Ne yapması gerektiğini bilmeyen belediye başkanı!

Ne yapması gerektiğini bilmeyen belediye başkanı!


Bir hafta-on gündür, hem İstanbulluların. Hem de tüm Türkiye’nin tepesinde boza pişiriyordu..

“İstanbul’da sokağa çıkma yasağı ilan edilmeli” diyordu..

Bu “sokağa çıkma yasağı”nın artısı nedir, eksisi nedir, düşünmeden. 

Global olarak Türkiye’yi düşünme yerine..

Kısa ve ucuz hesaplar yaparak...

Hatta, sadece bir şey söylemiş olmak için.. 

Nasıl olsa, dünyanın birçok ülkesinde gidişat hep o yönde olduğu için.. 

Bizde de eninde sonunda, kısa süreli de olsa.. “Sokağa çıkma yasağı gelir.. Gelince de ben rantını toplarım.. ‘Ben dememiş miydim’ diyerek hava atarım” düşüncesi ile..

Belki de..

“İlk ben söyleyeyim ki, sonra ilan edildiğinde ‘ben gündeme getirmiştim, beni dinlediler de ilan ettiler’ derim” uyanıklığı ile..

İstanbul’un başına asrın felaketi olarak gelen Ekrem İmamoğlu, değişik mecralarda “sokağa çıkma yasağı” ile ilgili talebini sürekli tekrarladı, durdu..

Merkezi yönetim, ince ince hesapları yaptı. Sadece koronavirüs salgınını değil. İş hayatını, ekonomiyi, çarkların dönmesi gerekliliğini.. İnsanların gıda ihtiyaçlarını.. Daha onlarca değişik unsuru.. 

Kısacası, Türkiye’nin tamamını düşündükleri için, uzun uzun planlamaları yaptı..

“Ne karar alırsak, ne olur, hangi kararı, ne zaman alırsak, ne avantajı olur, ne dezavantajı olur” ayrıntıları ile düşünüp, kuyumcu hassasiyeti ile tarttı, biçti..

Ve önceki akşam saat 21.30 gibi, sadece hafta sonu için 31 ilde  sokağa çıkma yasağı ilan edildi..

Daha ayrıntılar bile belli olmadan, İstanbul’da bir panik, bir panik..

“Bizim belediye başkanı beceriksizin tekidir. Başka illerdekiler bir çözüm bulur, zorunlu ihtiyaçlarını temin ederler ama. Asrın felaketi bizim tepemizde.. Hemen başımızın çaresine bakalım” güvensizliğinden mi kaynaklıydı, bilemiyorum..

Veya..

“Bu adamı seçtik, tüm felaketler başımıza geliyor.. Bu hafta sonu da, sakın felaketin bir devamı olmasın” çaresizliğinden midir, kestiremiyorum.

Halk çok büyük bir yoğunlukla İstanbul’da, son 2.5 saatte sokağa dökülüp, iki günlük sokağa çıkma yasağının stoğunu yapmaya kalkıştı..

Biz ise, bekliyoruz ki, 10 gündür tekrar tekrar “sokağa çıkma yasağı ilan edilsin” diyerek, kafamızı şişiren Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, tüm hazırlıkları yapmış bir şekilde, kamuoyuna hemen çıksın, açıklamayı yapsın: 

“Bizim talebimiz kısmen de olsa kabul edilmiştir. Teşekkür ediyorum.. İlk dillendirmemizin üzerinden 10 gün geçmiş, bu süre içinde biz belediye olarak hazırlıklarımızı tümü ile tamamlamış duruma geldik. Halkımızın hizmetindeyiz.. Dünyanın neresine giderseniz gidiniz, sokağa çıkma yasağı ilan edildiğinde, güvenlik görevlileri hariç tutulur. Sağlık çalışanları hariç tutulur.. Basın mensupları hariç tutulur. Kritik görevdeki kamu görevlileri hariç tutulur. Temel gıda olarak, ekmek fırınları hariç tutulur.. Biz de bu bilinç ile hazırlıklarımızı yapmış idik. Henüz İçişleri Bakanlığı’nın genelgesi yayınlanmadı ama.. Ayrıntılar basına intikal etmedi ama. Dünyada olandan farklı bir şey olması mümkün değil.. O çerçevede, biz hazırlığımızı çok önceden yaptığımız için.. Sokağa çıkma yasağının duyurulması ile birlikte hemen İstanbullulara yaptığımız planlamayı aktarıyorum.. Şu şu uygulamaları hemen şu an itibari ile hayata geçiriyoruz!”

Nerdeee?

Diyemedi..

Televizyon ekranlarında insanlar belediyenin cevaplamasını istiyor: 

“Toplu taşıma araçlarınız sefere çıkacak mı?”

Sokağa çıkma yasağında, ne toplu taşıması? 

Hazırlık olmayınca, cevap veren de çıkmıyor.

Ama soru devam ediyor..

“Toplu taşıma olmayacak ise, sağlık çalışanları, güvenlik görevlileri, diğer zorunlu olarak çalışması gerekenler, görevlerinin başına nasıl gidecekler?”

10 gündür “sokağa çıkma yasağı ilan edilsin” diyen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı, bu konuda dersini iyi çalışmıştır, şimdi hemencecik cevabını verir diye bekliyorsunuz..

Bekliyorsunuz ki: “Toplu taşıma tabii ki yok. Ama ilimizdeki tüm özel ve resmi hastanelerimizle eşgüdüm içinde, hepsi ile irtibat halindeyiz.. Her birine ikişer, üçer ne kadar gerekli ise otobüsler tahsis edilmiştir.. Çalışanlarının evlerine dönmesi ve mesaiyi devir alacakları evlerinden hastanelerine götürmek üzere planlamamızı yaptık. Uygulamayı hemen sabah 06.00 itibari ile devreye alıyoruz” desin..

Demiyor.

Diyemiyor..

Ama şunu söylüyor:

“Sokağa çıkma yasağı kararı ansızın alınmamalı. İBB olarak bu kritik karardan haberdar değiliz, bilgilendirilmedik. Yarın İstanbul’da hangi hizmetleri verip vermeyeceğimizi bile bilmiyoruz. Ortak akıl ve iş birliği olmayan her karar sadece kafa karışıklığı ve panik yaratır.”

Hani diyesim geliyor, “Ulan ...! Ansızın olan ne? Bir haftadan uzun süredir, ‘sokağa çıkma yasağı alınmalı’ diyen sen değil misin?”

“Geç kalıyoruz, hemen sokağa çıkma yasağı getirilmeli” dediğin halde, şimdi sadece hafta sonu için bu yönde karar verildiği halde, “kritik karar” diye tanımlama yapmak da nedir?

Oturduğun koltuğun ciddiyetinden habersiz şekilde, “hangi hizmetleri verip vermeyeceğimizi bilmiyoruz” nasıl diyebilirsin.

Yanınızda hiç mi hukukçu yok?

Hiç mi, deneyimli bir bürokratınız yok?

Ne yani!

Herhalde, hafta sonu demeden, vergi tahsilat memurlarına işbaşı yaptırıp, “Sokağa çıkma yasağı ilan edildi ama.. Emlak vergilerinizi yatırabilirsiniz. İşgaliye harçlarınızı hafta sonunda da, belediyeye ödeyebilirsiniz” diyecek haliniz yok..

Yapacağınız iş belli..

Zorunlu, vazgeçilmez, ertelenemez, olmazsa olmaz belediye hizmetlerini sürdüreceksiniz..

Halk Ekmek üretiminiz varsa.. Bunu sürdüreceksiniz, hatta artıracaksınız.. Daha ötesinde.. Araçlarınızla fırınlardan ekmekleri alıp, mahalle aralarında dağıtımını yapacaksınız..

İlinizdeki hastanelerin sağlık çalışanlarının ulaşımını sağlayacaksınız. Güvenlik güçlerinin ulaşımını gerçekleştireceksiniz..

Bunun için, genelge beklemeyeceksiniz.

Bunun için, görev beklemeyeceksiniz. 

Bu; sizin zaten göreviniz. 

Google+ WhatsApp