O kader başka kader

O kader başka kader

Kader konusu insanın yaradılışından bugüne kadar en esaslı tartışma konularının başında gelir. Kaderi ilk tartışan varlık iblistir. Hem de Allah’a karşı kendi yaptığı isyanın faturasını Allah’a kesmeye kalkarak yapmıştır bunu. Peki ne demiştir şeytan? Demiştir ki; “Madem sen beni saptırdın! Bende yemin ederim ki senin

O kader başka kader

 

Kader konusu insanın yaradılışından bugüne kadar en esaslı tartışma konularının başında gelir.

Kaderi ilk tartışan varlık iblistir. Hem de Allah’a karşı kendi yaptığı isyanın faturasını Allah’a kesmeye kalkarak yapmıştır bunu.

Peki ne demiştir şeytan?

Demiştir ki; “Madem sen beni saptırdın! Bende yemin ederim ki senin dosdoğru yolunun üzerine oturup kullarını saptıracağım!” (Araf 16)

Şeytan kendi sapkınlığını, kendi iradesiyle sapmışlığını ve bunun sonucu olan “kaderini” Allah’a fatura etmiştir!

Şeytanın bu kendisini temize çıkarma gayretinden hasıl olan kader anlayışına hiddetlenen rabbimiz onu huzurundan kovmuştur.

Şeytanla kader anlayışı olarak aynı paralele düşen insanlarda olmuştur. Bunu kur’an’ı kerim’de görüyoruz. Ayet şöyledir: “ Ortak koşanlar dediler ki; ‘Allah dileseydi ne biz ne de babalarımız ondan başkasına tapardık. Onun emri olmadan hiçbir şeyi de haram kılmazdık.’ Onlardan öncekiler de böyle yapmışlardı. Peygamberlerin üzerine açık seçik tebliğden başka bir şey düşer mi?” (Nahl 35)

İslam tarihinde Emevi hükümdarı Yezid’in kendi elleriyle Hz. Hüseyin ve onunla birlikte olanları katlettikten sonra, “Onu biz öldürmedik, Allah öldürdü! Ölmek onların kaderiydi!” demesi, şeytanın kader anlayışıyla tıpatıp örtüşmektedir. Zerre kadar farkı yoktur.

“Emevi kaderciliği” diye bir kavram vardır islam tarihinde. Yaptıkları her zulmü Allah’a maletme gayretindeki Emevilerin kaderciliği genel olarak sünni dünyaya sirayet etmiş ve bugün geleneksel anlayışların hemen hepsi insan eliyle, insanın ihmaliyle, insanın veya toplumların duyarsızlığı, ihtirasları vs. sonucu oluşan olumsuz şartları “kader” diye nitelemektedirler.

Bir kere insanların kendi elleriyle yaptıklarının neticesi olan, dolayısıyla ‘kaderi’ olan sonuçların Allah’ın dahliyle şekillenmiş hazır bir sonuç olduğunu söylemek kader kavramını ya bilmemekten, ya da tüm sonuçları Allah’a maletmenin kolaycılığına sığınmaktan kaynaklanır.

Bu bakış açısı ise, “Biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık”ayetine tezat düşmektedir.

Esasında kader demek, bir sebebin sonuçlarıdır! Allah, “Biz her şeyi bir kader ile yarattık” buyurur. Yani yaratılmış olan herşey bir amaca hizmet eder. Güneşin kendi etrafında dönmesini, ay’ın konumunu, her birinin belli bir yörüngede dönmesini kader olarak tarif eder Allah.

İrademiz dışında, bizim dahlimiz olmadan şekillenen olayların Allah’ın takdir ettiği bir kader olduğuna inanmak farzdır elbet. Fakat, kendi ellerimizle, kendi isteğimiz ve arzumuzla, ihmalimizle doğan olumsuz neticeleri Allah’a maletmek şeytanla aynı kader anlayışına sahip olmaktır ki, bu rabbimizin gazabına düçar olmamıza neden olur.

Allah kur’an’ı kerimde iman esaslarını Nisa 136. ayette art arda saymaktadır. Bunlar beştir; Allah’a, peygamberlerine, kitaplara, meleklere, ahiret gününe iman etmek; Bunlara iman etmek farzdır.

Peki bunların içinde veya Bakara suresinin 184-185. ayetlerinde sayılan iman esaslarının içinde “ Kaza ve kaderin, hayrın ve şerrin Allah’dan olduğuna” ilişkin bir beyan var mı? Yok!

Peki bunlara ek olarak sayılan, “kaza ve kaderin, hayrın ve şerrin Allah’dan olduğuna iman etmenin içindeki sakıncalar nelerdir?

Bir kere kaza, yani insanın elinde olmadan gerçekleşen olay başka şeydir, insanın kendi iradesiyle sebeplerini yerine getirdiği için gerçekleşen olay başka şey! Allah 15. kattan kendi iradesiyle atlayan insanı sapasağlam yere indirmez! Ancak 15. katta çalışırken bir deprem sonucu binanın yıkılması, yada adamın bayılıp yere çakılması kazadır. Kaza bir kader olabilir, fakat her olayın neticesi olan kader kaza olamaz! Eğer, sen kendi ellerinle işlediğin günahlardan dolayı cehenneme gitmişsen, bu neticeyi Allah’a maledip, “bu benim kaderim miş!” dersen, tıpkı şeytan gibi Allah’a iftira etmiş olursun!

“Hayır ve şerrin Allah’tan olduğuna iman etmek!”

Bir kere Allah şer yaratmamıştır! Allah’ın yarattığı herşey ama herşey baştan sona hayırdır. Allah mesela domuzu, mesela yılanı, mesela iblisi bile hayır için yaratmıştır! İblise; “Sen Şeytan ol!” dememiştir! Firavuna; “ Sen zalim ol!” Nemrud’a; “ Seni, benim peygamberimi ateşe atman için var ettim!” dememiştir!

Hiçbir guruba; “ Başınıza bir adam dikin ve onu Allah’a ortak koşun, aracı eyleyin!” dememiştir! Fakat Şeytan olmaya kalkan iblisi, zalim olmaya kalkan Firavunu, Nemrudu mecbur etmemiştir adam olmaya, kul olmaya, insan olmaya!… Onlar ne talep ettiler ve ne için harekete geçtilerse, sonuçlarını (kaderlerini) yaratıvermiştir!

İnsanların tümüne de aynı şekilde seslenmiştir; “ Biz insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık!”

Yani şu; “Ne Ebu cehil’in Ömer kalmasına, ne de Ebu cehil olmasına hiçbir zorlamamız olmadı! İradesine ve kendi “keyfine uygun” olarak yaptıklarının, olmak istediklerinin imkanlarını yarattık! Kimsenin üzerine zorba elçiler göndermedik! Hakikati kitabımızda apaçık ortaya koyduk! Ve bu hakikati elçilerimizden anlatmasını, tebliğ etmesini istedik! Her yolun neticesini, (kaderini) tayin ettik! İnsan ne yana yönelirse yolunu açtık!”

Sonuç;

Kader dediğin, insan eliyle, insan ihmaliyle, insanların birbirlerine yaptıklarıyla hasıl olan hayır veya şer neticelerdir! Rabbimiz hiçbir zaman şer yaratmaz! Ancak hayır için yarattıklarını amacına uygun olmayan yer ve zamanlarda kullanırsak şer olur! Mesela yılana ekolojik denge de bir rol veren Allah, o yılanı “ Allah yarattı” diye alıp koynunda beslemeni istemez! Bunu yaptığında yılan seni sokarsa, bu senin yılanın amaç dışı bir işe zorladığının karşılığı olmuş olur! Allah’a yılanı yarattığı için “şer yarattı!” isnadında bulanamazsın! Yada Allah’ın yaratmış olduğu üzümün kimyasını değiştirip şarap yaparsan, sonrada aklını örtüp ona buna veya kendine zarar verirsen, yine “Allah üzümü şer olarak yarattı!” diyemezsin! Üzümü hayır için yaratan Allah, yılanı da hayır için yaratmıştır! Veya Peygamber torununu katledip, “ Bu Hüseyin’in kaderiydi!” dersen, kıyamete kadar müminler tarafından lanetlenmek “kaderin” olur! Ve, Allah’ın saydığı iman esaslarına “kaderi” de ekleyince, tüm yaptıklarının meşru olacağını sanırsan, cehenneme gitmenin adını da “ kader” koyup, Allah’a iftira atanların günahına mahşere kadar ortaklık edersin! Al sana “kader!” Şimdi bu Allah’ın baştan yarattığı bir “kader” olabilir mi? Allah böyle bir “kadere” insanı mahkum eder mi?

Allah mecbur ve mahkum ettiği hiçbir şeyden hesap sormaz! Fakat senin iradene bıraktığı her şeyden hesap soracaktır! Bu senin “kaderindir!” Seni ve sana hizmet için var ettiği evreni, eşyaları, imkanları yaratması seni ilgilendirmeyen kaderdir-neticedir-sebepleri vardır. Fakat bu evren içinde senin yapıp yapmama konusunda özgür olduğun herşey, kendi neden olduğun iyi-kötü herşey senin sebep olduğun sonuçtur. Senin sebep olduğun “kaderdir!” bu kaderi Allah’ın yaratmış olduğu imkanları kullanarak kendin meydana getirmişsindir!

Yani bizi kötülüğe ve cehenneme sürükleyen hiçbir şey kader değildir! Kötülük yolundan cehenneme doğru götüren ‘kader’ bizim ellerimizle kendi ördüğümüz “kader”dir! O kader başka “kaderdir!”

Allah’ın yarattığı kader, bizi canhıraş iyiliğe ve cennete sürükleyen kaderdir! İşte bu kadere iman farzdır! Tersine iman ise, iblis ve “dindaşı” Yezid’in imanıdır! Vesselam.

 

Yasir Yörükoğlu/Dini Haberler

Google+ WhatsApp