Ne yapardınız?

Ne yapardınız?


Ne yapardınız?

 

 

Sabah vakti çocuklarınızı okula uğurlarken hemen her gün aynı endişeyi taşır ve  “sakın tanımadığın insanların verdiği şeyleri alma, bir tehlike sezersen hemen haber ver, caddeyi geçerken araçların seyrini dikkate al…” der ve nasihat edersiniz. Çocuğun ardından olmayacak kuruntulara kapılır, acaba acıkır mı, yorulur mu, incinir mi diye düşünür ve duada bulunursunuz. Peki, çocuklarının üzerine her dakika kurşunlar yağan Filistinli anne-babalar ne yapsın? Her dakika ölümle burun buruna gelen bu insanlar çocuklarını nasıl korusunlar? Daha geçtiğimiz gün yine on altı yaşında bir genç kız okula giderken peçesini açmadığı gerekçe gösterilerek sokak ortasında katledildi. Yaşamının en verimli çağında kurşunların hedefi oldu Filistinli genç kız… Hiçbir örgüte üye değildi, suç ihtiva edecek hiçbir şeyi yoktu. Ailesi ile sıradan bir hayat yaşayan masum bir kız çocuğuydu o. Fakat Siyonist zihniyetinin ötekileştirdiği toplumlara karşı kini o kadar büyük ki, ağzı süt kokan bebekleri katledip, onların cansız bedenlerine silah doğrultarak intikam almaya çalışıyor.

 

Irak’ta masum halkı katleden ABD askerleri ile yapılan bir röportajda askerlerden biri duygularını şöyle anlatıyordu: “Yoldan geçen masum bir kadına ateş ettim ve savrulup oracıkta öldü. Çok üzülmüştüm artık o yoktu ve çocukları annesiz büyüyecekti. Karargâha vardığımda hâlâ üzgündüm, komutanım sordu ben de olayı anlattım. Komutanım, ‘Araplar için üzülmeye hiç gerek yok, bir Arap öldürmüşsün bu gün senin en mutlu günün’ dedi.”

Toprakları şehit kanlarıyla sulanan bir ülke Filistin. Eli kanlı eşkıyalar, sokakta, caddede, okulda, hastanede her yerde karşınıza çıkabilir burada. Sokaklarınız bir anda cesetlerle dolabilir, ansızın kapınız çalar ve birkaç Siyonist asker babanızı alıp götürebilir, annenizin başörtüsünü çıkarıp yerde sürükleyebilir, dedenizi, amcanızı götürüp zindana tıkabilir… Bütün bunlar Filistinlinin hemen her gün yaşadığı olaylar.

Filistin sokaklarında üç aylık bebekler katledilirken Siyonistleri destekleyen Avrupalı politikacılar, özgürlükten, eşitlikten, hak ve adaletten bahsediyorlar. Ne garip değil mi?

Yaşam hakkı her insanın temelde sahip olduğu bir haktır. Fakat Avrupa İnsan Hakları Beyannamesi’nde yer alan “insanın yaşam hakkı” maddesi Filistinliler için işlemiyor.  Zamanın müstekbirleri Allah’ın insana bahşedilen bu hakkı ihlal ederek yeryüzünün tanrılığına soyunuyorlar.

Firavun öldü diyenler lütfen başlarını çevirip akan insan kanına, yükselen çocuk çığlıklarına baksınlar. Hayır, hayır… Firavun ölmedi, Firavun hâlâ yaşıyor. Ve bizler şimdi Firavun’a karşı direnç gösteren ümmetin bir araya gelip adaleti bütün dünyaya yayacağı günü bekliyoruz.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp