O laikçiler, bayramı bile bize zehir ediyorlardı!

O laikçiler, bayramı bile bize zehir ediyorlardı!


O laikçiler, bayramı bile bize zehir ediyorlardı!

 

 

28 Şubat sürecinde yaşadıklarımızı değişik vesilelerle hatırladıkça, genç nesle aktarmaya çalışıyoruz.

Laikçiler hemen kafayı çıkartıp efeleniyorlar: 

“Türban yasağı.. İmam hatip zulmü.. Ezberlemişsiniz iki tane konu.. Tekrarlayıp, duruyorsunuz.. Başka da bir bildiğiniz yok!”

Onlar yaşadıklarımızı böyle basitleştirmeye çalıştıkça..

Biz o süreçte yaşadıklarımızı daha derinden hissediyoruz, hatırlıyoruz.

Buyrun, Kurban Bayramı vesilesi ile hatırladıklarımızı aktarayım..

Nasıl bir zulüme maruz kalmışız, yeni nesil de öğrensin..

Müslümanlar, parasını verip, kurbanlık koç alıyor..

Veya büyükbaş hayvan satın alıyor..

Kurban Bayramı’nda, ibadet amacı ile hayvanını kesiyor..

Ama..

Derisini istediği derneğe, vakfa veremiyor..

Ne imiş?

Kurban derilerini toplama konusunda, Türk Hava Kurumu’nun tekel yetkisi varmış.

Soruyorduk muhataplarımıza..

Kardeşim, bu hayvanın parasını ben verdim, aldım.

Derisi de benim, eti de benim..

Etine de karışsanız, belki alıp kesmeyeceğiz..

Ama etine karışmıyorsunuz.

Derisine karışıyorsunuz.

Eti ile derisi arasında ne fark var ki, böyle bir dayatmada bulunuyorsunuz?

Ne cevap veriyorlardı diye merak etmeyin.

O kadar nobran, o kadar kendilerine güveniyorlardı ki..

Cevap vermeye bile tenezzül etmiyorlardı..

Bir cami derneği, kurban derisi toplamaya mı kalkıştı..

Anında deriler ellerinden alınıp, Türk Hava Kurumu’na verildiği gibi..

Bir de ceza kesiliyordu..

Bir vakıf, kuruluş amacındaki hedefleri gerçekleştirmek için, derileri toplayıp, satıp, çoğu zaman da okul çağındaki öğrencilere harcamaya mı kalkıştı?

Deriler ellerinden gasbediliyor, ağır para cezaları veriliyordu..

Daha vahimini size söyleyeyim..

İlk yıllarında, “Kurban derisi toplamak yasak” olarak açıklanmıştı..

Yani, kamyonetlerle dolaşarak, kurban kesen vatandaşların yanına giderek kurban derisini istemek yasaktı..

Düzenlemeye de, bu şekilde ifade konulmuştu..

Sonrasında Yargıtay bir karar verdi..

“Toplamak, aslında biriktirme kelimesi ile ..” diye akla ziyan yorumlarla..

Vakfı veya dernek yetkilileri hiç dolaşmadan..

Kendi merkez veya şubelerinde oturarak..

Vatandaşlar, kendileri kurban derisini alıp, o vakfa getirseler bile..

“Siz zımnen kurban derisi toplamış oldunuz. Burada biriktirmeniz de, kurban derisi toplama anlamına geliyor” denilip, o derilere de el konulmaya başlandı..

Bu kadar rezil bir uygulama..

Bu kadar gaddarlık ve zalimlik..

Hani, kurban derilerini alıp, teslim ettikleri kurum, zaten sizin de derilerinizi bağışlamak istediğiniz dernek veya vakıfların benzeri bir kuruluş olur..

“Kardeşim sen öğrenci yetiştirme vakfına veriyorsun. O da, bir başka öğrenci yetiştirme vakfına, o derileri topluyor.. Ha vakıf, ha bu vakıf” diyebilirsiniz.

Ama kurban derilerini gasbedip, topluca verdikleri kurum, pilot yetiştirme ile ilgili, yoğunlukla da dini hassasiyetleri olmayan insanların bulundukları Türk Hava Kurumu..

Dini bir faaliyeti yok.

Kurban derisini paraya çevirdiğinde, harcama yaptığı yer, dini bir alan değil.

Öğrenci yetiştirme ile ilgili bir alan değil..

Zevk olsun diye pilotluk öğrenmek isteyenlere kurs vermenin dışında..

“Hava olimpiyatları” diye uyduruk organizasyonlarla, milyonları çarçur eden bir kuruluş..

Ne imiş, uluslararası olimpiyat düzenliyorlarmış..

Bir bakıyorsunuz.

Yönetim kurulu üyeleri, avanesi ile birlikte, şu otelde kalmış, bu lüks tesislerde konaklamış, tüm masrafları da, kuruma ödettirilmiş.

Bu ödemeler de, müslümanın kestiği kurbanın gasbedilen derisi satılarak elde edilen paralardan yapılmış..

Bu ülke, bunları yaşadı..

Sadece başörtü yasak değildi..

Sadece İmam Hatipler kapatılmadı.

Sadece Kur’an kursuna gitmek için ortaokul bitirme şartı getirilmedi..

Kurbanlarınızın derilerine kadar, laikçi dayatmalar yapıldı..

Yüzlerce, binlerce ceza davası, tazminat davaları açıldı..

Hayırdan başka bir amacı olmayan dernek yetkilileri, vakıf yetkilileri, mahkemelerde süründürüldü..

Şimdi bugün geldiğimiz noktadan, birileri ahkam kesiyorlar..

Muhafazakar insanlarımız bile..

Bu laikçi dayatmaları yapanlarla kol kola girip, dindar yöneticilerin ayağını kaydırmaya çalışıyorlar..

Dün yaşadıklarımızı unutup, laikçi yasakçıları, bize şirin göstermeye çalışıyorlar..

Ne diyelim, Mehmed Akif Ersoy konuyu özetlemiş:

“Geçmişten adam hisse kaparmış... Ne masal şey!

Beş bin senelik kıssa yarım hisse mi verdi?

‘Tarih’i ‘tekerrür’ diye tarif ediyorlar;

Hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?”

 

yeni akit

Google+ WhatsApp