NATO’dan sonra BRICS’in gözdesi...

NATO’dan sonra BRICS’in gözdesi...


NATO’dan sonra BRICS’in gözdesi...

 

 

Türkiye’nin ABD özelinde Batı’ya nazire olacak ayrıcalıklı bir yere sahip olduğunu Başkan Trump’ın NATO zirvesi ve Putin’le buluştuğu Helsinki’de attığı adımlarda gördük...

ABD tarafından övülmek Türkiye’nin iftihar edeceği bir paye değil elbette ama dünya düzenine meydan okuyorsanız, Washington’dan gelecek kazanımları ‘kıl-kâr’ bağlamında sayabilirsiniz...

Her iki toplantıda Türkiye’ye ayrıcalıklı davranan/davranıldığını gören ülkeler, 24 Haziran’a kadar gösterdikleri düşmanca tavırları-en azından-edep sınırları içine çekmeye başladılar. Örneğin Hollanda. Amsterdam Ankara’ya mektup gönderdi ve karşılıksız kalmadı.

Arkası da var. Salt ABD değil Rusya ile özel ilişkileri bulunan Avrupa ülkeleri-Almanya dahil-Türkiye’nin “yeni politik iklimiyle” ılıman ilişkiler arayacaklar.

Zıt yönde ise, siz bu satırları okurken BRICS, yani Brezilya-Rusya-Hindistan-Çin-Güney Afrika Liderler Zirvesi başlamış olacak. (25-27 Haziran.) Türkiye buraya özel davetli/seçilmiş olarak icap edecek...

Esasen, şeklî okumalar dahi, “çok kutuplu dünya”nın ana oyuncu/yöneticilerinden biri olarak Türkiye’yi belirgin biçimde işaretliyor...

BM, NATO, AB, BRICS, süper güçler ve bunları oluşturan ülkelerin hiçbiriyle ‘tam’ ilişkisi olmayan, az-çok sorunları bulunan bir ülke hiçbiri tarafından yok sayılamıyor...

BRICS liderler zirvesinde de Türkiye’nin parlayan yıldızının göz aldığını göreceğiz. Özellikle ortak kararların ve ikili temasların perde arkasını paylaştığımızda!

ÖNEMLİ: PAKİSTAN’DA DA ‘YERLİ VE MİLLİ’ OLANLAR KAZANMALI!

25 Temmuz’da kardeşimiz, dostumuz Pakistan’da seçimler var. İktidar mücadelesinin tarafları, Türk siyasi tarihinin tipik özelliklerini taşıyor. Doğu ve Batı’nın, ABD, Rusya-Çin-İran’ın fiilen içinde bulunduğu, Afganistan, Hindistan ve DEAŞ’ın (!) İslamabad dengeleri üzerinden küresel fırtınalara katıldığı süreç yaşanıyor...

Pakistan Silahlı Kuvvetleri ve istihbarat teşkilatı özel yapılardır. Güçlüler ve bu kurumların iktidarla ilişkileri ülkenin politik dinamiklerini etkileme gücünü sahip.

Pakistan aynı zamanda ABD-Çin rekabetinin anahtar ülkelerinden. Bir ülkeden İpek Yolu’nun geçmesi elbette avantaj ama Pakistan gibi hem deniz hem kara yoluyla, artı yatırımlar eliyle bu projenin tarafı olduğunuzda, işte seçimlere giden süreçte sayısız ve ağır terör olaylarına maruz kalırsınız. Tıpkı Türkiye’de yaptıkları gibi.

Fenası, ülke içinde kimi güç odakları seçimleri etkilemek için örneğin Hindistan’da eylemler yapma yoluna dahi saptılar. Tıpkı Türkiye’de-ama sınırdan içeriye-olduğu gibi...

ABD ve hizmetkârları bu operasyonlarının coğrafi alanı olarak Afganistan’ı ve maşası olarak bir kısmı Suriye ve Irak’tan transfer DAEŞ unsurlarını kullanıyorlar.

Ülkede yaşanan kargaşayı çözümleyen en yalın örneği bu noktada verebiliriz...

ÇİN-RUSYA-PAKİSTAN-İRAN İSTİHBARAT SERVİSLERİ ZİRVESİ!

11 Haziran’da İslamabad’da önemli bir buluşma gerçekleşti. Pakistan istihbaratının ev sahipliğinde Çin, Rusya, İran istihbarat servislerinin başkanları bir araya geldiler. Afganistan, terör ve DAEŞ’le mücadele yollarını konuşup, kritik bilgileri paylaştılar. (Bu güçlü hatırlatma için: ‘Yeni Pakistan’a giden yol’, 24/07, Cabdullah Z. Cengiz, Yeni Şafak.)

Resmi açıklamayı kamuoylarına yansıtan ajanslar metnin sonuna hep aynı bilgiyi düştüler; “Rusya, defalarca Amerika’yı DAEŞ’e destek vermekle itham etmiştir. Bilindiği gibi, Irak ve Suriye’den DAEŞ mensuplarının Afganistan’a intikalinde Amerika ve NATO güçlerinin rolünün olduğu söylenmişti”...

Atlanan bir başka nokta, istihbarat servisleri buluşmasının ABD Dışişleri Bakanı’nın Afganistan’a habersiz yaptığı ziyaretin ertesi gününe de denk gelmesidir.

Sonuçta Pakistan’a yönelik saldırılar işte yukarıdaki toplantıya gösterilen reaksiyonlardır.

İpek Yolu’nun baştan kesilmesi hamleleri bölge ülkelerinin/halklarının kolay sindirebilecekleri bir şey değil. Sır niteliğinde ve ayrı bir konu olarak işlememiz gereken bir dosya da, Batı’nın desteklediği, alternatif değil zıt yönlü bir İpek Yolu projesinin varlığıdır! Maalesef daha çok kan akacağı anlamına gelir.

TÜRKİYE, PAKİSTAN VE AFGANİSTAN’DA NEREDE?

Ankara-İslamabad ilişkileri esasında en kapalı kutulardan biri. Çoğu zaman sonuçlarıyla duyulur. Milgem ve Atak anlaşmaları gibi. İki ülkenin devlet yapısı içindeki dış ellerin çokluğu bilindiğinde başarı sayılmalı. Neyse ki kardeşliği bozma adımlarının birçoğu liderler aşamasında akamete uğratıldı hep.

Buraya kadar Pakistan seçimlerinde aday parti ve kişilerin durumlarına, başarı ihtimallerine değinmedik. Çünkü bu figürler de ülkedeki dış ve iç dengeleri yansıtıyorlar!

Türkiye’nin hepsiyle ölçüsü belli temasları var. Ama kardeşinde asıl görmek istediği güçlü, zengin ve bağımsız bir ülke olması. Bu yönde desteklerini veriyor.

Kabil’e gelince… Afganistan’da yaşanan bir suikast girişiminin izlerinden çıkarabiliriz; “Türkiye’den ülkesine dönen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Raşid Dostum’a, uçağının havalimanına inmesinden sonra intihar saldırısı düzenlendi. Patlamada, Dostum’un 9 korumasıyla birlikte 14 kişi öldü, 60 kişi yaralandı”... (23/07)

Bunu Afganistan’da Türkiye’ye çizilen sınır kadar Pakistan’daki Türk etkisine mesaj sayabilirsiniz...

 

yeni şafak

Google+ WhatsApp