Nankörler!

Nankörler!


Aklı olan birisi söylesin, nedir şu barolar üzerinde yapılan tartışmanın kaynağı?

Nedir, baro başkanlarının, seçim sisteminin değişmesini engelleme girişimlerinin sebebi?

Kimsiniz siz beyler?

Dürüst konuşun, kimsiniz?

Karşı çıktığınız, devirmeye çalıştığınız Tayyip Erdoğan değil mi, sizi FETÖ’nün elinden kurtaran?

Abartmıyorum..

FETÖ’nün savcıları, İstanbul Barosu’nun yönetim kurulu üyeleri hakkında, kıytırık bir dava açtığında..

FETÖ’nün gazetesine koşa koşa ziyarete gitmişlerdi bunlar..

Açtırmayın benim ağzımı..

Şu an saygı sınırlarını aşan şekilde karşı çıktığınız Avukatlık Kanunu değişikliğini bahane ederek saldırdığınız Tayyip Erdoğan’ın dik duruşu olmasaydı, bugün İstanbul Barosu’nun başkanı nerede idi? Ankara’nın İzmir’in baro başkanı nerede idi?

Ben söyleyeyim.. 

Ya cezaevinde idi.. Ya da.. Bir astsubayın kontrolünde darbeye methiyeler düzen baro açıklamaları hazırlamakla meşgullerdi. 

Astsubay emrediyordu: “O kelime olmaz, Durakoğlu..” 

Durakoğlu süklüm büklüm cevap veriyordu: “Emredersiniz komutanım!” 

Astsubay ikaz ediyordu: “Komutanların Anayasa’ya uygun hareket ettiğini daha net yaz, Durakoğlu!”

Mehmet Durakoğlu “Hemen” diyerek, Anayasa maddelerini sıralamaya başlıyordu.. 

Bunu ya cezaevinde yapıyordu..

Ya da, göstermelik açık tutulan İstanbul Baro Başkanlığı binasında yapıyordu..

Küçücük bir itirazı olan varsa, söylesin..

Tayyip Erdoğan gibi dirayetli bir siyasetçi olmasaydı, FETÖ ile ölümüne bir mücadeleye girişmeseydi..

Bu baro başkanlarına rağmen.. Bu baro başkanlarının yaptıkları açıklamalarla, Erdoğan karşıtı, FETÖ yanlısı açıklamalara rağmen.. 

Erdoğan milletle birlikte yürüyerek, bu FETÖ’cüleri tasfiye etmeseydi..

Bugün ülkeyi kim yönetiyordu? 

Bugün avukatlar cübbelerini giyip, TBMM binası önünde gösteri yapabilecekler miydi? 

Hayır, soyut açıklamalarla, hamasi nutuklarla bitirmeyeceğim yazıyı.

Bugün cezaevinde olmamalarını..

Bugün bir astsubayın emri ile “Yat-kalk” emirlerini yerine gitermemelerini borçlu oldukları Tayyip Erdoğan’a yaptıkları nankörlüğü, somut deliller göstermeden, subjektif yorumlarla kapatmayacağım.

Bu ülkede 17-25 Aralık hain darbe girişimi yapıldığında.. Tayyip Erdoğan, bu hain darbecilere karşı dimdik ayakta durup, “Adli kolluk yönetmeliği”nde değişiklik emri verdiğinde..

Yani.. Yargı içinde yer alan 4500 hakim ve savcının, sadece bakanları milletvekillerini değil.. Gözlerine kestirdikleri baro başkanlarını, rektörleri, generalleri, aklınıza kim geliyorsa hepsini..

İki dakikada gözaltına aldırıp, tutuklatabileceği bir Türkiye’de..

“Bu rezaleti sonlandıracağım..  Bu darbecileri doğduklarına pişman edeceğim” diyerek kolların sıvayan Erdoğan, Adli Kolluk Yönetmeliği’ni değiştirdiğinde..

Yargıyı ele geçiren FETÖ’cü hakim-savcı-emniyet müdürü üçgenini kırdığında..

İstanbul Barosu, aynı gün, kimden yana tavır aldı?

Bugün hâlâ TBMM önünde bekliyorsanız, gazeteciler gelip sorsunlar, siz de utanmıyorsanız, söyleyin Durakoğlu...

O gün FETÖ’den yana mı oldunuz, Erdoğan’dan yana mı?

İstanbul Baro Başkanlığı’nın yaptığı açıklamadan aktarayım:

“Hukuk devletinde yürütme, yargıya meydan okuyamaz, emir ve talimat veremez, soruşturmaları engelleyemez.”

Vay vay vay.. 

Siz, neler de biliyormuşsunuz öyle?

Pensilvanya’dan emir gelmiş..

Akılları sıra, güçlerinin yettiğini sanarak, Erdoğan’ı devirmek için düğmeye basmışlar. 

İlk darbeyi vurmuşlar.. İkinci darbeyi vurmak üzereler.. 

Erdoğan karşı atağını yapmış, FETÖ’cü yargıçlara, savcılar “Eyvallah” etmemiş.

Direniyor..

İstanbul Barosu ne yapıyor?

Söylesinler, ne yapmışlar?

Erdoğan direnmeseydi.. Süleyman Demirel gibi, “Şapkamı alır giderim” deseydi..

Bugün İstanbul Baro Başkanı, şu kamu kurumunun, bu kamu binasının önünde değil beklemek, önünü iliklemeden geçmeye cesaret edebilir miydi?

FETÖ henüz ipleri tümü ile eline almadığı dönemde bile, şu kuruma, bu kuruma sızarak eline geçirdiği güç ile, bu ülkenin genelkurmay başkanlarını cezaevine tıktı.

Baro başkanı kim ki?

Erdoğan o Adli Kolluk Yönetmeliği’ni değiştirmeseydi.. İstanbul Barosu’nun ve diğer baroların açıklamalarından çekinip, “Pes” deseydi..

Veya, “Lanet olsun.. FETÖ ile herkes birlik olmuş. CIA’nin emri ile bu ülkede darbe yapmaya kalkışanlarla, düne kadar ‘FETÖ, FETÖ’ diye tepemizde boza pişirenler birlik olmuş. Ben mi kurtacaracığım ülkeyi? Çekiliyorum” deseydi..

Bugün Mehmet Durakoğlu, o süslü laflarla, “Değiştirtmeyeceğiz. Vazgeçmeyeceğiz” diye bağırabilir miydi?

İstanbul Barosu’nun meşru iktidar aleyhine, FETÖ lehine bir açıklamasını daha vereyim. Belki oturur düşünürler de, “Bir savcı bunları önümüze koyarsa, Biz ne cevap verebiliriz? Resmen FETÖ savunuculuğu yapmışız. Herkes bunları unuttu sanıyorduk ama.. Arşivler varmış” diye, kendilerini özeleştiriye tabi tutarlar.

Buyrun, 15 Temmuz hain darbe girişiminden sadece ve sadece 22 gün öncesi..

AK Parti iktidarı, Yargıtay ve Danıştay’daki FETÖ’cü üyelerin orda bulundukları müddetçe, Türkiye’de hiç kimsenin hukuk güvenliğinin olmadığının bilincinde..

FETÖ’cü yüksek yargı üyelerini Yargıtay ve Danıştay’dan uzaklaştırmak için, yeni bir kanun değişikliği hazırlamış..

“Siz 2011’de bir oyun oynadınız.. Ama biz, o oyunu oynayanların tepesine balyozu indirmeyi de biliriz. Siz yüksek yargıdaki adamlarınıza mı güveniyorsunuz? Onların hepsini ordan yerel mahkemelere yolluyorum” demiş, kanun değişikliğini TBMM’ye getirmiş..

Böylesi bir ortamda..

2011’de FETÖ’cü isimlerin yüksek yargıya sızmasını eleştiren baro başkanları ve özellikle de İstanbul Barosu’ndan ne beklersiniz? “Dün yanlış yapmıştınız. FETÖ’cülerin yüksek yargıya girişine fırsat vermiştiniz. Ama şimdi bu pisliği temizlemeye kararlı iseniz. Biz de size destek veriyoruz” demelerini beklersiniz, değil mi?

 Bugünlerde ekran ekran dolaşan İstanbul Baro Başkanı Ümit Kocasakal bakın o gün ne demiş: “Son düzenlemelerle yargı yürütmeye bağlanmaya çalışılmaktadır.”  

Şimdi söyler misiniz.. “İyi ki Erdoğan bu ülkede varmış. İyi ki, gözünü karartmış. İyi ki Kocasakal’lara rağmen, ‘İstediğinizi söyleyin, bu FETÖ’yü silip süpüreceğim’ demiş.. ‘Sizi de, bu ülkeyi de kurtaracağım’ demiş..” isyanımızda haksız mıyız?

Kocasakal’ın o konuşmasınadaki, “Siyasi iktidar mevcut tasarı ile hukuk güvenliğine son darbeyi vurmaya hazırlanmaktadır. Yeni bir anayasa yapma, bu yolla devletin rejimini, ülkenin üniter yapısını, Cumhuriyet’in niteliklerini yok etme gayreti, TCK 309. maddede yer alan Anayasa’yı cebren ortadan kaldırmaya teşebbüs suçu oluşturmaktadır. Buna destek olan herkes bu suça iştirak etmiştir” sözlerine rağmen..

İyi ki Erdoğan, kefenini giymiş, kendisini yargılatmaya hazırlanan ahmakların tehditlerine rağmen, o kanundan geri adım atmamış.

Şimdi o baro başkanları, nankörlüğün zirve örnekleri ile, geçmişler bize hukuk dersi vermeye kalkıyorlar..

Ne hukuku beyler?

FETÖ darbeyi başarsaydı, siz hangi hukuktan bahsedecektiniz?

Susun, oturun oturduğunuz yerde..

Google+ WhatsApp