Nükleer teknoloji konusunda gölge dövüşü

Nükleer teknoloji konusunda gölge dövüşü


İran’ın, nükleer teknolojinin silahlanma amacıyla kullanılmasını engellemekle ilgili olarak BM Güvenlik Konseyi’nin beş üyesine ilaveten Almanya’nın dahil olduğu P5+1 ülkeleriyle imzaladığı anlaşmayla irtibatlı ek protokolden çekildiğini açıklaması birtakım tartışmaları da beraberinde getirdi. Bazılarına göre İran’ın böyle bir karar alması meselenin halledilmesini daha da zorlaştırdı. Bazılarına göre de İran bu kararıyla baskın çıkmayı ve muhataplarını hizaya sokmayı amaçlıyor. 

 

Bize göre ise bu sadece bir taktik. Çünkü normalde hem ABD hem de İran, nükleer tekonolojinin denetim altında tutulmasıyla ilgili anlaşmaya geri dönmeye istekli. İran, üzerindeki ambargonun kaldırılması için buna ihtiyaç duyuyor. Çünkü ambargo İran ekonomisini ciddi bir şekilde sarsmış durumda. Buna koronavirüsten kaynaklanan sıkıntıların, Suriye’deki savaşın getirdiği yüklerin ve başka etkenlerin eklenmesi ülke halkının ciddi şekilde sıkıntı içine girmesine neden olduğundan, bu sıkıntıların daha da büyümesinin toplumsal bir patlamaya sebep olmayacağından kimse emin değil. 

 

ABD’deki yeni yönetim ise Obama dönemindeki stratejiye geri dönme ve Trump politikasının sebep olduğu çıkmazlardan kurtulma, Trump dönemine nispetle daha uzlaşmacı bir politikaya yönelindiğini gösterme temayülünde. Tabii son dönemdeki küresel sorunların yol açtığı ekonomik problemler de buna zorluyor. 

 

Fakat Biden, İran’dan yeni tavizler koparmakta ısrarlı olduğundan 2015’teki anlaşmaya dönmek değil yeniden masaya oturup yeni bir anlaşma imzalamak; yeni anlaşma olmasa bile mevcut anlaşmaya yeniden şekil vermek ve bazı ek düzenlemeler yapılmasını sağlamak istiyor. 

 

İran, yeni bir düzenleme yapılmasını değil eski anlaşmanın geçerli sayılmasını istedi. Fakat bu isteğini kabul ettirmesinin de çok kolay olmayacağının, her hal ü kârda yeni bir pazarlığa oturmak zorunda kalabileceğinin farkında. O yüzden şimdilik oyundan çıkmış gibi görünmeye ihtiyacı var. Bu sebeple ek protokole uymayı askıya aldığını duyurdu. Bu kararıyla bir bakıma karşı tarafa bir gol atmış havası içine girdi. Yani şimdilik bir sıfır önde görünüyor. Oysa asıl mesele tekrar pazarlık masasına oturulmasının bir gerekçesinin oluşması. 

 

Ek protokol İran’ın gönüllü olarak kabul ettiği bir şey. Bu protokol Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (IAEA) müfettişlerine istedikleri zaman İran’ın nükleer santrallerini habersiz bir şekilde denetleme imkanı veriyor. İran bu protokolü askıya aldığını açıklamakla IAEA müfettişlerine artık bu hakkı tanımayacağını ilan etmiş oldu. Bu da bazı çevrelerce İran’ın işi zorlaştırması olarak değerlendirildi ve Tahran yönetimine sarpa sarmaması yönünde nasihatte bulundular. İsrail işgal rejiminin Dışişleri Bakanı da İran’ın artık kırmızı çizgiyi iyice aştığı iddiasında bulundu. İşgal rejimi bu arada İran’ın ek protokolü askıya almasının karşılıksız kalmaması talebinde de bulundu. Tabii işgal rejimi, İran’la yeniden anlaşma yapılmasının zorlaştırılması için her fırsatı değerlendirdiğinden onun bu tür açıklamalar yapması normal. 

 

Fakat IAEA’nın eski genel direktörü Hans Blix, İran’ın ek protokolü askıya almasının anlaşmadan çekilmesi anlamına gelmediğine dikkat çekti. Dediğimiz gibi İran’ın meselesi şimdilik arabozuculuk yapıyormuş gibi görünerek tekrar masaya oturması için yapılacak çağrılara karşılık vermesini “olumlu bir adım” olarak lanse etme fırsatı oluşturması ve böylece yeni pazarlık için de bir bahane oluşmasının normal karşılanması. Bu durumda yeniden pazarlık aşamasında bir gol yemesi halinde en azından bir bir berabere kalmış görünmesi için siyasi zeminin oluşturulmasını istiyor. 

 

Bizim tahmin ettiğimiz kadarıyla nükleer teknolojinin askeri amaçla kullanılmasını önleme konusunda İran’la yeniden anlaşma yapılacak. Ama 2015’teki anlaşmanın aynen geçerli sayılması çok zor bir ihtimal olarak görülüyor. Biden’ın tekrar pazarlık masasına oturulması ve anlaşmanın yeniden şekillendirilmesi konusunda ısrarlı davranacağını sanıyoruz.

Google+ WhatsApp