Ne kadar düşman varsa onlara dost; Türkiye’ye düşmanlar!

Ne kadar düşman varsa onlara dost; Türkiye’ye düşmanlar!


Bugünleri de mi görecektik?

Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığına ihanet eden, Cumhuriyet’çileri de mi görecektik?

Yurtdışındaki darbecilerle el ele verip, Türkiye Cumhuriyeti’ni itibarsızlaştırmaya çalışan solcularla da mı karşılaşacaktık?

20 gün sonra Zafer bayramı olarak yıldönümünü kutlayacağımız; 1922’de denize döktüğümüz Yunan’ı kutsayanlarla, kendi ülkesine hakaret edenlerle aynı ülkede mi yaşayacaktık?

Kemalistlik sopası ile, tepemizde boza pişirirken, Mısır’cılığa soyunanlarla aynı vatanda nefes mi alıp verecektik?

Kimi söylüyorum?

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet gazetesini..

Cumhuriyet gazetesinde köşe yazarlığı yapan Mehmet Ali Güler’i..

Yazısının başlığı, “İhvancılıkla Doğu Akdeniz’de başarı şansı yok!”

Sanırsınız ki..

Bir yanda “İhvancılık” yapan Türkiye var..

Karşı tarafta da, “İhvan karşıtları” var.

Hani saygısız ifadelerle başlayıp, saydırmak geçiyor içimden..

Mısır’ın % 52’si, Mursi’yi seçmişti, haberin var mı, Cumhuriyet’çi İhvan düşmanı?

O Mursi’yi, bir gecede 5 bin kişiyi öldürterek deviren Sisi’den mi yanasın, İhvan düşmanı?

1922’de denize döktüğümüz Yunan’dan yana mısın, İhvan düşmanı?

Daha saydıracağım ama..

Niçin bu kadar kızdığımı söyleyeyim..

Cumhuriyet’teki dünkü yazısında, şunları söylemiş:

“Mısır’da yıkılan, Tunus’ta güç kaybeden, Suriye’de AKP’nin tüm çabasına rağmen iktidar yapılamayan Müslüman Kardeşler (İhvan) için Libya’nın batısında bir fırsat vardı. İhvancı Sarraj yönetimi Libya’nın tamamında iktidar yapılırsa, AKP’nin Sünni blok içindeki yalnızlığı giderilebilirdi!”

Bir insan, bu kadar mı riyakar olabilir?

Bu kadar mı, gerçeklere düşman olabilir? 

Bu kadar mı, vicdansız olabilir?

“Mısır’da yıkılan”mış..

Bre vicdansız, 5 bin insanı tarayarak ödürten, katliamcı Sisi’den yana mısın?

Yoksa, seçilmiş cumhurbaşkanı Mursi’den yana mısın?

Boşver İhvan’cılığı..

Küçücük bir vicdanın varsa..

Azıcık bir utancın varsa söyle..

Seçilmiş insanlardan mı yanasın?

Yoksa, darbecilerden yana mısın?

Bir yıllık iktidarı döneminde hukukdışı tek bir suçlama yapamadığınız bir siyasiden yana mısın?

Yoksa, bir gecede 5 bin insanın kanını döken bir vampirden yana mısın?

Anlıyoruz ki, o vampirden yanasın..

Sisi’den yanasın..

Geçtim Suriye’ye..

“Suriye’de AKP’nin tüm çabasına rağmen iktidar yapılamayan Müslüman Kardeşler (İhvan) için..” derken, hangi seçimi kastediyorsun, gerçeklere sırtını dönen adam?

Suriye’de seçim yapıldı da, şu veya bu iktidara gelemedi de, ardından kavga mı çıktı?

Yoksa..

İki günde bir, Cumhuriyet gazetesinde Türkiye aleyhine kararlarını övdüğünüz ABD mi çıkardı kavgayı?

Hani şunu da söyleseniz, hiç şaşırmayacağım: “ABD, Suriye’de İhvan’ı iktidara getirmek istedi..”

Bunu bile söyleyebilirsiniz..

Bunları da geçelim.. 

Haydi Mısır’da darbeci Sisi’yşi, seçilmiş Mursi’ye tercih ediyorsunuz..

Suriye’de kendi halkını katleden Esed’i, orda serbest bir seçimle iktidara gelecek farklı isimlere tercih ediyorsunuz..

İkisinde de katliamcılardan yanasınız..

Anladık..

Peki Libya’da kimden yanasınız?

Meşru hükümetin başı Sarrac yerine, Hafter’den yanasınız değil mi?

Yine kendi halkına karşı silah kullanan, Rusya’dan paralı asker getirten, bir yandan da ABD ile iş kotaran Hafter’den..

Yazıklar olsun size..

Binlerce defa yazıklar olsun.

Bir de Atatürk’ten bahsediyorsunuz..

Kendi halkı ile birlikte Kurtuluş Savaşı veren Atatürk’ün ismini öne çıkarıp, onu bunu mandacılık politikası geliştirmekle suçluyorsunuz..

Şu an siz..

Mısır’da AB ile iyi ilişkiler kurarak kendi halkının seçtiği insanı deviren Sisi’den yana değil misiniz?

Suriye’de, Rusya ile ittifak yaparak kendi halkını katleden Esed’den yana değil misiniz?

Libya’da, Rusya’nın mandası olmaya hevesli Hafter’den yana değil misiniz?

Nasıl halkçısınız?

Nasıl emperyalizm karşıtısınız, siz?

Hani işin içinde Türkiye olmasa..

“Mısır’da da, Suriye’de de, Libya’da da, istediğini desteklesin” diyeceğim..

 Ama, bu tartışmanın bir kenarında da, Türkiye var..

Akdeniz’de yok farzedilen Türkiye..

Nerede ise taptıkları Mustafa Kemal’in, ilk cumhurbaşkanı olduğu Türkiye..

Türkiye kim ile görüşüyorsa ona düşman olmuşlar..

Türkiye kim ile ihtilaf yaşıyorsa, ona dost olmuşlar..

Resmen, Türkiye düşmanlığı yapıyorlar..

Bakın, elin gavuru söylese, “Gavurluğundan” diyeceğimiz tezleri, Mustafa Kemal’in kurduğu Cumhuriyet’te, solcu geçinen, emperyalizm karşıtı geçinen bir adam nasıl dillendiriyor:

“Libya’yla yapılan deniz yetki sınırlandırma anlaşmasından sonuç alınabilmesi için Türkiye’nin Suriye’yle, Mısır’la, hatta İsrail’le de anlaşmalar yapması gerekiyordu.”

Türkiye, halkının dörtte birini süren, halkının 1 milyonun öldüren Esed ile ne anlaşması yapacak, vicdansız solcu?

Suriye ila anlaşma yaptıktan sonra, Libya ile anlaşma yapmamıza ne gerek kalacak?

Veya..

Mısır’la senin ortaklığın nedir?

Katliamcılık mı?

Veya İsrail’e sevgin nedendir?

Filistinlileri katletmesi midir?

Dünya üzerinde ne kadar katliamcı varsa, sahip çıkıyorlar..

Türkiye’ye ise, düşmanlık yapıyorlar. 

Bakın şu ifadeler de, bu Cumhuriyet gazetesinden:

“Ankara Şam’la anlaşsa, bu Kahire’yi ABD ve AB destekli İsrail-Yunanistan-GKRY blokundan koparabilirdi. Üstelik sadece Mısır’la değil, İsrail’le de anlaşmak mümkündü; çünkü iki ülkenin MEB anlaşmasını Türkiye ile yapmaları, kendilerine Doğu Akdeniz’de daha çok alan kazandırıyordu.”

Libya ile yaptığımız anlaşma ile, tüm dünyayı ters köşe yapmışız..

Bütün dünya ağzı açık Türkiye’yi seyretmiş..

Kemalist Güler, yapılan ne varsa, ona itiraz edip, Türkiye’ye düşmanlık eden ne kadar ülke varsa onları göklere çıkartarak, Türkiye’ye yol haritası çıkartıyor..

Bir yandan da, “Atina’nın yakaladığı fırsat” diyerek, onlara akıl vermeye kalkıyor..

Yazık, binlerce defa yazık..

Yazığın daha büyüğü..

Bu adamlar, 20 gün sonra, bizlerle birlikte Zafer Bayramı’nı kutlayacaklar..

“Bizden”mişler gibi görünmekten utanmayacaklar..

Google+ WhatsApp