O tutuklu avukatlardan birisi de Danıştay katili değil mi?

O tutuklu avukatlardan birisi de Danıştay katili değil mi?


O tutuklu avukatlardan birisi de Danıştay katili değil mi?

 

 

Ben avukatlar günü olarak başka bir tarih biliyordum..

Dün, avukatları sokakta görünce..

“Niye sokaktalar ki yine?” diye meraklandım.

Bu sefer..

“Tehlikedeki avukatlar günü” imiş.

Avukatlar günü 5 Nisan.

24 Ocak ise, Tehlikedeki avukatlar günü..

Hani her gün bir vesile ile “gün” ilan edecekler ya..

“Tehlikedeki avukatlar günü..”

“Tehlikeye düşmek üzere olan avukatlar günü..”

“Tutuklanan avukatlar günü..”

Böyle böyle gider artık..

Peki, ne imiş “Tehlikedeki avukatlar günü”?

Efendim 24 Ocak 1977’de İspanya’da 4 avukat birden katledilmiş..

Bu tarihten sonra, avukatlar nerede tehlikeye düşerse, o ülkede 24 Ocak’ta anılıyormuş..

Ne olmuş, Türkiye’de dört avukat birlikte öldürülmüş, ya da öldürülme tehlikesi mi geçirmiş?

Yooo.

O işler Avrupa’da olur..

Bizde ise, algısı yapılır..

Toplu öldürülen avukat falan yok..

Kaç avukat müvekkilini öldürmüş ise, 

Üç aşağı-beş yukarı, o sayıda da müvekkili veya borçlusu, avukatını öldürmüştür..

Ama algı oluşturacaklar..

Türkiye’yi kara listeye almalılar.. 

Onun için de..

Türkiye’deki avukatlar tehlikeye düşmüşler iddiası ile..

“Tehlikedeki  avukatlar günü” Türkiye’ye ithaf edilmiş..

En geniş katılımlı anma İstanbul’da ama..

Konuşmalarda pek ciddi bir şey yok..

“Avukatların sesi kesilirse, yurttaşların nefesi kesilir” pankartı açılmış..

Hepsi bu kadar..

 Bu günün Türkiye’ye ithaf edilmesinin sebebini, Antalya’da düzenlenen etkinlikteki konuşmada buldum..

Antalya’daki etkinlikte avukatlar adına konuşan Baran Taşar, “Türkiye’de yaklaşık 570 avukat tutuklanmış, 1480’i ise kovuşturma ile karşı karşıya kalmıştır. Bunlardan 79’u uzun süreli hapis cezasına çarptırılmıştır. 20 ilde 34 avukat örgütü KHK ile kapatılmıştır” demiş.

Gerçekten ciddi bir tablo..

Tablo ciddi de..

Tutuklamayı falan hükümete yıkabilirsiniz de..

Kovuşturmayı yıkabilirsiniz de..

79 uzun süreli hapis cezasını hükümete nasıl yıkacaksınız?

Siz avukatsınız..

Bir de fazladan avukat tutma hakkınız var..

Ama, uzun süreli hapis cezasına çarptırılmışsınız..

Burdan işaret fişeğini alıyoruz..

Ve gerçeği çakıyoruz..

Bu sayıların içinde, her türlü adi suçlardan tutun, terörist eylemlere kadar, onlarca suç ve suçlu tipi var..

Mesela kim var?

Mesela, Danıştay’da silahlı baskın düzenleyip, orda bir hakimi öldüren Alpaslan Arslan var..

Sosyal medyada tanıştığı kişiyi öldüren avukat var..

 Yeniden beraber olma isteğini reddeden metresini ruhsatsız silahıyla öldüren avukat var..

Var oğlu var..

Sonra ne diyoruz?

“Tehlikedeki avukatlar günü, Türkiye’ye ithaf edilmiş!”

Hayrola, dünyanın o kadar iç savaş yaşanan ülkesi var. Suriye’si var..

Despot ülkeleri var..

Krallıkla yönetilenleri var..

Darbe yapılan devletleri var..

Oralarda avukatlar tehlikede değil de, Türkiye’de mi tehlikede?

Boşverin bu numaraları arkadaşlar..

Açtırmayın kutuyu..

Söyletmeyin bize, kötüyü..

Bu ülkede, avukatlar değil, avukatlara karşı yurttaşlar tehlikede..

Niye?

Haber olması için önüme gelmiş üç tane şikayet var..

Üçünde de avukatlardan şikayetçi olan müvekkilleri sözkonusu..

Birisi, avukat diye kendisini tanıtan kişinin, ortaklık yapma vaadi ile aldığı parayı ödememesinden kaynaklı dolandırıcılık..

İkincisi..

Bu dolandırıcılık sebebi ile aynı mağdurun tuttuğu avukatın, “Ben ona dava açtım. Bak göreceksin nasıl paranı ödeyecek. Baroya da şikayet ettim.. Ceza verilecek. Bu arada, yatırdığımız harçlar 2.500 TL tuttu..” dedikten sonra, e-devletten yapılan sorgulamada dolandırıcı avukata dava falan açılmadığını gören vatandaşın şikayeti..

Üçüncüsü de..

Oğlunun aldığı mal sebebi ile yaşlı babayı “Evine haciz memurları gelmek üzere, çok acil büromuza gelmeniz gerekir” diyen avukatın..

Büroya giden yaşlı babaya imzalattırdığı senetler..

Sonrasında da..

O senetlerle, borçlu oğul iken.. Yaşlı babayı icraya veren avukat olayı..

Savcıya gidiyorsunuz..

“Adalet Bakanlığı’ndan izin almamız gerekir” diyor..

Aldıydım, alacaktım derken..

Baroya şikayete gidiyorsunuz..

"Bari disiplin cezası verin" diyorsunuz..

“Bastır 250 TL’yi.. Yoksa şikayetini incelemeyiz” diyorlar..

“Bu adam sizin üyeniz. Bu adamın yaptığı yanlış, tüm avukatlara mal ediliyor. Bizim böyle bir iddiamız olduğunda, siz bizden para istemeyi bir kenara bırakın.. Tüm masraflarımızı karşılayıp, avukatlığa leke süren bu kişileri cezalandırmanız gerekir” diyoruz..

“Anca gidersin” cevabı alıyoruz..

Sonra da..

“Avukatlar tehlikede” imiş..

Avukatlar tehlikede falan değil, beyler..

Müvekkiller tehlikede..

Örneklerini de verdim..

**

Ben beklerdim ki..

Dünkü etkinlik sebebi ile..

Gerek yürüyüşlere katılan avukatlar.. Ellerine alacakları afişlerde..

Gerekse açıklama yapan baro başkanları.. Konuşmalarında..

Venezuela ile ilgili iki kelime etsinler..

“Savunma mesleğini icra eden avukatlar olarak, darbelere karşıyız” desinler..

“Seçimle işbaşına gelmiş insanları başka ülkelerin başkanlarının koltuktan indirme yetkileri yoktur” desinler..

“Darbe olan ülkelerde, savunma tehlikededir” desinler..

Ama nerde?

Onlar, Danıştay’da cinayet işleyip, ülkeyi de iç savaşa götürecek planların içinde aktif rol oynayan avukatları da listelerine alarak..

Sevgilisini öldüren avukatları da listelerine alarak..

“Avukatlar uzun süreli hapis cezasına çarptırıldı. Avukatlar tehlikede”açıklamaları yapıyorlar..

Ne diyelim..

“Bu millet o numaraları artık yemiyor” diyelim, geçelim..

 

yeni akit

Google+ WhatsApp