Niye suspus oldunuz, tecavüzcüler!

Niye suspus oldunuz, tecavüzcüler!


İslam dininde tecavüz en büyük suçlardan birisi..

Bir Müslümanın yaklaşmaması gereken en büyük günahlardan birisi..

Sadece tecavüz, zadece zina değil..

İnsanı bu suça götürecek yanlışlar da, Müslümanlara külliyen haram, külliyen yasak..

Bunu bildikleri halde..

Laikçi kesim, milyonlarca Müslüman içinden, bir tane, iki tane bu haramı işleyen birisini gördüklerinde..

Sanki dindar insanlar bu günahı kendi arkadaşları için normal görüyorlarmış gibi bir algı oluşturarak..

Sabahtan akşama kadar, o günahı işleyene de değil..

Tüm Müslümanlara saldırıyorlar ha saldırıyorlar..

Bazen itiraz edecek oluyoruz: “Bu tür yanlışlar, sizin içinizde çok daha yaygın.. Dindar insanlar içindeki yanlışları da söyleyin ama.. Kendi içinizdekileri de görmezden gelmeyin, üstünü örtmeyin!”

Kime, neyi dinleteceksiniz?

Onlar için evlilik dışı birliktelik, zaten serbest.

Taraflardan birisi evli olsa bile, yine onlar için bir sorun yok.

Tecavüz söz konusu ise..

Ona da, onlarca bahane üreterek, yine meşruiyet kazandırıyorlar..

Somut örnekler mi?

Hangi birisini sayayım?

Günün 24 saatini, dindar insanlara kadın üzerinden saldırı yaparak geçiren HDP’lilerden başlayalım:

HDP Muş Milletvekili Mensur Işık, öğretmen eşi ile boşanma konusunda yaptığı tartışmada, eşine şiddet uyguluyor..

Evli olduğu halde, bir başka kadınla gayriahlaki ilişkiye giriyor..

Bir de kendi eşine, şiddet uyguluyor..

Bakın medyaya.. Bakın “Kadın hakları” deyince ter ter tepinen solcu medyaya.. Cumhuriyet’e, Sözcü’ye, Birgün’e ve diğerlerine.. Bir tane haber görebiliyor musunuz, bakalım.

Bakın Hüda Kaya’ya, Faruk Gergerlioğlu’na.. Uğur Dündar’a, İsmail Saymaz’a, Barış Yarkadaş’a.. Ahmet Şık’a.. Bir tane “Hoop, n’oluyoruz” eleştirisi var mı?

Geçtik ikinci HDP milletvekiline..

Bu da, Mardin Milletvekili Tuma Çelik.. Cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında, bir parti çalışması vesilesi ile konuştuğu bir kadına tecavüz ediyor..

Kadın şikayetçi olunca, tehditler gırla gidiyor..

Kadın hakları adı altında, bize mürebbiyelik yapmaya kalkışan isimler nerede?

Feministler nerede?

Çağdaş yaşamcı kadın dernekleri nerede? Hatta Atatürkçü kadınlar nerede?

Bir tanesinden, tek açıklama göremiyorum..

Hani sizler, kadın hakları için meydanlarda idiniz? Hani kadın haklarını her daim savunacaktınız?

Hani erken evlilik yapmış gençlerin, çoluk çocuğa karışmış insanlarımızın cezaevinden çıkarılması gündeme geldiğinde, “Tecavüzcüleri affediyorlar” diye ahlaksızca saldırıyordunuz?

Ne oldu, tecavüzcü HDP’li olunca, makbule mi geçti?

Laikçilerde, Kemalistlerde, feministlerde, PKK uzantısı siyasetçilerde tecavüzcülere yönelik riyakar tavır, utanmazca sergilenen sessizlik, bitti mi?

Bitmedi..

Dünkü medya organlarında vardı..

Evlilik dışı ilişkiye giren erkek avukatın da, kadın avukatın da ad ve soyadlarına ulaşabilseydim, hiç çekinmeden yazacaktım..

Ama ben ulaşamadım..

Ulaşamadığım için yazamıyorum..

Ama bakın medya organlarına, birinci elden, olayın en ince ayrıntılarına kadar ulaşmışlar..

Birçok ünlünün de avukatlığını yapan Çağrı isimli bir avukat.. Büyük ihtimalle kendisi evli..

Yine avukatlık yapan bir kadın ile.. 

Evlilik dışı ilişki kuruyor..

Son baro seçimi kanun değişikliğinde bize ihsas ettirildiği şekli ile..

83 milyona “hukuk” dersleri veren iki avukat..

Hukuksuzluğun zirvesine çıkıyorlar.. 

Kadın avukat hamile olduğunu anladığında, durumu bay avukata aktarıyor..

Alay etmeler.. Tehditler.. Şantajlar..

Sonuç mu?

Kadın avukatın elinden tutan hiç kimse yok.

Elinden tutmayı boşverin, kimsede çıt yok.

Ne, Trabzon’daki, Van’daki, Ankara’daki, Hatay’daki, Konya’daki olayların hemen hepsine, “Ben de tuz serpeyim” diye koşan İstanbul Baro Başkanı bir açıklama yapıyor..

Ne feminist derneklerden birisi, “Kadına karşı tehditler savuran bir avukata sessiz kalan Baro istemiyoruz” açıklaması yapıyor..

Ne Aile Bakanlığı anında görevlendirme yapıp, “Avukat kadının hakları korunması için, derhal görevlendirmeleri yapmış bulunmaktayız” diyor..

Muhafazakar birisi hakkında, kıldan tüyden bir iddia olduğunda, 7 ceddi ile birlikte, kendisinin yolda yürürken kimlere selam verdiğine kadar bütün ayrıntıları ile tanıtımlar yapılıyor iken..

Şimdi erkek avukatı da, kadın avukatı da, kimlikleri ile yazamayan bir medya ile karşı karşıyayız..

Yüzünü flulaştırıyorlar..İsmini yazıp, soyadını kodluyorlar..

Affedersiniz, kimden korkuyorsunuz, muhafazakar birisini görünce, tüfeği, baltayı, sopayı alıp linç etmeye kalkışan gazeteciler?

Yazamamanız, yazmamanız, es geçmenizin sebebi, korku mu, yoksa “Bizim adamımız” gerçeği mi?

Google+ WhatsApp