Nefretinizde boğulun, Erdoğan düşmanları!

Nefretinizde boğulun, Erdoğan düşmanları!


Nefretinizde boğulun, Erdoğan düşmanları!

 

 

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, 17 yıl içinde hiçbir şey yapmamış olsa..

Köprüler, otoyollar, denizin altından geçen tüneller, inşa faaliyetleri, eğitim alanındaki dev adımlar..

Hiçbirisini yapmamış olsa bile..

Enflasyonu % 35’lerden % 6’lara indirmemiş olsa bile. (Şimdilerde 15’lerde seyrettiğini gözardı etmiyorum. Ama sorumlusunun kimler olduğunu da gayet iyi biliyorum.)

Dün BM Genel Kurulu’nda, Türkiye Cumhurbaşkanı olarak yapmış olduğu konuşma, yetmez mi?

Dünyanın gözünün içine baka baka..

ABD’nin..

İsrail’in..

Avrupa Birliği ülkelerinin..

Onların kölesi gibi hareket eden Mısır’ın, Suudi Arabistan’ın..

Ve diğerlerinin kafasına vura vura..

“Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, aldığı kararları uygulayamayacaksa, niye toplanıyoruz” demesi, yetmez mi?

Ben ABD Başkanı olduğum sürece sığınmacılar ülkeme giremeyecek” diyen ABD Başkanı Trump’tan yarım saat sonra geldiği kürsüde, “Aylan bebeği” hatırlatması yetmez mi? “Milli gelire oranla dünyanın en fazla insani yardımda bulunan ülkesiyiz. Son 9 yılda, 500 bin Suriyeli çocuk, Türkiye topraklarında doğdu” gerçeğini, egemenlerin, zenginlerin, kapitalistlerin yüzüne vurarak hatırlatması yetmez mi?

Süper güçmüş.. Bir şirketlerinin cirosu, Türkiye’nin bütçesinin toplamından daha fazla sıfırlı rakamlar içeriyormuş..

Tüm o söylemlere cevap verecek şekilde..

Hepsine birden haykıracak şekilde..

Batsın sizin zenginliğiniz.. 

Batsın sizin büyüklüğünüz.. 

Batsın sizin gelişmişliğiniz.. 

Hatta, “Faydası olmayan ilimden Allah’a sığınırım” hadisi şerifi gereğince, “Batsın sizin biliminiz..” dercesine, dünya devletlerine vicdan dersi vermesi yetmez mi?

Abdullah Gül’ler..

Ahmet Davutoğlu’lar..

Ali Babacan’lar..

Söyleyin, yiğitçe, erkekçe.. 

Şu konuşmayı BM Genel Kurulu’nda yapabilir misiniz?

Yapmanız için, kaç yıl beklememiz gerekir?

Yoksa siz..

“Bu konuşmaların yapılmaması” için mi görevlendirildiniz?

“Bu konuşmalar tekrarlanmasın” diye mi kafayı kaldırıyorsunuz?

Trump’ın, dünya haritasını tek başına dizayn edebilmesi için mi meydana çıkıyorsunuz?

Erdoğan’ın, tüm dünyanın seyrettiği bir toplantıda, İsrail’in 1947’deki toprak miktarı, sonrasındaki yıllarda yayılmacılığı, ve son olarak Filistin’i adeta yutar şekilde işgalini tüm netliği ile, haritalarını da göstererek haykırması, Netanyahu’yu rahatsız ettiği kadar, sizi de mi rahatsız ediyor?

“Sokaktaki masum Filistinli kadının İsrail güvenlik güçleri tarafından alçakça öldürülmesi görüntüleri vicdanları harekete geçiremiyorsa artık sözün bittiği yerdir” sözleri, İsrail’i rahatsız ettiği kadar, sizi de mi rahatsız ediyor ki, “Bu liderin yürüdüğü yola halı sermek bile bizim için uğruna can verilecek bir görevdir” demeniz gerekirken, o liderin yoluna, takılıp düşeceği taşı olma görevini üstleniyorsunuz?

Sözüm sadece AK Parti kaçkınlarına değil..

Deniz Gezmiş rantını onlarca yıldır bu ülkede yiyenler..

“Deniz Gezmiş, Filistin için mücadele etmişti” edebiyatı yapanlar..

Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” sözünü tekrar BM Genel Kurulu’nda haykırışı da, sizin vicdanınızda, bir kıpırdanmaya sebep olmadı mı?

Siz; evet siz FETÖ’cüler..

“Erdoğan, şahsi istikbali için, Mursi’yi tahrik etti. Mursi’nin Cumhurbaşkanı seçilmesi için yönlendirmede bulundu. Mursi’nin çıkışı erken olduğu halde, onu yanlış bilgilendirdi. Sonra Mursi cezaevine girdikten sonra, gerekli desteği vermedi” diyen riyakarlar..

Ahlaksızlar..

Utanmazlar..

BM Genel Kurulu’nda.. 

Bir tane yetkilinin, Mursi’nin adını bile ağzına almadığı bir toplantıda..

“Mısır’ın seçilmiş Cumhurbaşkanı’nın özellikle mahkeme salonunda çırpınarak ölmesi neticesinde ailesinin bile defnine müsaade edilmemesi içimizde kanayan yaradır. Bölgenin adalete ve hakkaniyete duyulan derin ihtiyacının adeta sembolü olmuştur” sözleri ile, haydut Amerika Birleşik Devletleri’nin de, eşkıya Avrupa Birliği’nin de suratlarına şamarı indirmesi size bir şeyler ifade ediyor mu?

Şöyle geçmişe dönüp bakın..

ABD ile SSCB’nin iki kutuplu dünyasında bile..

Bu kadar yürek dolu, bu kadar vefa dolu bir çıkışı, hangi lider yapmıştı?

“Nükleer silah sahibi olanların, nükleer silahı olmayanları tehdit etmesi manidardır. Nükleer güç ya herkes için yasak ya da herkes için serbest olmalıdır” sözleri, hem de Türkiye’nin kısmen de olsa ihtilaf yaşadığı, Suriye’de bir anlamda çatıştığı İran tehdit edilirken bu sözleri sarfetmesi, “Komşularımızla hep kavgalıyız” diyen anamuhalefet partisi sözcülerini birazcık düşündürmüş müdür acaba?

Kim ne derse desin..

Tayyip Erdoğan, dünya devletlerinin hepsine, “adalet”i, “barış”ı, “eşitlik” ilkesini, “dürüst” olma ilkesini, “sömürüden uzak durma”yı tavsiye ettiği konuşması ile, mazlumların yaşadığı coğrafyanın tamamının gönlünde taht kurmuştur.

Afrika’sından Asya’sına.. Afganistan’ından Irak’ına.. Küba’sından Venezuela’sına kadar, tüm ezilmişlerin gönlünde taht kurmuştur..

Türkiye’yi daha ileriye götürmek isteyen varsa..

Türkiye’nin dünya devletleri arasındaki yerini daha yükseklere çıkarmak isteyenler var ise..

Tayyip Erdoğan’ın karşısına geçerek değil..

Yanında durarak, bu amaçlarına ulaşabileceklerinin farkına varmaları gerekir..

Erdoğan’ı bu kadar övdük..

Birileri yerin dibine batırırken..

Hahamlarla fotoğrafını yayınlayıp, sanki hamamlara biat etmiş gibi bir görüntü vermek isterken..

Biz Erdoğan’ın konuşmasını göklere çıkarttık..

Doğru mu yaptık, test edelim.

Bir de olaylara tersinden bakalım..

Cumhurbaşkanı Tayip Erdoğan, çizgi itibari ile kendisini, makamını düşünen birisi olsa.. Lüks içinde yaşamayı seven, israfı hayat tarzı olarak belirlemiş, liyakatsiz ama kendi kadrosundan isimleri baştacı eden.. Kısacası düzenbaz, sömürgeci, rantçı bir devlet adamı olsa..

Ne derdi vardı ki, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda dünkü konuşmayı yapsın?

Ne diye şimşekleri kendi üzerine çeksin?

Ne diye, ABD’yi karşısına alsın?

İsrail’i karşısına alsın?

Ne diye?

Aman lütfen..

Emperyalistlerin tüm maskelerini indiren şu konuşmaları da..

“Muvazaalı” falan diye yorumlamaya kalkmayın..

“Bir tane sığınmacıyı bile ülkeme almam” diyen 350 milyonluk, dünya devi ABD’nin yüzüne karşı, “9 yılda 500 bin Suriyeli Türkiye’de doğdu” tokatının sesi, bir gün öyle gelir ki..

Karşısında hiçbir süper güç duramaz..

Gücü olan hiç kimse de, elinden gelse idi, bu konuşmaya izin vermezdi..

 

YENİ AKİT

Google+ WhatsApp