslüman halka çocuklarını okula göndermemeleri konusunda baskı yapmaktadır. İnsanların bir kısmı inanç noktasındaki çekincelerle, büyük kısmı da örgütün baskısından korktuğu için çocuklarını okula gönderememektedir.

Bu durum, örgütün kurulduğu Borno eyaletinde genç kuşağın %83’nün okuma yazma bilmemesi sonucunu doğurmuştur.

Örgüt nasıl ortaya çıktı?

Boko Haram’ın kuruluş tarihi 2002 yılı kabul edilir. Fakat örgütün temelleri, Sahra Altı Afrika’nın genelinde Soğuk Savaş sonrasında ortaya çıkan karmaşa, çatışma ve huzursuzluk ortamında atılmıştır.

Boko Haram’ın ortaya çıkmasında, geçmişi 1940’lı yıllara dayanan radikal dini grupların dönüşmesinin ve 1990’lı yılların sonlarında kuzey Nijerya’daki farklı radikal grupların birleşmesinin etkin rol oynadığı düşünülmektedir. Benin, Kamerun, Çad ve Nijer gibi komşu ülkelerden sızan casusların da, Boko Haram’ın kuruluşunda destek sağladığı noktasında görüşler mevcuttur.

Bölgedeki yoksulluk, işsizlik, ve elverişsiz yaşam koşulları göz önüne alındığında, yemek, barınma ve silah dolayısıyla güç vadeden örgütün, militan toplama noktasında sıkıntı yaşadığı söylenemez.

Boko Haram ortaya çıktığı ilk dönemde, İslam’ı benimseyen, İngiliz sömürüsünden ve Batı yanlısı hükümetlerden bunalmış kuzey Nijerya’da hızla taraftar toplamaya başlamıştır. Boko Haram militanları ağırlıklı olarak Kuzey Nijerya kökenli olmakla birlikte, işsiz lise ve üniversite mezunları ile gariban çocukları da örgütün temel militan kaynaklarındandır.

Boko Haram mensuplarının tamamen Kuzeyli Müslümanlardan oluşmadığı, örgüt üyeleri arasında Hristiyanların da bulunduğu düşünülmektedir.

Son dönemde elde edilen veriler ışığında, Boko Haram militanları arasında ciddi oranda Nijer ve Kamerun vatandaşının bulunduğu söylemek mümkündür.

Örgütün merkezi Nijerya

Nijerya, Sahra Altı Afrika bölgesindeki Batı Afrika’nın en büyük ülkesi durumundadır. Ülke, 180 milyonu aşkın bir nüfusa sahiptir. Ülkede lehçeler de hesaba katılırsa 500’den fazla dil konuşulmaktadır. Ülkede resmi dili İngilizce iken, Hausa, Yoruba, İgbo ve Fulani gibi yerel diller de konuşulmaktadır.

Afrika kıtasındaki en zengin ülkelerinden biri olan Nijerya’nın temel gelir kaynağı petroldür. Nijerya, kuzeyde Nijer, doğuda Çad ve Kamerun, güneyde Gine Körfezi ve Atlantik Okyanusu, batıda ise Benin’le komşudur. Ülke, iki yüz elliden fazla etnik gruba ev sahipliği yapmaktadır.

Nijerya’da 1841 yılından itibaren başlayan İngiliz sömürüsü, ülkenin Ekim 1960’da bağımsızlığını ilan etmesiyle ‘son bulmuştur.’

Boko Haram’ın finansman kaynağı

Örgüt, halktan zorla topladığı bağışlar, yağmalama, silah ve mühimmat kaçakçılığından elde ettiği gelirler ve kaçırdığı insanlara karşılık topladığı fidyelerle finansman sağlamaktadır.

Varlıklı mensupları bulunan örgüt, eğitimli ve nüfuzlu insanları da bünyesinde bulundurur. Örgüt, üyelik aidatları, politikacılardan alınan bağışlar, yabancı terörist grupların sağladığı mali yardım, banka soygunu gibi çeşitli finansman kaynakları aracılığıyla varlığını sürdürür.Örgüt, El-Kaide ve finansmanı sağlam diğer gruplarla kurduğu iş birliği sayesinde artan terör eylemlerini finanse etmektedir.

Ayrıca örgüt, hakimiyet sağladığı bölgelerde yaşayan halktan, güvenliklerini sağladığı gerekçesiyle ‘vergi’ almaktadır.

Bu tür faaliyetlerle gelir elde eden Boko Haram’ın mühimmat sıkıntısı yoktur. Örgütün envanterinde ağır silahlar, patlayıcılar ve gözetlemefaaliyetleri için dron bile vardır.

Örgüt, savaş ve devlet inşa etme süreçlerini birlikte götürmeye çalışmaktadır. Örgütün kendi içinde mahkemeleri bulunan bir adalet sistemi vardır. Örgüt, balıkçılık, çiftçilik gibi ekonomik faaliyetler de yürütmektedir.

Örgütün faaliyet alanları ve eylemleri

Başlangıçta, eşitsizlik ve yolsuzluğa karşı çıkmak, Müslümanların haklarını savunmak ve İslam’ı Nijerya’da hakim kılmak vaadiyle ortaya çıkan Boko Haram, 2002 yılında sonra askeri bir yapı kazanmış, şiddet eylemleri gerçekleştirmeye başlamıştır.

Yerel güvenli güçleri ile çatışmalarını takiben örgüt üyeleri, Nijer sınırına yakın bir yere taşınarak 23-31 Aralık 2003 tarihleri arasında Kanama ve diğer dört şehirdeki polis karakolları ve hükümet binalarına hedef alan şiddetli saldırılar başlatmıştır. 2004 yılında, dört örgüt mensubunun hapishanede gardiyanlar tarafından öldürülmesi üzerine, örgüt, daha çok karakolları hedef alan eylemler yürütmeye başlamıştır.

Boko Haram, haberleşme ağını geliştirmeye de önem vermektedir. Örgüt mensuplarının istihbarata takılmadan güvenli şekilde iletişim kurması için teknik altyapı sürekli geliştirilmektedir. Öte yandan, Nijerya hükümetinin istihbarat ve koordinasyon noktasındaki eksiklikleri örgütün ekmeğine yağ sürmüş, eylemlerini kolaylıkla organize etmelerinin önünü açmıştır. Örgüt kurulduğu tarihten bu yana fikirlerini geniş kitlelere duyurmak için teknolojiyi ve sosyal medyayı etkin olarak kullanmaktadır.

Örgüt, ilk ciddi şiddet eylemini 2009 yılında, bir örgüt mensubunun cenazesinden sonra, kendilerini durdurmak isteyen trafik polisini ateşe vererek gerçekleştirmiştir.

26 Temmuz 2009’da örgüt, Borno, Bauchi, Yobe, Gombe, Kano ve Katsina’da ayaklanma başlatmıştır. Olaylar, ordu ve emniyetten seçilmiş personelden kurulan – Joint Task Forces (JTF) – adlı askeri birliğin örgüt üyesi oldukları varsayımıyla 800 kişinin içinde pek çok masum insanı öldürmesiyle sonuçlanmıştır.

Darbeciler, örgütün merkezi kabul edilen Maiduguri’deki 16 camiyi yok etmiştir. Olaylar sırasında yaklaşık 40 Hristiyan örgüt üyeleri tarafından idam edilmiş, 20’ye yakın kilise yakılmıştır. Yaşananlar üzerine, yüzlerce Boko Haram üyesi tutuklanarak infaz edilmiştir. Sağ olarak ele geçirilen örgütün lideri Muhammed Yusuf ise gözetim altındayken öldürülmüştür.

Olaylar sonucunda örgüt, 2010 yılına kadar faaliyetlerine ara vermiş, hatta bu süreç içinde Nijerya hükümeti tarafıından yapılan açıklamada Boko Haram’ın ortadan kaldırıldığı belirtilmiştir. Fakat Muhammed Yusuf’tan sonra örgütün başına gelen Ebubekir Şaki, örgütün yeniden dirildiğini duyurmuş, 2010 yılında dünyaya şöyle seslenmiştir:

“Cihat bitti sanmayın; cihat, asıl şimdi başlıyor!”

 

2010’da küllerinden yeniden doğan örgüt, ağır silah ve patlayıcı kullanmaya başlamış, ve geniş çaplı eylemlerde bulunmuştur. Eylül 2010’da Bauchi eyaletindeki bir hapishaneye 50 kişilik bir grupla saldıran örgüt, 150’si kendi üyesi 700’ün üzerinde mahkûmu salıvermiştir.

Boko Haram’ın El- Kaide bağlantısı

2009 ve 2010 yılları arasındaki süreyi ‘iyi’ değerlendiren örgütün bu dönemde AQIM ( El-Kaide’nin Kuzey Afrika kolu, Mağrip El- Kaidesi olarak da biliniyor.) ve Somali’deki El-Şebab’dan askeri eğitim almış olabileceği iddia ediliyor.

Boko Haram ile AQIM ya da El-Şebab arasındaki bağlantıyı ortaya koyan asıl mesele, örgüt sözcülerinin yaptığı açıklamalardır. Örgüt sözcüleri yaptıkları basın açıklamalarında birbirlerine verdikleri desteği ve bağlantılarını acıkça ortaya koymaktadır. 2011’de Boko Haram tarafından yapılan açıklamada, “yakında Somali’yi yönetilmez hale getiren kardeşlerimizden gerçek savaş eğitimi almış olan mücahitlerimiz, Nijerya’ya dönecek denmiştir.”

2012 yılında ise örgütün sözcüsü Ebül Kaka, Mağrip El-Kaidesi ile olan bağlantılarını saklamamış, BBC’ ye verdiği demeçte “El-Kaide ile bağlantımız olduğu doğru. Biz onları destekliyoruz, onlar da bizi” demiştir.

Örgütün eylemleri ve eylem biçimi

Örgüt, eylem yöntemi olarak intihar saldırılarına da başvurmaktadır. Örgütün yankı uyandıran intihar saldırıları ise 16 Haziran 2011’de Abuja’daki Polis Genel Merkezi’ne ve 26 Ağustos’da BM Genel Merkezine düzenlediği intihar saldırılarıdır. Örgütün 2011’de BM binasını, 1 Ekim’deki Bağımsızlık Yıl Dönümü’nde başkentteki Kartal Meydanı’nı ve Noel’de Abuja’daki kiliselerihedef alan saldırılarında yüzlerce insan yaşamını yitirmiş, Boko Haram dünya gündeminde daha fazla yer bulmaya başlamıştır..

“İslam ve şeriat” sloganlarıyla yola çıkan örgütün camileri hedef alan saldırılar da düzenlediği görülür. 2013’te Borno’da bir camiye namaz sırasında saldırıda bulunan örgüt üyeleri, 44 kişiyi öldürmüştür. Yine 2014 yılında Yobe eyaletinde camiye düzenlenen intihar saldırısında 15 Şii öldürülmüştür. Örgütün camilere saldırı düzenlemesinin sebepleri arasında camilerde Boko Haram aleyhine vaazlar verilmesi ve cemaatin kendilerini desteklememesi vardır.

Çeşitli yöntemler kullanan örgütün en sık başvurduğu eylemlerden biri ‘adam kaçırma’ dır. Özelikle okula giden kızları hedef olan örgütün bu eylemlerinin temelinde kızların eğitimine karşı olması ve okullarda Batı tarzı eğitim verilmesidir.

Hristiyan kız çocuklarını da kaçıran örgüt, fidye yoluyla ekonomik gelir elde etmeye çalışmaktadır.

2014 yılında Chibok’ta düzenlediği kaçırma eylemiyle dikkat çeken örgütün, bu tarihten sonra sık sık kaçırma eylemleri düzenlediği görülmektedir.

Örgüt, 2014 Nisan ayında Borno eyaletindeki Chibok kentindeki bir yatılı okula gece yarısı düzenlediği baskında 276 kız öğrenciyi kaçırdı. Bu kaçırılma olayı dünya çapında geniş bir yankı uyandırdı. Kızların salıverilmesi için “Bring back our girls” (Kızlarımızı geri getirin) sloganıyla bir kampanya başlatıldı. Dünya çapında etkili Michelle Obama, Nobel ödüllü aktivist Malala Yusufzay gibi pek çok isim kampanyaya destek verdi. Son 5 yıl içinde bazı kız öğrenciler salıverilmiş olmasına rağmen hala100’ün üzerinde kız öğrenci kayıptır.

Kaçırma olaylarının kendisine tanınırlık sağladığını düşünen örgüt sık sık bu eylem yöntemine başvurmaktadır.

Chibok olayından 4 yıl sonra 2018’de Dapchi şehrinde 110 kız öğrenci kaçırılmıştır. Kız öğrencilerin çoğu 1 ay sonra salıverilmiş fakat Hristiyan olan ve inancından dönmeyen bir kız öğrenci Leah Sharibu örgüt tarafından esir tutulmuştur. 2013’ten bu yana binden fazla çocuk, Boko Haram tarafından kaçırılmıştır.)

Örgütün 10 Kasım 2014’de düzenlediği intihar saldırısında 46 öğrenci hayatını kaybetmiş 79 öğrenci ise ağır şekilde yaralanmıştır.Yobeeyaletine bağlı Potiskum şehrindeki bir okula öğrenci kılığında gelen canlı bomba, can kaybının çok olması için sabah içtiması sırasında üzerindeki bombaları patlatmıştır.

2015 yılı UNICEF raporlarına göre ise örgüt saldırıları sebebiyle 1,4 milyon çocuk yerinden edilmiştir. Boko Haram, en etkili olduğu 2015 yılında ise 11.500 kişinin ölümüne sebep olmuştur. Örgütün devam eden eylemleri sonucunda 2016’da 3.484 kişi, 2017 yılında 3.329 kişi hayatını kaybetmiştir. Örgütün kurucusu Muhammed Yusuf’un göz altındayken öldürülmesinin ardından ivme kazanan ve yeni lider Ebu Bekir Şekau ile zirveye çıkan kitlesel şiddet eylemlerinde şimdiye kadar 13 binden fazla kişi yaşamını yitirmiştir. Örgütün sebep olduğu çatışmalarda ise 30 binden fazla kişi yaşamını yitirmiş, milyonlarca insan yerinden edilmiştir.

 
 

Sinem Çağlar/Gzt

Google+ WhatsApp