Nerede hata yapıyoruz?

Nerede hata yapıyoruz?

Çocukları sigara ya da benzer maddelere karşı korumak isteyen anne-babalar ya da eğitimciler nedense sorunun temeline değil sonucuna odaklanıyorlar. Eğer bütün dikkatinizi yıkılan evin enkazına çevirir, binanın niçin çöktüğünü dikkate almazsanız sorununuza

Nerede hata yapıyoruz?

 

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş bir konuşmasında sigaranın zararlarına değindi ve şunları söyledi: “İnsanlarımızı dünyada ve ülkemizde haram denilmediği için dikkate alınmayan sigara bağımlılığından kurtarmamız lazım. Sigara haramdır ve her birimiz sigaranın haram olduğunu insanlarımıza anlatmalıyız…” Diyanet İşleri Başkanı’nın bu ifadeleri epey konuşuldu, sigaranın bilinen ve bilinmeyen zararları yeniden gündeme geldi ve tartışıldı. Peki, sonra ne oldu? Sonra sular yine aynı seyrinde akmaya devam etti.

Çocukları sigara ya da benzer maddelere karşı korumak isteyen anne-babalar ya da eğitimciler nedense sorunun temeline değil sonucuna odaklanıyorlar. Eğer bütün dikkatinizi yıkılan evin enkazına çevirir, binanın niçin çöktüğünü dikkate almazsanız sorununuza kalıcı bir çözüm getiremezsiniz. Zira asıl mesele duvarın temelini sarsan tehlikedir, bu tehlikeyi ortadan kaldırmadan beklediğiniz sonuca ulaşamazsınız. Diyanet İşleri Başkanı’mız temeli sarsan soruna dikkat çekiyor ve diğer haramlara gösterdiğimiz hassasiyeti sigaraya da göstermemiz ve çocuklarımıza bunu öğretmemiz gerektiğini ima ediyor. Fakat anne-babaların bu sorunu gündemlerine dahi taşıdıklarını zannetmiyorum. Zira günümüz ebeveynleri kâr-zarar değerlendirmesini maddiyat üzerinden yapıyorlar, değerler ekseninden değil.

 

Sigara bağımlılığının bir sorun olduğunu fark edip çocuğuna yardımcı olmak isteyen anne-babalar hatalarıyla yüzleşmeli ve şu soruyu sormalıdırlar:

Çocuklarımız sigara ve bağımlılık yapan maddelere nasıl ve hangi şartlar altında başladılar?

Bildiğiniz üzere akranları ile birlikte vakit geçiren genç değerlilik, onay, sevgi ve destek gibi bazı gereksinimlerini arkadaşları vasıtasıyla elde eder. Eğer ailede iradi bir kuvvet kazanamamış, kültürel kimliğini oluşturamamışsa akranlarına bağımlı hale gelir ve grubun desteğini alabilmek için arkadaşlarının davranışlarını körü körüne taklit etmeye başlar.

Peki, ne yapabiliriz? Çocuklarımıza erken yaşlarda irade eğitimi vermek zorundayız. Çocuk bir şey hakkında karar verirken olayı bütün yönleriyle muhakeme edebilmeli ve bedeli ne olursa olsun tavrını doğruda yana alabilmelidir. Eğer çocuklarımıza doğruyu yanlıştan ayırt etme istidadı kazandıramazsak onları kaybetme riski ile yüz yüze kalabiliriz.

Sevgi etkin ve onarıcı bir besindir. Çocuklarımızı şefkatle kucaklamalı ve cebine harçlığını koyarken yüreğine de bir tutam sevgi bırakmayı ihmal etmemeliyiz.

Genç bireylere sigaraya nasıl başladıklarını sorduğumda hiç tereddüt etmeden şu cevapları verdiler: Arkadaşlardan etkilendim, can sıkıntısından başladım, sıkıntılı bir dönem geçirmiştim, kendimi yalnız hissediyordum, ailemle sorunlarım vardı… Az evvel de belirttiğim gibi çocuklarımızı koruyabilmek için onları fıtratlarına uygun şekilde yetiştirmek, koşulsuz sevmek, değer vermek ve doğru yanlış ayırtına varabilecek iradi bir güç kazandırmak zorundayız.

Diyanet İşleri Başkanı’nın söz konusu açıklaması toplumun büyük bir kesimini etki altına alan bir sorunu yeniden gündeme taşıdı. Ancak sorunlarımızın sadece bununla sınırlı olmadığını ve her sorunun birbiriyle ilişkili olduğunu bilmek zorundayız. İnsanlarımız ciddi bir kimlik karmaşası yaşıyorlar, ahlaki değerlerine yabancılar, kültürel bilinçten yoksunlar. Anlam boşluğuna düşen genç bireyler hayatı bir eğlenceden ibaret görüyor, sorumsuz erişkinler ise yaşamlarını hiçbir değer üretmeden boş işler peşinde tüketiyorlar. Oysa zaman bizlere bahşedilmiş en önemli değer. Unutmayalım ki bu değeri maksadına uygun kullananlar bu hayatın kazananları olacak bu bir gerçek!

 

fatma tuncer

milli gazete

Google+ WhatsApp