“Necâtü’l-Mü’minîn” (Müminlerin Kurtuluşu)

“Necâtü’l-Mü’minîn” (Müminlerin Kurtuluşu)


Sevgili bacanağım İsmet Özdemir, Ramazan Bayramı’nın üçüncü günü Hakk’a yürüdü. Efendimizin (s.a) övdüğü güzel ahlâk sahibi, namazına titiz, sabah namazı başta olmak üzere namazlarını camide kılmaya özen gösteren güzel bir insandı. Rabbim rahmeti ile muamele eylesin. Mekânı Cennet olsun.

Samsun Çarşamba’nın Ebceli köyündeki cenaze ve taziye sürecinde, bacanağımın merhum dedesi Kazım Efendi hakkında bazı bilgilere yeni muttali olduk. Kendileri Sönmez Neşriyat’ın ortaklarından olup muhtemelen merhum Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in -ki o da Çarşambalıdır- ekibi içinde yer almış.

Kazım Efendi merhumun kütüphanesinden kalan birkaç eseri de görme imkânımız oldu. Özellikle yakın tarihle ilgili yayınlara ilaveten çeşitli kitaplardan oluşan kitaplıktaki iki Osmanlıca eser dikkatimi çekti: Biri, 1308 (1892) tarihinde Matbaa-i Osmaniye’de tab’ ve neşr olunan 675 sahifelik manzum “Siyer-i Nebi” kitabı, diğeri ise el-Hâc Muhammed Emin Efendi’nin telif ettiği ve yine aynı sene (1308/1892) Abdullah Efendi Matbaası’nda tab’ olunan “Necâtü’l-Mü’minîn” isimli risale.

Bu yazımızda, “Necâtü’l-Mü’minîn” risalesinde ‘Namazın Faziletini Beyan’ başlığı altında derç edilen açıklamalardan bir kısmını -metne sadık kalarak-, merhum bacanağım İsmet Özdemir’in ve dedesi Kazım Efendi’nin ervahına dua ve niyazlarımıza vesile olması sadedinde paylaşmak istiyorum:

“Malum ola ki, imandan sonra en büyük ve efdal ibadet namazdır. Kadı Beydâvî rahimehullah, tefsirinde, “Namaz türlü ibadetleri cem edip toplamış olduğundan için büyük ve efdal ibadettir” buyurdu. Şeyhzade Muhammed Efendi rahimehullah, “Namazda zekât ve hac ve oruç ve cihad ve itikaf ve bunların gayrı ibadetler ve sevaplar vardır; bunun için namaz büyük ve efdal ibadettir” buyurdu. 

Hak Teâlâ’ya çok hamd ü senâ olsun ki, bizi namaz ehlinden yarattı. Ve bu abd-i âciz dahi der ki:

Namazda bütün azalar ile Allahu Teâlâ’ya tazim olmakla çok ibadetleri cem eder; bunun için büyük ve efdaldir. Mesela, azalar ile Allahu Teâlâ’ya tazim etmek ibtida kalp ile niyet etmeye kalp ile tazim olur. Ve gözleriyle ve kulaklarıyla ve lisanıyla ve elleriyle ve ayaklarıyla ve yüzü ve göğsü ve başı ve bütün bedeniyle Allahu Teâlâ’ya tazim namazda vardır.

Ve namazda Kur’ân ve tesbih ve tehlil (‘lâ ilâhe illallah’ demek) ve tahmid (hamdetmek) ve temcîd (Allah’ı yüceltmek) ve tekbir ve senâ (Allah’ı övmek) ve besmele ve e‘ûzü (Allah’a sığınmak) ve şehadet kelimeleri ve Rasûlüllah sall-Allahu Teâlâ aleyhi ve selleme salavât-ı şerife ve dualar; bunların bütününü namazda okumak vardır. Namazdan başka ibadette böyle türlü ibadetler yoktur.

Le‘alle (belki de) Rasûlüllah sall-Allahu Teâlâ aleyhi ve sellemin “Es-Salâtu ‘ımâdü’d-Dîn.” buyurması bunun içindir; yani “Namaz Din’in direğidir”.

İmdi, namazın fazileti ve medhi çoktur, yazıp dinlemek ile tükenmez. Zira Allah Teâlâ Kur’ân-ı Kerim’inde namaz ile takvâyı çok zikir buyurdu. Zira ‘ınd-i ulûhiyetinde bunlar ziyade makbul olduklarından için, “men ehabbe şey’en eksera zikrahû” fehvasınca (yani “Bir zât bir şeyi sevdikte onun zikrini çok eder”) Hak Teâlâ namaz ile takvâyı ziyade sever demek olur. Lâkin namazsız takvâ olmaz; namaz kılmayanlarda takvâ bulunmaz.

İmdi, “Namaz Din’in direğidir” ve “(Namaz) müminlerin miracıdır”; dünyada ve ahirette feyz ve necat (kurtuluş) ve selamet (esenlik) bulmaya sebeptir. Amma, dünyada namazın faydası, rızıkları ve kâr u kisbi (kazancı) kolay ve çok olur. Ve bütün işleri kendisine kolay olur. Ve Hak Teâlâ ve Ahiret ehli katlarında makbul olur. Şeytan ve insan ve cinnî şerlerden ve bütün marazlardan ve âfetlerden emin olur. Ve günahlardan mahfuz olur. Ve imanı kâmil olur ve ibadetleri ve sa‘yları makbul ve günahları mağfur olur ve Allahu Teâlâ’ya ve Rasûlüne itaat etmiş olur. Ve sair ibadetlere neşâtı ve isteği olur. Ve korkulardan emin olur. Zira Rasûl aleyhissalâtu vesselâma bir havf (korkulacak) iş arız olsa namaza dururdu. Ve hacetlerin ve duaların kabulüne sebeptir. Ve imanın nuru yüzünden görünür…”

Google+ WhatsApp