Oğullar, “Melek Anne”leri yalancı çıkartıyor!

Oğullar, “Melek Anne”leri yalancı çıkartıyor!


İlk Melek Anne olayı, Akın İpek’in İnglitere’ye gitmesinde yaşandı.

Akın İpek, sabahtan akşama kadar Fetullah Gülen’e küfür eden.. Veya küfür ediyor gibi görünüp, aslında onunla iş kotaran Kanaltürk’ü satın aldığında..

Motorları yakmıştık..

Kanaltürk zaten vergiyi ödememiş, sigorta pirimlerini ödememiş, piyasaya borçlarını ödeyememiş..

Kesilen cezaları ödeyememiş..

“Niçin, Akın İpek böyle bir televizyonu satın alıyor ki?”

Diye sorgulamıştık..

Oysa, cezaları kesenler kendileri..

Kanalı satın aldıranlar kendileri..

Günahları boyunlarına, 28 Şubat’ta Fetullah Gülen’i karşısına alıp, iki eli dizlerinin arasında röportaj yaptığına ve o röportajda etliye sütlüye karışmadığına göre Tuncay Özkan da kendileri..

Kanal satın alındıktan sonra cezaları ortadan kaldırtanlar da kendileri..

Daha önce bunu sorgulayınca..

Melek Anne aramış, “Benim oğlum hakkında bazı iddialarda bulunmuşsun. Ne sorarsan, ben cevaplarım” demişti.

“Kanaltürk’e kesilen cezaların, Akın İpek satın aldıktan sonra iptal edildiği yönde iddialar var. İptal edilmedi ise, cezaların ödenme makbuzları hakkında bilgi verir misiniz?” dedim.. Bazı bilgiler yolladı ama..

Açık kaynaklarda var olan, benim isteğim bilgilerle alakası olmayan şeylerdi..

Tekrar aradığında, “Bunlarda bir ayrıntı yok, bunlar zaten açık kaynaklarda var” dedim..

“Bende de zaten bunlar var” dedi.

Konu kapanmış sayıldı..

Melek Anne, oğlu bir televizyon kanalını almadan önce kesilen cezaları, satın almadan sonraki durumları, nereden bilebilir ki?

Marmaris’teki altın madeni ile ilgili gösterileri, yapılan engellemeleri, ancak Akın İpek orayı satın aldıktan sonra, bıçak kesilir gibi o gösterilerin niye kesildiğini, nereden bilebilir ki?

Hatta.. Akın ipek, İngiltere’ye gittiğinde..

Melek Anne açıklama yaptı: “Akın Bey İngiltere’ye kaçmaz, kaçmadı, kaçmayacak. Çünkü kaçmasını gerektirecek hiçbir şey yok.” 

Devamında da, oğlunun birkaç görüşmesi olduğunu, onları yapıp kısa süre içinde Türkiye’ye döneceğini açıkladı..

Üzerinden 5 yıl geçti..

Akın İpek halen İngiltere’de..

Türkiye’ye dönmedi..

Bu konuda, Melek Anne’yi suçluyor muyum?

Nasıl suçlayabilirim? 

O bir anne..

Oğlunu öyle tanıyor..

Tanıdığı gibi bize aktarmak istiyor..

Bilmiyor ki, bu ülkede binlerce kişi, soruları çalarak, imtihan kazanmış sayıldı..

Bilmiyor ki, bu ülkede insanların telefonları sahte isimlerle dinlendi..

Bilmiyor ki..

“Bu ülkede ahlaksız siyasetçiler olmasın” diye değil.. Siyasetçilere istediklerini yaptırmak için, yatak odalarına kamera konulup şantajlar yapıldı..

Bu ülkede kripto bir polis memuruna, Rize İl Emniyet Müdürü, adrese teslim mesajla öldürtüldü..

Bu ülkede tam da, Rusya ile yaşanan “uçak düşürme” krizi sonrasında, Rus Büyükelçisi, kripto bir çevik kuvvet polisi tarafından, intihar saldırısı mahiyetinde bir eylemle, öldürüldü..

Tek başına bir eylem ile, Rusya ile savaş çıkartacak bir saldırıyı vicdansızca düzenleyecek kripto kişilerin bulunduğu, yıllarca kendisini saklayabilen bir örgütten bahsediyoruz..

Bütün bilgilere ulaşabilen devletin bile, aylar süren araştırmalar sonrasında FETÖ bağlantılarını deşifre edebildiği, eşinin veya annesinin bile tanıyamadığı kripto elemanları olan bir örgütten bahsediyoruz..

Melek Anne’lere nasıl “Her şeyi biliyorsunuz” diyebiliriz ki?..

“Akın İpek” özelindeki “Melek Anne”den sonra..

Şimdi bir “Melek Anne” daha çıktı.

Oğlu Taha Furkan Çetinkaya, Hava Harp Okulu öğrencisi imiş..

Darbe gecesi, diğer öğrencilerle birlikte, G3 tüfekleri ve 40’ar kurşunları ile mücehhez şekilde otobüslere bindirilip, Yalova kampından gece vakti çıkarılıp, İstanbul’a getirilirken, Sultanbeyli’de durdurulmuşlar..

Sabah vakti gözaltına alınmış, bilahare tutuklanmışlar..

Şimdi der ki Melek Anne, “Benim 19 yaşındaki oğlum Taha’nın ne suçu var? Anayasal düzeni değiştirme gibi büyük bir suça niye muhatap oluyor?”

Melek Anne hiç düşünmüyor..

Rusya ile savaş çıkartacak cinayeti işleyen polis memuru, kaç yaşında idi?

Belki yüzlerce, binlerce insanın öleceği savaşı çıkartacak saldırıyı düzenleyen o polis memurunun eyleminden bir saat önce en yakınındakilere sorulsa, kim böyle bir işe kalkışabileceğini söyleyebilirdi?

Kalkıştıktan sonra, “Evet, tam da bu saldırıyı yapabilecek birisi” diyen, bir kişi çıktı mı ki?

Melek Anne, Pazar günü Akit TV’de Pazar Manşeti programına konuk oldu..

“Oğlum suçsuz” diye yaptığı gösterilerin sonrasında, kendisini ifade imkanı tanındı..

Tamam, oğluna “Suçsuz” desin..

Ama “Fetullah Gülen sizce terörist midir” sorusuna..

Darbe girişiminin üzerinden 4 yıl geçtikten sonra dahi...

Adil Öksüz’lerin, darbenin üssü olan bir askeri alanda yakalandığında, “Arsa bakmaya gelmiştim” savunması yapıp, mahkemeden salıverilmesi kadar derin olayları yaşarken..

Bu ülkenin savaş uçakları ile, bu ülkenin insanlarına bomba atıldığı geceyi hatırlar ve o bombaları attıranların mahkeme salonlarında bile, “aptalı oynama” numaralarını tekrar tekrar izlerken...

Generallik rütbesindeki onlarca kişi bu darbeden yargılanırken..

Melek Anne, Fetullah Gülen için “ ‘Terörist’ diyemiyorum” ifadesini kullanabiliyorsa..

Birileri onu böyle yönlendirebiliyorsa..

4 yıl önce, aldatılarak, bir geceyarısı eline G3 tüfek verilip otobüse bindirilen ve şu an ömür boyu hapiste yatmasını gerektirecek bir suçtan yargılanmasına sebep olanlar ortada iken..

Oğul Taha Furkan, mahkemede savunma sırasında, “Konuşmama başlamadan önce, şehit ...” diye söze girip, Boğaz Köprüsü’nde halka kurşun sıkan darbeciler arasında bulunduğu için ordaki direniş sırasında hayatını kaybeden iki ismi anabiliyorsa..

Sormamız gerekmez mi, “Taha Furkan, sen, yanında bulunmadığın o iki ismin ne yaptığını, nasıl öldüğünü nereden biliyorsun? ‘Şehit’ nasıl diyebiliyorsun? Buna nasıl inanabiliyorsun?”

Yoksa.. Sözleriniz hep, Pensilvanya’daki zatın dediği gibi, bir tiyatronun sonucu mu?

Çok iyi biliyorsunuz, darbeye katıldığınızı..

Darbe için hareket ettiğinizi..

Ama “Arsa bakmaya geldim” diyenin, bir başka versiyonunu mu oynuyorsunuz bize?

Bize oynuyorsunuz..

Bari annelerinize oynamayın..

Google+ WhatsApp