Öfkeli kalabalıklar Batı başkentlerini vururken, bildiğimiz dünyaya veda..

Öfkeli kalabalıklar Batı başkentlerini vururken, bildiğimiz dünyaya veda..


* Öfkeli kalabalıklar Batı başkentlerini vururken, bildiğimiz dünyaya veda.. * ABD ve Avrupa’da ırkçılık değil başka bir kavga var. * İnsanlığı köleleştiren Batı düzeni için tarihin sonu bu. * Türkiye artık “süper güç”, Libya’da ve Akdeniz’de ne dediysek o olacak..

Artık dünyadaki bütün sorunlar için, bütün krizler için yeni tanımlamalar yapılacak. Ülkeler, toplumlar, haritalar, güçler yeniden tanımlanacak.

Sömürge, ırkçılık, adaletsizlik, gelir dengesizliği, kimlik, jeopolitik mücadele, güç hesapları, toplumsal değerler, coğrafi yakınlıklar yeni şekiller alacak.

Ezberlediğimiz dünya, ezberlediğimiz dünya düzeni, ezberlediğimiz Batı ve Doğu güç dengesi, ezberlediğimiz “gelişmiş ülke”-“gelişmemiş ülke” ayırımı altüst olacak.

ABD ve Avrupa’da ırkçılık değil başka bir kavga var.

ABD’de, Beyaz ırkçılığın tetiklediği Siyah öfkenin sadece ırk meselesi olmadığını, İngiltere’de Edward Colston adlı ırkçı köle tacirinin 1895’te yapılan heykelinin nehre atılmasının sıradan tepki olmadığını, NATO’nun başkenti Brüksel’deki yağma olaylarının gelip geçici bir toplumsal dalga olarak görülemeyeceğini anlayacağız.

Batılı dünya düzenine, bu düzene inanç bitmiştir. Bu bitişin en dramatik sonuçlarını Batı’nın kendi içinde göreceğiz. Görmeye de başladık zaten. Salgın sonrası beklenen deprem, Atlantik çevresini, kıyılarını fena halde vurmaya başladı.

Aynı şeyler şimdi kendi şehirlerinde yaşanıyor..

Bugüne kadar Müslüman ülkeleri, kadim şehirleri mahvedenler, benzer şeyleri kendi şehirlerinde hissetmeye başladı. Bugüne kadar İslâm şehirlerinde isyanlar organize edenler, “şehir devletleri” planları yapanlar, benzer halleri kendi şehirlerinde görmeye başladı.

Bugüne kadar etnik, siyasi, dini bütün kimlikleri çatışma aracı olarak kullananlar, benzer durumları kendi ülkelerinde, kendi şehirlerinde yaşamaya başladı.

Bugüne kadar birçok devleti, Türkiye dâhil, işlemez hale getirenler, şimdi kendi sistemik tıkanmalarının sancılarını yaşamaya başladı. ABD’de Trump’la Savunma Bakanı arasındaki gerilim bunun örneğidir.

Atlantik Ekseni: Yeni dünyalar yükseliyor..

Otuz yıldır dünyada var olan dönüşüm, güç kayması, yeni güçlerin yükselişi, Atlantik Ekseni’nin zayıflaması dönemsel değil.

Birinci ve İkinci Dünya savaşları sonrası gibi bir tarih aralığına sıkıştırılacak şey değil. Çok daha derin, çok daha köklü, çok daha uzun vadeli bir güç değişimidir.

Atlantik Ekseni artık dünyayı yönetemeyecek. Öyleyse en sıradan olayı bile bu gerçekle tartışmamız lazım. Suriye’de ne yaptığımızı, Libya’da niye var olduğumuzu, Akdeniz’deki kavganın derinliğini kavramamız lazım.

İnsanlığı köleleştiren Batı düzeni için tarihin sonu bu.

Coğrafi Keşifler yalanıyla başlayıp, sömürge dalgalarıyla yeryüzünü kasıp kavuran, yüz milyonlarca insanı yok eden, milletlerin kanını emen, insanları aşağılayan/köleleştiren Batı düzeni için tarihin sonu geldi.

Artık teknolojide ulaşılamaz değiller. Artık zenginlikte ulaşılamaz değiller. Artık askeri güçte ulaşılamaz değiller. Artık uzay araştırmalarında, hiçbir şeyde ulaşılamaz değiller.

Öyleyse herkes bu yeni duruma hazırlanacak. Öyleyse Türkiye de hazırlanacak. Zaten bunu yapmaya çalışıyor. Dışarıdan ve içeriden bütün engellemelere rağmen buna çalışıyor.

Sivil yönetimlerin çöküşü Türkiye “süper güç” mü?

“Salgın (COVID-19) sonrası nasıl bir dünya şekillenecek diye” diye tartışırken; devletlerin, merkezi sistemlerin, sivil yönetimlerin çöküşünden, toplumsal isyanlardan, devlete inancın aşınmasından, kimliklerin çatışma aracına dönüşmesinden çok söz ettik.

Şunları söyledik:

Dünya zaten değişiyordu. Var olan küresel sistem çöküyordu. Kapitalizm, Batı emperyalizmi için “son” tartışması başlamıştı.

Mesela Türkiye, kuruluşundan bu yana ilk kez “merkezi güç/ülke” olarak öne çıkıyor, bu yönde yoğun hazırlık yapıyordu. Etrafındaki çatışma haritası, cepheler inşa edilmesi hep bu yüzdendi. Çünkü Türkiye, bir cephe ülkesi gibi değil bir süper güç gibi hareket etmeye başlamıştı.

Güç, zenginlik, itibar bitti. Acziyet, çaresizlik, rezillik..

Salgın yeni bir dönem başlatmıyor. Başlayan, devam eden köklü değişimi, güç kaymalarını baş döndürücü bir şekilde hızlandırıyor. Durdurulamaz bir hıza, geri dönülemez bir alana yükseltiyor.

Güçlü ve zengin ülkelerin üstündeki örtü kalktı. Zaafları ortaya çıktı. Zayıf görünen bazı ülkelerin (Türkiye gibi) ne kadar dirençli, ne kadar güçlü olduğu da ortaya çıktı.

Güç, zenginlik, itibar, gelişmişlik, Batı adına aklınıza ne gelirse, hepsinin üstü açıldı. Ortada derin bir zafiyet, acziyet, gayri insani durum, çaresizlik, rezillik kaldı. Artık dünyaya söyleyebilecekleri hiçbir güven verici, ikna edici, sempatik sözleri kalmadı.

Peki; dünyada, bölgemizde, Türkiye’de neler değişecek?

1- Küreselleşme çok daha şiddetli sorgulanacak. Devletlerin içe kapanmasını, siyasi ve ekonomik savunmaya yoğunlaşmasını bekliyoruz.

2- Devletler ulus-üstü yapıları, aracı kurumları devreden çıkarıp devletten devlete ilişkiyi öne çıkaracak. Devletler daha merkezileşirken coğrafya ölçekli bloklaşmalar öne çıkacak.

3- Finansal, teknolojik, dijital ağlar şirketlerden çok devletlerin denetimine geçecek. Devletler, küreselleşmenin sembollerine karşı savunmaya geçecek.

4- İçeride dayanışma, dışarıda güvensizlik esas alınacak. Uluslar ve devletler güçlenecek, küresel ağlar tehdit görülecek.

Pasifik’te çok büyük bir kapışma başlıyor

5- Çin; salgın döneminde kendini küresel liderlik koltuğuna oturtmaya çalışıyor. Asya’da ABD-Çin rekabeti dayanılmaz hâl alacak. Asya’da Çin-Hindistan rekabeti sertleşecek. Avustralya, Endonezya, Filipinler, Malezya, Tayland, Japonya ve Kore’yi içeren çok geniş alanda inanılmaz bir jeopolitik güç mücadelesi başlayacak.

6- Avrupa’da AB diye ortak amaç olmayacak. 2. Dünya Savaşı sonrasına ilişkin Alman projesinin (AB) çözülmesini izleyeceğiz.

7- Ortadoğu’da, Türkiye’nin yükselişini, ABD ve Avrupa bağımlılığı ile ayakta duran ülkelerin zayıflamasını göreceğiz.

2023 hesabı gerçek oluyor.Türkiye Libya’dan çekilmez.

8- Türkiye’ye coğrafya karakterli çok ciddi çıkış, yükseliş alanları açılacak. Türkiye hem Batı’da, hem Doğu’da hem de kendi jeopolitik haritasında olağanüstü bir güç inşası imkânı bulacak.

9- Atlas Okyanusu’ndan Pasifik kıyılarına kadar etkili bir siyasi dil, söylem, duruş, İslâm jeopolitiğini de öne çıkaran Türkiye tarafından üretilebilecek.

10- 2023 hesabı gerçek oluyor. Türkiye’nin hesabıyla dünyanın değişimi daha da örtüşüyor. Salgın karşısındaki durumumuz ve direncimiz nasıl süper güçlerden bile iyiyse, salgın sonrası değişimler de ülkemize çok geniş yollar açacak.

11- Türkiye Libya’dan asla çekilmez. Amacına ulaşmadan vazgeçmez. Bunu yapamaz. Yapmayacak da. Çünkü anlatmaya çalıştığımız yeni dünya bunu zorunlu kılıyor.

Google+ WhatsApp