Ne bekliyorduk ki: İki metrobüs kafa kafaya çarpıştı!

Ne bekliyorduk ki: İki metrobüs kafa kafaya çarpıştı!


Dün İstanbul’da ilginç bir kaza haberi vardı..

Trafik azalmasına rağmen..

Seferler azalmasına rağmen..

Yollar eskisine göre daha rahat olmasına rağmen..

Yolcu sayısı ciddi oranda azalmış olmasına rağmen..

Ekrem İmamoğlu’nun büyükşehir Belediye Başkanı olduğu İstanbul’da..

Kendisine özel yol tahsis edilen..

Başka araçların giremediği bir yolda seyreden..

Giden metrobüs için bir şerit..

Gelen metrobüs için bir şerit tahsis edilen yolda..

İki metrobüs, kafa kafaya çarpışmış..

Tam CHP’li belediyelerin halini resmediyor, bu haber..

Laf olsun diye söylemiyorum.

Gerçekten CHP’lilerin hali bu..

Tüm CHP’lilerin hali bu da..

İstanbul için söyleyecek olursak..

Ekrem İmamoğlu belediye başkanı oldu..

Metrobüsler oraya buraya çarpmaya başladı.

Yetmedi..

Durağa, yolcuya çarpanlar oldu..

O da yetmedi..

Şimdi bir de, kafa kafaya çarpışmışlar..

Nasıl becerebilmişlerse..

Hani yarın öbür gün..

Birbirlerinin üstüne çıkarlarsa..

Hiç şaşırmayacağım..

Kafa kafaya çarpışmalarını da..

Başkanlarının uçuk uygulamalarından, akla ziyan açıklamalarından cesaret alarak gerçekleştirmişlerdir..

Ne diyor başkanları: “Kumanya paketlerimiz prototip idi!”

Çevir kazı yanmasın..

90 TL’lik paketi, vatandaşa 150 TL diye tanıtarak, aradaki 60 TL’leri birilerinin cebine göndermeye kalkışan Ekrem’in başkanlığındaki belediyeden başka ne bekleyebiliriz ki?

Önce 90 TL’lik gıda kolisini, 150 TL diye kakalamaya çalış..

Köşeye sıkışınca, “O kumanya paketindeki liste sembolikti” diyerek, konuyu kapatmaya kalkış.

Peki Ekrem’e destek veren ve “Prototip” dediği kumanya paketinin aslında 220 TL’ye bile alınamayacağını iddia eden karanlık merkezlerin Soner Yalçın’larını ne yapacağız?

Adam ciddi ciddi.. 

Oturup Ekrem İmamoğlu’nun hazırladığı prototip üzerinden hesaplama yapmış ve “Bu paket 220 TL’ye ancak alınabilir” demişti.. 

Eee, işler böyle işte... 

Onlar birilerine yakıştırsalar da..

Yandaşlık dediğiniz, tam da böyle olur işte..

Gözünüz kapalı, destek verirsiniz..

Hatta...

Destek verdiğiniz adamın söylediklerinin bile önüne geçersiniz..

O geri adım atınca da..

Ortada kalakalırsınız..

Ama utanmayıp, yarın yine “Nerede kalmıştık” diye, yandaşlığa devam ederler..

“Kafa kafaya çarpışan metrobüsler için ne diyebileceklerini” tahmin mi etmek istiyorsunuz..

Motoru yakarsınız, hiç tahmin bile etmeye kalkışmayın..

Bu arada, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, acilen bir açıklama yapıp, kazanın, otobüs şoförlerinden birisinin baygınlık geçirmesi üzerine yaşandığını açıklamış.

“İnsani bir durum” deyip geçebiliriz ama..

Biraz daha bakmamız lazım, “baygınlık geçirme ihtimali olan bir şoför, gerekli sağlık araştırmaları yapılmadan, yeni yönetim tarafından işe alınmış olabilir mi?”

Ben sadece sordum..

Sorumu da, aynı metrobüsler AK Partili başkanın elinde tıkır tıkır işlerken..

Şimdi kaza üstüne kaza yapması verilerinden hareketle sordum..

Ve geçiyorum..

Yandaşların “kafa kafaya çarpışma”ya getirecekleri “Normaldir” izahatlarını, bugün gazetelerde okuruz..

Ama karşı mahalleyi “yandaşlık”la suçlamalarının, nasıl bir suçluluk psikolojisinin sonucu olduğunu gösterme açısından, bir somut örnek daha vereyim..

Cumhurbaşkanı’nın “Biz bize yeteriz” kampanyası ilk açıklandığında..

Diyanet İşleri Bakanlığı hemen hatırlatma yapmıştı..

“Bu kampanyaya zekat amaçlı olarak destek verecekler, bu niyetlerini özellikle bağışlarında belirtmeleri gerekir.. Kampanyayı düzenleyenler de, zekat başlığı ile yapılan yardımları, özellikle ayırıp, sarfedileceği yerleri dikkate alarak, dinde belirlenen yerlere bu zekatları yönlendirmeleri gerekir..”

Cumhurbaşkanı’nın Diyanet’i..

Diyanet’in Cumhurbaşkanı..

Ve daha başka nice ahlaksızca saldırılarla..

Dinin, Cumuhrbaşkanı’nın özel istekleri çerçevesinde oluşturulmaya çalışıldığı, fetvaların bir kişinin emri ile verildiğini iddia edenler..

Diyanet İşleri Başkanı’nın, Cumhurbaşkanlığı’nın başlattığı yardım kampanyasında 1400 yıllık İslam’ın temel ilkelerine uyulması noktasındaki hatırlatmasını görmezden geldiler..

Ama aynı şaklabanlar..

Şimdi Ekrem İmamoğlu’nun, “Zekat ve fitreleri bize getirin” söylemine alkış tutuyorlar..

“Bu konuda Diyanet ne der? İslam’ın bu konudaki görüşü nedir” diye sorma ihtiyacı hissetmeden, Başkan Ekrem’e destek verdiler..

Yandaşlarının ne kadar at gözlüğü ile olaylara yaklaştığını bilen Ekrem de, bol keseden konuştu: 

“Belediyelerinize, bize inanın, zekatınıza da fitrenizi de gerektiği noktada bize verebilme şansınız vardır. Bunun kanunda yeri vardır. Bunun aksini kimse inkar edemez. Bununla ilgili de kimsenin fetva vermesine gerek yok!”

Cumhurbaşkanı, “Zekatlarınızı bu yardım kampanyasına verebilirsiniz” diyor.

Diyanet İşleri Başkanı, bunun şartlarını açıklıyor..

Bu karşılıklı uyarılara rağmen, onlar dini kavramları istedikleri gibi eğip büken kişiler oluyorlar..

Ama Bay Ekrem..

Taa baştan kendi kendine fetva verip, “Başkasına da sormayın” hatırlatması yaparken, ne dini istismar eden oluyor, ne de diktatörlük heveslisi oluyor..

31 Mart seçimlerinin yıldönümünde, işte yaşadığımız tablo bu.

O tablonun en somut özetini de..

Kafa kafaya çarpışan metrobüsler gösteriyor..

Bu vesile ile, o kazada yaralananlara da, Allah’tan acil şifa dileyelim.

Google+ WhatsApp