O saldırı Türkiye’ye de yapıldı. Bütün güç ve imkanımızla Azerbaycan’ın yanındayız

O saldırı Türkiye’ye de yapıldı. Bütün güç ve imkanımızla Azerbaycan’ın yanındayız


Ermenistan’ın Azerbaycan topraklarına yönelik saldırısında Tümgeneral Polat Haşimov, biri albay ikisi binbaşı, sekiz Azerbaycan askeri şehit oluyor. Ardından Azerbaycan Ermeni mevzilerini vurmaya başlıyor.

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, “Savaş halindeyiz” diyor.

Saldırının yapıldığı yer, sınır çatışmalarının yaşandığı yerlerden değil. Karabağ ve işgal altındaki diğer Azerbaycan toprakları ile ilgili çatışmalardan biraz daha farklı görünüyor.

Saldırı; Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı’nın hemen yanında, Tovuz ilinde gerçekleşti. Bu da gösteriyor ki; mesele sadece Azerbaycan-Ermenistan’la sınırlı değil. Erivan yönetimi burada bir tetikçi durumunda. Birileri onu kiralamış, harekete geçirmiş, Azerbaycan ve Türkiye’ye bir mesaj vermek istemiş.

Bu birilerinin Rusya, Fransa ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) olduğu açıktır.

Bütün gücümüzle Azerbaycan’la birlikte olacağız.

İran’ın Ermenistan’a kesintisiz desteğini söylemeye bile gerek yok. Ermeniler Azeri topraklarını işgal ederken İran, Rusya ile birlikte hareket etti ve Ermeni işgallerine destek verdi. Nüfusunun neredeyse yarısı Azeri olan İran, bu iç meseleyi, Ermenileri destekleyip Azerbaycan’ı zayıflatarak kontrol altında tutmayı deniyor.

Saldırının bu boyutu iyi okunmuş olmalı ki; Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Savunma Bakanı Hulusi Akar’a, Türkiye bütün kurumlarıyla Azerbaycan’a tam destek açıklamaları yaptı.

Desteğin de ötesinde “Biz birlikteyiz, tek ülkeyiz” sözleri kullanıldı. Erdoğan, “Tüm imkânlarımızla Azerbaycan’ın yanında olmaya devam edeceğiz” dedi.

Aliyev: “Savaş halindeyiz”. Türkiye’de jeopolitik akıl değişti. Akdeniz’e bakın!

Aliyev “Savaş halindeyiz” derken Erdoğan bu açıklamayı yapıyorsa, saldırı Türkiye’ye de yapılmış demektir. Türkiye, saldırının sadece Azerbaycan’a değil, kendisine de yapıldığını, Türkiye’deki Ermeni lobisinin ağır baskılarına rağmen, çok iyi anlamıştır.

Çünkü Türkiye, artık bu lobilerin etkisinden kurtulmuş, kendi zihin haritasını oluşturmuş, coğrafyaya bakışını kökten değiştirmiştir. Bunun sonuçlarını Suriye’de ve Libya’da görüyoruz. Akdeniz’de görüyoruz.

Terörle mücadele mantığının değişiminde görüyoruz. İç güvenlik ve coğrafyayı etkisi altına alan jeopolitik akıl değişiminde görüyoruz.

O “masa’lar tuzaktı, terk ettik. Kafkaslar’da da masa devrildi. Bu oyunda siz kaybedersiniz!

Öyle görünüyor ki; bu köklü değişimi Kafkaslar’da da göreceğiz.

Artık Kafkaslar’da, Karabağ meselesinde, işgal altında tutulan Azerbaycan toprakları meselesinde “her şeyi Batı’nın inisiyatif alanında görme” politikaları terk edilecektir. Bizler; Batı’nın, Avrupa’nın kurduğu bütün “masalar”da kaybettik.

Eğer o masalara güvenmeye devam etseydik, bugün Libya’da olmayacaktık. Akdeniz’de boğulacaktık. Terör şehirlerimizi vurmaya devam edecekti.

Ermenistan’ı Azerbaycan’a saldırtan güçler, Türkiye’nin eski reflekslerine göre oyun kuruyorlar. Bu oyunda İran kaybeder. Ermenistan kaybeder. Rusya kaybeder. BAE kaybeder.

“Türkiye’yi durdurma” projesi, şimdi de Rusya ve İran’a mı ihale edildi?

Şunu biliyoruz: “Türkiye’yi durdurma” projesi bir Batı projesidir. Onlar tarafından geliştirilip pişirilmiştir. Bütün terör örgütleri bu yönde seferber edilmiştir.

Bu amaçla Türkiye’ye karşı bir Arap cephesi kurulmuştur. Projenin Arap dünyasında başını BAE çekmektedir. Suudi Arabistan’ın bölgesel gücü de bu amaçla harekete geçirilmiştir.

Aynı proje şimdi Rusya’ya ve İran’a da ihale ediliyor. Rusya bu tuzağa düşer mi? Batı ve bağlı kuruluşların bugüne kadar en büyük mücadelesi Türk-Rus çatışması çıkarmaktı. Bunu Suriye’de denediler. Şimdi Kafkaslar’da mı deneyecekler?

İran’ın “Türkiye’yi durdurma” tuzağına kolayca düşebileceğini düşünüyorum. Azerbaycan’a karşı Ermenistan’la ortaklığı bunun en önemli harcı olabilir.

Fransa ise, Akdeniz ve Libya’da kaybettiği savaşı Kafkaslar’a taşıyarak Türkiye’den intikam almaya çalışıyor.

Türkiye Ermenistan’ı, istediği anda, nefes alamaz hale getirir…

Türkiye, Libya ve Suriye’de mücadele ederken, Akdeniz’deki kuşatmayı yararken bir anda Doğu’da “cephe” açmaya çalışıyorlar. Ankara’ya, “Oraları bırak Doğu’ya dön” diyorlar.

Azerbaycan’a saldırarak Türkiye’nin hem duygusal hassasiyetini kaşıyorlar hem de jeopolitik aklını karıştırmaya çalışıyorlar.

Türkiye istediği anda Ermenistan’ı nefes alamaz hale getirir.

Türkiye; İran ve Rusya’nın, Ermenistan’ı kullanarak Türk dünyasını birbirinden ayırmaya dönük planlarının ve uygulamalarının gayet farkındadır. Karabağ ve diğer Azerbaycan topraklarının işgalinin ana sebebi budur. Orta Asya bağlantısını kesmektir.

Rusya’da ve İran’da rejimler değişse bile bu politika hiç değişmemektedir.

Kuzey Kafkasya da, Güney Azerbaycan da karışacaktır. BAE tuzağına düşme Putin!

Türkiye Akdeniz’de de Kafkaslar’da da aynı anda mücadele etme kabiliyetine ve aklına sahiptir. Çünkü bu alanlarda çok derin bir siyasi geleneği, hafızası vardır.

Eğer bu ülkeler; Rusya, Fransa, BAE ve İran, Ermenileri kullanarak Azerbaycan’ı istikrarsızlaştırmaya, Türkiye’yi Doğu’dan çevrelemeye devam ederlerse, etkisi bütün bölgede hissedilecektir. Dağıstan ve Kuzey Kafkasya, İran Azerbaycan’ı, bu etkiyi derinden hissedecek, istikrarsızlık o bölgelere yayılacaktır.

Rusya lideri Putin’i, Suudi Arabistan’ın düştüğü tuzağa düşürmeye çalışıyorlar. BAE’nin, Muhammed bin Zayed’in elini attığı her yer felâkete sürüklenmiş, kendisi bile hiçbir yerde sonuç alamamıştır.

BAE’nin kirli işlerine dikkat Rusya! Kaybın devasa ölçekte olur. Bu ucuzluğa gelme!

BAE şimdi, Türkiye ile hesaplaşmasında Ermenistan’ı kullanmaya, Rusya’yı hareket ettirmeye çalışıyor. Ermenistan’a para,

Rusya’ya akıl vermeye kalkıyor. BAE’nin bölge genelinde bu jeopolitik hedefleri tutturacak ne aklı ne de kabiliyeti vardır!

Putin’in BAE’den yararlanma düşüncesi ise bir ucuzluktur. Kaybedeceği şeyler kazanacaklarından çok daha fazla, devasa ölçekte olacaktır.

BAE’nin Libya’da, Yemen’de, Suriye’de yürüttüğü pis işlere bakınca, Muhammed bin Zayed’in terör trafiğine bakınca, Azerbaycan’da çok daha kirli işlere bulaşacağını şimdiden söyleyelim. Darbe ve iç istikrarsızlık için elinden gelen her şeyi yapacaktır.

Bakü agresif olmalı, savunmadan çıkmalı.

Azerbaycan’ı sürekli “savunma” pozisyonunda tutmaya çalışıyorlar. Bu, aynı zamanda Bakü’ye çıkış yolunu da gösteriyor. Azerbaycan, savunma psikolojisinden çıkmalı, gücünü fark etmeli, daha agresif bir yol izlemelidir. Türkiye, bütün kuşatmaları bu değişimle yardı. Bakü de böyle bir zihinsel, doktriner değişime gitmelidir.

“Uluslararası toplum ne der” cümlesi artık geçmişte kalmıştır. Artık oyun öyle oynanmıyor. Artık kim ne yaparsa o kadardır. Kim nereye uzanırsa orası kadardır. ‘Zor, oyunu bozar’ dönemindeyiz. Küresel ölçekte hiçbir “masa”, “üst yapı” kalmadı. Dar ölçekli dayanışmalarla, ortaklıklarla iş yürütülüyor.

Ermenistan küçülür. BAE evinde avlanır. Ya Rusya ve İran?

Ermenistan, başka ülkelerin taşeronluğuna, ihalesine, tetikçiliğine talip olursa küçülecektir. Rusya, Kafkaslar’da eski oyunu oynarsa sadece Güney Kafkasya değil, Kuzey Kafkasya da karışacaktır.

İran, Erivan’la dayanışmasını Azerbaycan’ı yıpratmak için kullanırsa Güney Azerbaycan bir şekilde hareketlenecektir. BAE, Kafkaslar’da da Türkiye’ye karşı oyun kurmaya çalışırsa, bedelini “evinde” ödemesi kuvvetle muhtemeldir.

O saldırı Türkiye’ye yapıldı.

Türkiye, nefes aldıkça Azerbaycan yalnız bırakılmayacaktır. Tovuz’daki saldırı, sadece Azerbaycan’a değil, Türkiye’ye de yapılmıştır. Türkiye-Azerbaycan savunma ortaklığı, bu gerçek üzerinden yürütülecektir.

Azerbaycan savunması, vatan savunmasıdır. Siyasi kimliğimiz ve bilincimiz budur. Jeopolitik aklımız da, savunma stratejilerimiz de böyledir.

Unutmayın, bizim için vatan çok geniş bir kavramdır!

“Tarih döndü” derken basit bir hamaset yapmıyoruz.

Google+ WhatsApp