Nebevi Tebliği Bırakırsak Toplum Fesâda Uğrar Dualarımız Kabul Olmaz…

Nebevi Tebliği Bırakırsak Toplum Fesâda Uğrar Dualarımız Kabul Olmaz…

“Ey Rasul! Sana Rabb’inden indirileni ulaştır...” Mâide: 67. âyeti, Allah’tan indirileni insanlara ulaştırmaktan sözederken, “Rasûl’ün üzerine düşen yalnızca tebliğdir.” Mâide: 99. âyetinde belâğ kelimesi kullanılmaktadır. Tebliğ’de görevi en iyi şekilde yapma, tebliğ görevi neyi gerektiriyorsa,

Nebevi Tebliği Bırakırsak Toplum Fesâda Uğrar Dualarımız Kabul Olmaz…

 

İlmi ve Kültürel Araştırmalar Vakfı - İLKAV Alternatif Eğitim konferansları İLKAV Vakfı Başkanı Emrullah Ayan’ın sunduğu “Unutulan, İslâm’ı Tebliğ Sorumluluğumuzu Yeniden Hatırlamak” başlıklı sunumu ile devam etti. Ayan konuşmasında; tevhîdî ilkeleri önemseyen Müslümanların islâm’ı tebliğ görevlerini hiçbir zaman bırakmamaları gerektiğini, emr-i bi’l-ma’ruf nehy-i ani’l-münker olmadan davetçi kimliğinin eksik kalacağını beyan etti. Ahlâkî ve pratik olarak İslâm’ı yaşayarak tebliğin en güzel temsiliyet olacağını vurgulayan konuşmacı, cemaatleşmenin önemine vurgu yaparken, toplumun ıslahının; ancak davetçilerin insanları yalnız Allah’a kulluğa, gönderdiği Kitab’ına ittibâ çerçevesinde hiçbir ücret istemeden çağrılması ile mümkün olacağından bahsederken, rasulün örnekliği ile demokrasi veya şiddete yönelik çağrıların tebliğin amacı olamayacağını sözlerine ekledi.

Konferans, soru cevaptan sonra çay ve simit ikramı ile son buldu.

 

Konuşmanın özeti aşağıda sunulmuştur.

UNUTULAN, İSLÂM’I TEBLİĞ SORUMLULUĞUMUZU YENİDEN HATIRLAMAK

Tebliğ, Kur’an’da fiil halinde, belağ ise isim olarak 10 kadar yerde kullanılıyor. Bunların hepsinde mana vahyin mesajını insana ulaştırmaktır.“Ey Rasul! Sana Rabb’inden indirileni ulaştır...” Mâide: 67. âyeti, Allah’tan indirileni insanlara ulaştırmaktan sözederken, “Rasûl’ün üzerine düşen yalnızca tebliğdir.” Mâide: 99. âyetinde belâğ kelimesi kullanılmaktadır.

Tebliğ’de görevi en iyi şekilde yapma, tebliğ görevi neyi gerektiriyorsa, hepsini yerine getirme anlamları yatar. Bu bakımdan, Kur’ân Rasûlullah (S)’e nasıl tebliğde bulunması gerektiğini de bildirir. Vahy öyle ulaştırılmalıdır ki, insanların yarın Âhiret’te Allah önünde herhangi bir özürleri kalmamalıdır. Artık, tebliğden sonra Rasûl’ün görevi bitmekte ve iman edip etmeme insanlara kalmaktadır.

Tebliğ Görevi Rasûlullah’tan Sonra Bütün Müslümanların Omuzlarındadır

Mü’min olan herkes, bildiği ve gücü yettiği oranda tebliğ ve davette bulunmak  zorundadır. Bununla birlikte; İslâm âlimlerinin, cemaat ve kanaat önderlerinin, yazar ve hatiplerin, cami görevlilerinin bu görevi yapması, terk edilemez, terk edilince büyük vebâli olan bir vecîbedir. “İçinizden, hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte onlar kurtuluşa erenlerdir.” (Âl-i İmrân: 103)Bu âyete göre içimizden böyle bir topluluk çıkacak ve bunlar hayra da’vet edip emr-i bi’l ma’rûf yapacak... “Sizden kim bir münker (kötülük veya çirkin bir şey) görürse onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse diliyle değiştirsin. Ona da gücü yetmezse kalbiyle değiştirsin (buğzetsin, onu hoş görmeyip kabullenmesin) ki, bu da imanın en zayıf derecesidir.” (Müslim; İman, 78)Bu hadiste bir kötülüğün değiştirilmesi, “Sizden biriniz...” denilerek bütün mü’minlere görev olarak verilmiştir.

Ne Tebliğ Edilecek Neye Da’vet Edilecek?

“Bu Kur’ân; kendisiyle uyarılsınlar, Allah’ın ancak tek ilâh olduğunu bilsinler ve akıl sahipleri düşünüp öğüt alsınlar diye insanlara bir tebliğdir.” (İbrahim: 52)Öncelikle vahiy tebliğ edilecek, vahyin karakteri de buna uygundur. Bütün peygamberler kendilerine gelen vahyi muhatap kitlelerine tebliğ etmişler ve  tevhîde yani, Allahu Teâlânın zât ve sıfatlarında tek olduğu ve bu konularda ortağının, eşinin veya benzerinin olamayacağı anlayışının temel alındığı tevhîd dîni İslâm’a da’vet etmişlerdir.Tebliğ’de Ücret Veya Menfaat Beklemek Yoktur Rasûlullah (S), Allah rızası için yapılmayan her şeyin bâtıl ve faydasız olduğunu haber vermiştir. (Tirmizî, Hudud, 24) Buna göre tebliğ de, Allah rızası için yapılmalıdır. Herhangi bir maddî veya manevî menfaat niyeti ile yapılan tebliğin hiç bir faydası olmaz. Yüce Allah da Kur’ân-ı Kerîm’de, tebliğin herhangi bir karşılık beklemeden, Allah rızası için yapılmasını ve bu şekilde yapılan tebliği dinlemenin gerektiğini açıklamıştır. (Yâsîn: 21)Mutlu bir dünya, sadece ücretini Allah’tan bekleyenlerin eliyle kurulabilir. Kubbede hoş sadâ bırakanlar onlardır. Ve onların başında nebîler gelmektedir. İnsanlığın, kral ve politikacı tipi değil de peygamber tipini gönlünde sürekli yaşatmasının sebebi budur.

Toplumların Islâhı Tebliğ ve Da’vet İledir

Bütün peygamberler tebliğ ve da’vetle sorumlu tutularak toplumlarına gönderilmişlerdir. Onlar bu görevlerini, bütün olumsuz şartlara, bütün zorluklara rağmen yerine getirmişlerdir. Zira toplumların şirkten, küfürden ve isyandan temizlenmeleri peygamberlerin tebliğ ve da’vet görevlerini hakkıyla yerine getirmelerine bağlıdır. Onlar bu görevlerini hakkıyla yerine getirmişlerdir. Artık bundan sonrası muhatab toplumun bu tebliğ ve da’vete bilerek ve isteyerek icâbet etmesine kalmıştır. Toplum ister bu tebliğ ve da’vete göre olumlu olarak kendini değiştirir, isterse  de olumsuz olarak karşılık verir ve fesâda dalar. Onlar hakkındaki hüküm artık Allah’a kalmıştır. Yani toplumların ıslâhı da fesâdı da tebliğ ve  da’vete karşı onların takındıkları tavır ile alâkalıdır.Yeri geldikçe vurguladığımız gibi toplumların ıslâhı hep tebliğ ve da’vet ile olmuştur. Bunun aksine ıslâhı şiddet ve zor kullanarak gerçekleştirmenin  Kur’ânî ve Nebevî hiçbir pratiğinin olmadığı gibi bunun imkânı da yoktur.

Bir toplumda ma’rûfu emreden, kötülükten menedenler olmazsa giderek münker olan işler birer kural haline, bir yaşama biçimi haline gelirler. Şeytanlar hak ile batılı karıştırır, doğruyu bozarlar; insanlara Allah’ı unuttururlar. Böyle bir toplumda Müslümanın tavrını yine âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Rasûl’ün daha önce de değindiğimiz şu hadisinde bulmak mümkündür:“Canımı gücü ve kudretiyle elinde tutan Allah’a yemin ederim ki; ya iyiliği emreder, kötülüklerden sakındırırsınız ya da Allah size yakında üzerinize bir belâ gönderir de sonra Allah’a dua edersinizin de duanız kabul edilmez.” (Ebû Dâvûd, Melâhim, 16)

 

Konferansın videosu aşağıda istifadenize sunulmuştur.

AYAN: Nebevi Tebliği Bırakırsak Toplum Fesâda Uğrar Dualarımız Kabul Olmaz…
AYAN: Nebevi Tebliği Bırakırsak Toplum Fesâda Uğrar Dualarımız Kabul Olmaz…
AYAN: Nebevi Tebliği Bırakırsak Toplum Fesâda Uğrar Dualarımız Kabul Olmaz…
AYAN: Nebevi Tebliği Bırakırsak Toplum Fesâda Uğrar Dualarımız Kabul Olmaz…
AYAN: Nebevi Tebliği Bırakırsak Toplum Fesâda Uğrar Dualarımız Kabul Olmaz…
AYAN: Nebevi Tebliği Bırakırsak Toplum Fesâda Uğrar Dualarımız Kabul Olmaz…
AYAN: Nebevi Tebliği Bırakırsak Toplum Fesâda Uğrar Dualarımız Kabul Olmaz…
AYAN: Nebevi Tebliği Bırakırsak Toplum Fesâda Uğrar Dualarımız Kabul Olmaz…
AYAN: Nebevi Tebliği Bırakırsak Toplum Fesâda Uğrar Dualarımız Kabul Olmaz…
 
 
 

 emrullah ayan

ilkav

Google+ WhatsApp