Öğretmenleri kurtarmadan bağımlıyı kurtaramayız - 1

Öğretmenleri kurtarmadan bağımlıyı kurtaramayız - 1


Öğretmenleri kurtarmadan bağımlıyı kurtaramayız - 1

 

 

“Öğretmenler için kimseye sağlanmayan olanakları yaratmak zorundayız. Bunu da bir an önce yapmalıyız. Çünkü halk, her yönden yeterli bir eğitim görmezse, devlet, yeterince pişirilmemiş tuğlalardan örülen bir ev gibi çöküverir. Öğretmen, bir sanatçı gibi işine büyük bir tutkuyla âşık olmalıdır.” (Anton Çehov)

Türkiye’nin kumar, alkol, tütün, madde ve teknoloji bağımlılığı ile başlattığı seferberlik mücadelesinin başarılı olduğunu söylemek çok zor. 

Bu mücadelenin en önemli merkezi olan okul ve öğretmenlerimizin maddi ve manevi yaşam standartlarının durumu radikal bir değişime henüz kavuşturulabilmiş değil.

Eğitim-İş, 24 Kasım Öğretmenler Günü dolayısıyla, “Öğretmenlerin Ekonomik, Mesleki ve Sosyal Durumlarına İlişkin Öğretmen Görüşleri” adlı bir araştırma yaparak sonuçlarını yayınladı. 

Eğitim-İş’in, 26 ilde 906 öğretmenle yüz yüze görüşerek yaptığı araştırma sonuçlarına göre öğretmenler en çok geçim sıkıntısından, mesleklerine olan saygınlığın azalmasından şikâyetçi.

Maalesef çocuklarımızın ve toplumun geleceğinin inşasında önemli görev ve sorumluluk üstlenen öğretmenlerimizin maddi ve manevi durumu hiç de iç açıcı değil.

Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 77’si öğretmenliğin “saygın” bir meslek olma özelliğini kaybettiğini, yüzde 75’i daha çok para kazanacağı bir iş imkânı olduğunda öğretmenliği bırakmayı düşünüyor.

Araştırmaya göre, öğretmenlerin yüzde 44’ü ikiden fazla kredi kartı kullanıyor ancak yüzde 24’ü kredi kartının sadece asgari borcunu ödeyebiliyor. 

Öğretmenlerin yüzde 20’si esnafa, yüzde 23’ü ise şahıslara borcu olduğunu belirtirken, yüzde 36’sı ise annesinden ve babasından maddi destek alıyor. 

Her 5 öğretmenden biri ek iş yapıyor. Öğretmenlerin yüzde 80’inden fazlası gelir yetersizliği nedeniyle psikolojik sorunlar yaşıyor, yüzde 79’u mesleğine motive olmakta zorlanıyor.

Araştırma sonuçları öğretmenlerin yüzde 91’inin Milli Eğitim Bakanlığı’nın çalışmalarını nitelikli bulmadığını da ortaya koymuş.

Öğretmenlerin yüzde 85’i liselere giriş sınavı ile ilgili, yüzde 77’si üniversite giriş sınavı ile ilgili yapılan değişiklikleri olumsuz bulduğunu ve onaylamadığını belirtti.

Araştırmanın dikkat çeken sonuçları şöyle:

Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 44’ü erkek, yüzde 51’i ise kadın olduğunu belirtmiş, yüzde 5’i ise cinsiyet belirtmemiştir.

Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 66’sı herhangi bir sendikaya üye olmadıkları, yüzde 28’inin herhangi bir sendikaya üye olduğu, yüzde 6’sının ise görüş belirtmediği tespit edilmiştir. 

Araştırmaya katılanların yüzde 41’i ev kredisi ödediğini, yüzde 59’u ise ödemediğini ifade etmiştir. Yüzde 24’ü araba kredisi ödediğini ifade etmiştir. Yüzde 27’si kirada oturduğunu belirtmiştir. 

Yüzde 15’i çocuklarının eğitimi için kredi çektiğini belirtmiştir. Yüzde 44’ü ikiden fazla kredi kartı olduğunu belirtmiştir. Yüzde 21’i ek iş yaptığını belirtmiştir. Bu verilerle her 5 öğretmenden birinin ek iş yaptığı ortaya çıkmaktadır.

Öğretmenlerin yüzde 24’ü kredi kartının sadece asgari borcunu ödeyebildiğini belirtmiştir. Yüzde 3’ü maaşında icra olduğunu belirtmiştir. Yüzde 9’u maaşına en az bir kez icra geldiğini belirtmiştir. Yüzde 16’sı gelirlerindeki yetersizlik nedeniyle her ay borç para bulması gerektiğini belirtmiştir. 

Yüzde 36’sı annesinden, babasından, birinci derece yakınlarından ya da arkadaşlarından maddi yardım aldığını belirtmiştir. Öğretmenlerin yüzde 60’ı son bir yılda hiç tiyatroya gitmediğini yüzde 37’si son bir yılda hiç sinemaya gitmediğini belirtmiştir. 

Öğretmenlerin yüzde 37’si çocuğunun özel okula gittiğini ifade etmiştir. Yüzde 69’u haftada bir kez bile ailesi ile yemeğe çıkamadığını belirtmiştir. Yüzde 68’i otelde tatil yapamadığını ve yüzde 63’ü tatilini evinde ya da köyünde geçirdiğini belirtmiştir.

Öğretmenlerin sadece yüzde 19’u her gün bir gazete aldığını yüzde 80’i ise gazete almadığını, yüzde 45’i her ay bir kitap aldığını ifade etmiştir. 

Öğretmenlerin yaklaşık yüzde 75’i mesleğinden elde ettiği gelirlerin yetersiz olduğunu, yüzde 74’ü maaşının düşük olması nedeniyle toplumdaki saygınlığının azaldığını ifade etmiştir. 

Yüzde 59’u borçları nedeniyle mesleki veriminin düştüğünü ve yüzde 28’i gelir yetersizliği nedeniyle psikolojik sorunlar yaşadığını, yüzde 27’si orta düzeyde, yüzde 24’ü ise az seviyede psikolojik sorunlar yaşadığını belirtmiştir.

Katılımcıların sadece yüzde 19’u psikolojik sorun yaşamadığını ifade etmiştir. Öğretmenlerin yüzde 80’inden fazlası bu ifadeye “az, orta, çok, tam” cevapları vererek gelir yetersizliğinin psikolojisine olumsuz etki yaptığını belirtmiştir.

Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 69’u gelir yetersizliği nedeniyle öğrencilerine örnek olabilecek şekilde giyinemediğini belirtmiştir. 

Araştırmaya katılan öğretmenlerin yüzde 70’i maaşının düşük olması nedeniyle gazete, dergi ve kitap almakta zorlandığını ifade etmiştir.

Araştırma öğretmenlerin ekonomik, mesleki ve sosyal açıdan çok zor günler geçirdiğini ortaya net olarak koymuştur. 

Öğretmenlerin yaşam kalitesini güçlendirmeden toplumun önemli sorunlarını ve bağımlılık sorunumuzu halletmemiz çok zor.

Dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) bin 827 lira, gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer harcamaların toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 7 bin 56 liradır. Öğretmenler yoksulluk sınırının yarısından az maaş almaktadırlar. Öğretmenlerin bu maaşla ailelerinin ve kendilerinin temel ihtiyaçlarını karşılamalarına imkân yoktur.

15 yıl deneyimli bir öğretmenin aldığı net maaş 3 bin 40 lira 23 kuruştur. 1. derecenin 4. kademesinde bulunan bir öğretmen ise net 3 bin 144 lira 30 kuruş maaş almaktadır. Bu veriler öğretmenlerin yoksulluk sınırının yarısından az maaş aldığını ortaya koymaktadır.

Son yıllarda Türkiye’nin en çok tartıştığı konu kültürel ve inanç değerlerimizin tahribatı karşısındaki çaresizliğimizdir.

Fakat toplumun geleceğini şekillendirecek olan gençliği emanet ettiğimiz okulun gerçek sahipleri olan öğretmenlerin devlet tarafından maddi ve manevi sahipsizliği en temel problemimizdir.

“Yeryüzünde barışı sağlayacak sihirli değnek analarla, öğretmenlerin elindedir. Eğitim demek, vücutta ve ruhtaki güzelliği ve mükemmelliği son mertebesine kadar geliştirmek demektir.” (Eflatun) 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp