Nerede hata yapıyoruz?

Nerede hata yapıyoruz?


Nerede hata yapıyoruz?

 

 

Fakat ilginçtir, zorbalar tek vücut olup bizim mahallede bizim insanlarımızı katlederken bizler sudan sebeplerle birbirimizi içeriden ve dışarıdan vurmaya devam ediyoruz. Benim cemaatim, benim mezhebim, benim tarikatım, benim ırkım, benim hemşerim derken bizi bir arada tutan duvarlar bir bir yıkılıyor. Menfaatlerimiz inandığımız değerlerin önünde tutuluyor ve kendimizi üst bir payede görebilmek için ötekileştirme hasatlığına tutuluyor ve bu hastalıktan bir türlü kurtulamıyoruz.

Bilinmelidir ki, izzet ve şeref dünya menfaatleri ile elde edilen bir şey değildir. İzzet ve şeref iman ve ondan çağıldayan değerler bütünü ile elde edilebilen bir değerdir. O nedenle bizler egolarını tatmin etmek için hareket eden kişilerin değil yaşamlarını Allah’a adayan, mallarını ve canlarını bu uğurda feda edenlerin izlerini takip etmek zorundayız.

 

AKLIMA TAKILANLAR

Bir hoca efendi bir TV kanalında halkın sorularına cevap veriyor. Genç bir hanım şöyle bir soru soruyor: “Cep telefonundan Kur’an-ı Kerim dinliyorum acaba abdest almadan telefona dokunabilir miyim?” Halkımızın gündeme getirdiği sorun ve sorulara bakınca, zihinlerimizde -düşman İslam coğrafyası üzerinde planlar yaparken- sinek düşen yemek hangi şartlarda yenebilir diye tartışıp asli meseleleri gölgede bırakan sözde âlimlerin durumu canlanıyor. Her şeyden önce şunu kabul etmeliyiz ki, doğruya ulaşabilmek için soru sormak oldukça önemlidir. Fakat bunun için kişinin öncelikle bilgi ve bilinç sahibi olması ve gerçekten hayatını düzeltmek için sormuş olması gerekir. Halkımızın dini öğrenmek adına sordukları sorular ne yazık ki, toplumun inanç ve değerlerine yabancılaştıklarını ve olayı magazinsel bir boyuta indirgeyip hafife aldıklarını gösteriyor. Bu konuda siyasetçilerin, aydın ve din adamlarının vebali sanıldığından daha büyüktür. Bu bir gerçek!

BİR AYET

 “Allah ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin, sonra korkuya kapılırsınız da kuvvetiniz gider. Bir de sabredin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir” (Enfal, 8-46).

 

milli gazete

Google+ WhatsApp