Neslican

Neslican


Neslican

Ölüm deyince irkilmeyen var mıdır? Sanmam. Zira insanoğlu şu iki sebep nedeniyle ölümden korkar: 1-İnsan dünyaya gelir gelmez insanlarla ve nesnelerle bağ kurmaya başlar. Sever, sevilir ve geleceğe dair hayaller kurar. Ölümle birlikte yakınlarından, sevgi ile bağlandığı nesnelerden ve hayallerinden kopacağını bilir. O nedenle ölümden korkar, hayata tutunur ve varlığını sürdürmek ister. 2-İnsan ölüm sonrası için ümitle korku arasında bir duyguya sahip olsa ahiret yurdunda sonunun ne olacağını bilemez o nedenle korkar ve hatalarını telafi etmek ve ölüme hazırlanmak ister. Ahirette iman etmeyen kişiler için ise ölüm korku ve endişe kaynağıdır. Zira ahreti inkâr eden bu insanlar fani dünya dışında bir şeye sahip olmadıklarına inanırlar.

Müslüman için ölüm bir vuslat bir diriliştir ve misafirhane olan dünyada ahiret için azık hazırlanır. Ancak ebedi hayata, ebedi saadete ve Allah’ın rahmetine iman eden Müslümanlar için de ölüm duygusu yürekleri ürperten ve onları kendilerine döndüren bir şeydir.

Geçtiğimiz ay hayata veda eden Neslican’ın hikâyesi hepimizi derinden sarstı. Neslican 20 yaşında yakalandığı kanser hastalığına karşı verdiği mücadele ile tanıdığımız bir genç kızımızdı. Hayata tutunabilmek için çok mücadele verdi Neslican. Umudunu hiç yitirmedi, hastalığını içselleştirip karamsarlığa kapılmadı, yaşam enerjisini kaybedip kıyıya çekilmedi.

Ölümünden önce çektiği videolarda hastalığı ile ilgili duygularını paylaşırken bir yerde duraksıyor ve “Ameliyattan çıktığımda derin bir acı hissediyordum ve ayağımın teki yoktu, bu şekilde yaşamımı nasıl sürdürebilecektim, ne yapacaktım diye düşünmeye başladım. En büyük acıyı ise kesilmiş ayağımı bir poşete koyup elime verdiklerinde yaşadım…” diyor ve hıçkırıyor. Neslican’ın hastalığını çok fazla dramatize ettiğini ve teslimiyet göstermediğini söyleyenler oldu. Yolları acıyla kesişenlerin hallerini anlamak lazım. Böyle durumlarda insanlar yaşadıkları zorlukları aşmakta güçlük çekebilir ve duygularını abartabilirler. Fakat Rabbim kulunun halini bilir, af dileyenin affını kabul eder, acıya katlanın mükâfatını artırır. O nedenle acıyla karşılaşan insanlar hakkında konuşurken temkinli olmak gerekir diye düşünüyorum.

Neslican’ın vefatının ardından onun giyim tarzı ve hastalığa bakış açısıyla ilgili tartışmalar oldu.  Müslüman, acıya maruz kalmış kişinin nasıllığı ile değil neye ihtiyacının olduğu ile ilgilenir. Abdulhakim Arvasi Hazretleri, “İnsanlara Yüce Yaratıcının soracağı soruları sormayın, kulların sorabileceği soruları sorun ve kardeşim neye ihtiyacın var bir sıkıntın var mı deyin” der. Fakat nedense bizler cehalete yenik düşüp, karşımızdaki kişinin halini empati kurup anlamadan, onu dinlemeden günahkar ilan ediveriyoruz. Unutmayın yargılayan da bağışlayan da Allah’tır. Ve bizler O’nun işine karışma hakkına hiçbir şekilde sahip değiliz…

BİR SÖZ

“Neşeli yüreklerle birlikte neşeli şarkılar söyleyen kederli bir kalp ne kadar yücedir” (Halil Cibran).

 

MİLLİ GAZETE

 


 

 

 

 

 

BİR SÖZ

“Neşeli yüreklerle birlikte neşeli şarkılar söyleyen kederli bir kalp ne kadar yücedir” (Halil Cibran).

 

Google+ WhatsApp