O KOL KURUSUN TEMEL BEY .

O KOL KURUSUN TEMEL BEY .

İranlı bir zatın, İnsan için çok güzel bir tabiri vardır; “Geldik, pazara indik, dört metre bez aldık, dönüyoruz”. Demiş. Yani bizim Yunusca: "Ana rahminden geldik pazara / Kefen aldık döndük mezara" Hepsi bu işte. Mahkeme-i Kübrada siz, sizin günahlarınızdan, ben de, benim

O KOL KURUSUN TEMEL BEY .

 

Temel Bey; ikimizin de ömür takvimimizin son yaprakları koparılıyor.

77 yaşındasınız, benden 14 yaş büyük yani ağabeyimsiniz.

Eğer sıra ile gidersek siz, benden daha önce gidersiniz ve sizin peşinizden de ben gelirim.

İranlı bir zatın, dünya ve insan için çok hoşuma giden bir tabiri vardır; “Geldik, pazara indik, dört metre bez aldık, dönüyoruz”.

Demiş. Yani bizim Yunusca: "Ana rahminden geldik pazara / Kefen aldık döndük mezara"

Hepsi bu işte.

Mahkeme-i Kübrada siz, sizin günahlarınızdan, ben de, benim günahlarımdan sorguya çekileceğiz.

Fakat aklım, vicdanım, birikimim diyor ki eğer, Türkiye Büyük Millet Meclisinde AK PARTİ’nin vekilleri değil de CHP ve diğer partilerin vekilleri fazla olursa, Eğer, Recep Tayyip Erdoğan değil de, Muharrem İnce Cumhurbaşkanı olursa ve buna sebep de Temel Karamollaoğlu olursa, Temel Bey Mahkeme-i Kübrada bunun cevabını veremez.

Aslında bu dünyada da bunun cevabını veremez, altında kalırsınız.

Biliyorsunuz, Cem Sultan da daha bu dünyadayken altında kaldı.

Kardeşi, II. Bayezid’in hükümdarlığını kıskandı, bir türlü kabul edemedi, içine sindiremedi ama kader Venedik korsanlarının eline düşürdü, onlar da Papa’ya sattılar onu.

Papa’nın ve Hristiyan aleminin oyuncağı oldu.

Güya Papa onu Osmanlı Sultanı yaptı Roma’da.

Sonra, Fransa Kralı Papa’dan satın aldı ama götürülürken vücudunun her tarafında çıkan çıban ve bir çeşit kabarcıklar sebebiyle gurbet yollarında acılar içinde, kıvranarak, onursuzca öldü.

Değer miydi?

Değmezdi ve değmedi de zaten.

Etrafınıza bir bakın;

Dün, sizi ve içinde bulunduğunuz camiayı yerden yere vuran bu insanlar, sizi neden ansızın bu kadar çok sevdiler?

Sivasta yaşanan o meşum olaylardan sonra şahsınıza benzeyen sakallı birinin resmini, yıllarca medyada dolaştırıp size küfreden bu insanlar, şimdi hangi dağda hangi kurt öldü de, bir anda aşık oldular ki, kolunuzdan tutup sizi tv, tv gezdiriyorlar?

Recep Tayyip Erdoğan’a olan düşmanlığınızın, kininizin sebebi ne olabilir ki, Üsküdar İmam Hatipli, 14- 15 yaşındaki kız çocuklarını Üsküdar meydanında coplatan, o sırada biz ağlarken, o manzarayı alkışlayan vicdansızlarla kol kola girdiniz?

Erdoğan’a olan bu öfke, bu kin nasıl bir şeydir ki kanınız, canınız, ruhunuz bu adamlara öylesine kaynadı da bizim aklımız, vicdanımız bir türlü bunu anlayıp, izah edemiyor.

Erdoğan’a olan Amerika, İngiltere, Fransa, İsrail düşmanlığını anlıyorum, izah edebiliyorum da, sizin Erdoğan’a olan düşmanlığınızı, rahmetli ağabeyimin dediği gibi: “aklımı iyice zorlayınca, aklımın ardı geliyor,” anlamıyorum.

Bunlar değil miydi kanınızı dökmek isteyenler?

Bunlar değil miydi daha dün canınıza kast edenler?

Bunlar değil miydi o eski katı laik, putperest rejimi 80 yıl canımıza dayayıp, Kürt ve Türk gibi yıllarca et-tırnak olmuş kardeşleri birbirine düşman edip kenara çekilenler?

Bunlar değil miydi Müslüman bir Başbakan olan Menderesi ve iki bakanını ipe gönderip alkışlayan katiller?

Bunlar değil miydi vicdanımıza, itibarımıza çamur atan ahlaksızlar?

Bunlar değil miydi dinimizle, imanımızla, ezanımızla, sakalımızla, ibadetimizle alay edenler?

Yoksa o “Çember Sakallı Kazma Dişli Yobazlar” tabirini gazetelerinden kusanlar, tövbe mi ettiler de bizim haberimiz olmadı?

Sahi, havsalam almıyor, bunlar değil miydi, şu anda sizi konuşturdukları televizyonlarından bize; “hadi hadi İran’a, hadi İran’a, bu Cumhuriyeti biz kurduk, sizin yeriniz burada değil, layık olduğunuz yere gidin” diyenler ki, siz çıkıp o televizyonlara Erdoğan’a, onların bile cesaret edemeyeceği cümlelerle saldırıyorsunuz?

Sizde ki Erdoğan düşmanlığı nasıl tavan yaptı ki bunu bir türlü anlamıyoruz, anlayamıyoruz?

Erdoğan düşmanlığı, sizi nasıl bu kadar zehirleyebiliyor ki; Uğur Dündar denen adam bir ömür bu camiaya kin kusmuş bir adamken, siz o adamı yanınıza oturtup, Erdoğan’a ve ona oy veren yüzde 52’lik kocaman bir kitleye küfreder gibi birlikte sırıtıyorsunuz?

Bu adamlar hayasızca Allah’ın (cc) dini ile alay ettiler ve hala da ediyorlar.

Bu adamlar Peygamberin (as) yolundan gidenlere zulmettiler.

Allahtan korkun,

Peygamberinden haya edin,

Kullardan utanın Temel Bey.

Yasin Börü gibi, Kurban etini fakir fukaraya dağıtırken hunharca linç edilen 53 masum Kürt gencinin kanında elleri olan bir Demirtaş’ın bile avukatlığını yapıyorsunuz da, sizin aklınızı, iradenizi, vicdanınızı felç eden nasıl bir kimya bozukluğudur ki, Erdoğan’dan bahsederken burnunuzdan soluyorsunuz ?

Sahi, size kimler ne içirdi ki, Demirtaş gibi katilleri sevici oldunuz da, Erdoğan gibi yedi düvele karşı ümmetin izzetini diri tutmak için canı avucunda hizmet eden bir adama düşman kesildiniz?

Bütün Firavun ve müstekbirlerin toplandığı, Birleşmiş Milletler Meclisinin ortasında ayağa kalkıp, bir elini cebine koyup, öbür elini havaya kaldırarak, yüzlerine karşı zalim ve firavun olduklarını haykıran ve yine bütün bir dünyayı parası ile parmağında oynatan o çağdaş Karun’un pis suratına: “Bir dakika ( Une Minute) , Gazzeli bebekleri plajlarda vuran katil siz değil misiniz”? Diyerek hesap soran, Müslüman bir Devlet adamının sözlerinden nasıl bir rahatsızlık duydunuz ki, yıllardır milletin kendilerine iktidar vermediği millet düşmanlarıyla ona karşı iş birliği yapıyorsunuz?

Temel Bey, Temel Bey onlar Millet düşmanı olduğu için millet onlara iktidar vermiyor, siz onlara dost olarak milletin gönlünü kazanamazsınız. Millet sizi de söküp atacak yüreğinden, bunun da çok örneği vardır bu memlekette.

Dedim ya, eğer sıra ile olur da siz benden önce ölürseniz, sizi o televizyonlarında ağırlayıp, Erdoğan’a en ağır şekilde konuşturup, arkanızdan kıs kıs gülenler anlamaz da siz, sanıyorum anlarsınız, söyleyeyim: “kişi sevdiği ile beraberdir” diyen o güzeller güzeli insan öbür tarafta size ne der bilemem ama ben işte buradan : eğer, geçmişte birlikte olduğumuz İslam Dergisi çevresinden dolayı, zerre kadar hakkım varsa asla helal etmiyorum ve “hadi git kendilerini sevip beraber oldukların, seni gazete ve televizyonlarından alkışlayanlar, manşet yapanlar, cenazeni de alkışlayarak kaldırsınlar” diye, avazım çıktığı kadar bağırıyorum.

Çünkü, ben daha çocukken babam, Ardahan Halil Efendi Camiinin yanından geçerken bir anda durdu, elimden sımsıkı tuttu ve bana dedi ki : “bak oğlum bu gördüğün camiye İnönü denen adam atları bağlattırdı, burayı at ahırı yaptı yıllarca. “Biraz yürüdük, Kura Nehrinin üzerindeki köprünün üstünde tekrar durdu, yine elimi sımsıkı tutarak:” Bak , bu köprüyü görüyor musun, bunun iki tarafında, omzunda tüfeği ile iki jandarma bekler, başında fes, takke, kavuk olanlarımızdan zorla çıkarıp suya atar, coplarıyla bizlere vurur, Ardahan’a sokmazlardı, ‘gidin başınıza şapka örtün öyle gelin’ derlerdi.

Bunları asla unutma, çocuklarına ve torunlarına da söyle “dedi.

Şimdi ben; eğer yüz tane kolum olsa, onlardan bir tanesi bile, CHP ile aynı ittifak içinde olan kutudaki herhangi bir partiye oy verirse, o kol kurusun derim, Temel Efendi, kurusun.

Çünkü o zihniyet tövbe etmedi, o zihniyet hala orada, yerli yerinde duruyor.

Ve ben biliyorum ki eğer bir fırsatını bulsalar, bizi sorgusuz sualsiz boğdururlar.

Tıpkı Menderes’i boğdurdukları gibi.

 


Ferman Karaçam -

Haber 7

Google+ WhatsApp