Naniiik.. Erdoğan da Biden’ı tebrik etti!

Naniiik.. Erdoğan da Biden’ı tebrik etti!


Okuyucular hatırlatıyorlar, “Erdoğan, Biden’ı tebrik etti. Nanik.”

Güya ben, CHP Genel Başkanı’nın Biden’ı tebrik etmesi üzerinden eleştiri getirirken, “Bak Erdoğan’a... Biden’ı tebrik etmedi, etmeyecek” demişim gibi..

“Bak bak, Erdoğan da tebrik etti, n’oldu utanacak mısın” diyorlar..

Bir çelişki arayan varsa, benim sözümde değil, bir yandan “Türkiye tüm komşuları ile kavgalı” derken.. Bir yandan da “Erdoğan Biden’ı tebrik etti” diyenlerde aramak lazım..

Bu ülkenin başkanı, tabii ki bir başka ülkenin başkanlığına seçilen kişiyi nezaketen tebrik edecek..

Ama.. 

Diplomasi gereği tekrarlanılan bu usulün ötesine geçip, resmi göreviniz olmadığı halde, başka ülkenin başkanlığına seçileni tebrik ederseniz. 

Ki CHP’nin yaptığı budur.. 

Yarın iktidara gelirseniz, normal usulün ötesine geçer, “Başkan seçilmiş, tebrik ziyaretine geldim” diyerek, o güne kadar olmayan bir usulü başlatır, adamın ayağına gidersiniz.

Veya..

Daha gayri resmi sonuçlar bile gelmeden, tebrik etmeye kalkarsınız ki..

Resmi sonuçlar farklı çıkarsa, şapa oturma riskini de göğüslemiş olursunuz..

Her ne ise.. Bu boş tartışmaları bırakalım.

Bu eleştiriyi getirenlerin büyük çoğunluğunun FETÖ’cüler olduğunu da çok iyi biliyorum..

Eleştirilerin sebebi olan cümlemi tekrar edip, takdiri size bırakayım:

“Seçimler yapıldı.. Biden seçimi kazandı..

İlk tebriğin kimden gelmesini beklersiniz? Tabii ki, resmi yetkililerden..

Türkiye’deki resmi yetkililer, herhangi bir tebrik açıklaması yapmamış iken..

Bir baktık.. İhanete hızlı adımlarla koşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, tebriğini ilan etmiş bile..

Sadece Biden’ı değil..

Biden’ın yerine, esas başkanlığı yapacağı iddia edilen Başkan Yardımcısı Kamala Harris’i de tebrik etmiş..

Biden’ı anladık da.. Kamala Harris’i tebrik etmek de ne oluyor?”

“Normal olanı, ilk tebriğin resmi yetkililerden gelmesidir” dediğim halde..

Resmi yetkililerden tebrik gitmeden, anamuhalefet partisinin tebriğinin anormalliğini hatırlattığım halde.. 

İlaveten, başkan yardımcısının tebrik edilmesinin de ayrı bir yanlış olduğunu belirtmiş olmama rağmen..

Birileri “nanik” diyorsa..

Rahmetli babamın tavrını tekrarlamak zorundayım..

Çözümsüz tartışmayı bırakır, “peki” derdi..

Ben de “peki” diyor geçiyorum..

Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu’na dönüyorum..

Temel beyin de gündemi, ABD seçimleri ile ilgili..

Karamollaoğlu der ki: 

“Amerika’daki seçimlere Türkiye’nin tavrı bizi şaşırttı. Bütün dünya liderleri Biden’ı tebrik etti, Türkiye tebrik etmedi. Köşkten bir açıklama geldi, resmi neticeler kesinleşmeden bir tebrik yapılmayacak’ diye. Dün, Cumhurbaşkanı doğrudan Biden’ı tebrik etti.”

Düz olarak okuyorum, anlaşılmıyor. Tersinden okuyorum bir mana çıkaramıyorum.. Alttan oku yok, üstten oku yok.

Temel bey Türkiye’nin tavrında neye şaşırmış ki? “Resmi neticeler kesinleşmeden bir tebrik yapılmayacak” denilmiş. Daha doğrusu solcu gazeteler bu şekilde aktarmıştı ama. AK Parti adına açıklama yapan Ömer Çelik’in tam ifadesi şöyle idi: 

“Türkiye, seçim sonuçları belli olduğu zaman kazananı tebrik edecektir. Seçim sonuçlarının resmen belli olmasını bekliyoruz.” 

Ne istiyor Temel bey?

Resmi sonuçlar belli olmadan, bir adayı destekler tarzda, tebrik edilmesini mi?

Yani açıkça ordaki seçimde taraf olup, “henüz daha sonuçlar belli değil ama. Benim gönlümden geçen adayı, tebrik edeyim, safımı belli edeyim” denilmesini mi bekliyordu, Temel bey..

Temel bey, “İtirazlara bakarsanız, sonuçlar yine kesinleşmedi ki. Daha itirazlar sürüyor” derse..

Erdoğan’ın tebrik tarihinde, bir adayın 270 delegeyi aştığının açıklandığını, artık bunun sonrasında, “Dur bakalım, daha başkanlığı devir teslimi yapılmadı, yemin etmedi” gibi bir maraza çıkarma operasyonuna gerek olmadığını belirtmemiz gerekir.

Çünkü yemini veya devir teslimi beklerseniz, daha önümüzde iki ay var demektir.

Şunu da hatırlatalım.. Temel beyin avukatlığına soyunduğu Kemal Kılıçdaroğlu’nun tavrını, bu ülkenin Başkanı tekrar edecek olursa..

Yani, eyaletlerin tamamında neticeler belli olmadan da tebrik etmeye kalkışırsa...  Esas o zaman skandala imza atılmış olacaktır...

2016 seçimlerinde, Posta gazetesinin ilan ettiği gibi, daha sonuçlar netleşmeden “Clinton başkan seçildi” derseniz. Sonra bir bakarsınız, diğer aday Trump kazanmış.. 

O zaman da hem kendinizi, hem ülkenizi rezil etmiş olursunuz..

Ama benim esas önemsediğim konu, bu da değil..

Temel beyin, “ABD ile olan münasebetlerde, Halk Bankası ile ilgili olan gelişmelerde de ekonomide de Sayın Albayrak yetkili gözüküyordu. Bu konuyu yürütürken Trump’ın damadı Kushner ile birlikte çalışıyordu. Şimdi o da yok. Türkiye’de de damat gitti. Demek ki Türkiye yeni bir döneme giriyor. Yeni birtakım hazırlıklar yapılıyor” ifadesi..

Berat Albayrak gibi, ailesini dahi çok iyi tanıdığı bir Müslüman ile ABD’deki ne idüğü belirsiz bir damadı, Temel beyin bir arada ifade etmesi..

“O gitti, bu da gitti” diye, buradan bir sonuç çıkarmaya çalışması..

Sanki gizli bir işbirliği varmış gibi, izlenim doğurmaya çalışması..

Halkbank gibi, bir kamu bankası üzerinden, -evet, Berat Albayrak’ın aile bankası değil- Devlete ait bir kamu bankası üzerinden, “yeni gelişmeler olacak” diyerek, düne kadar ABD’nin yerli uşaklarının dillendirdiği “Halkbank’a milyar dolarlık ceza geliyor” ihanet propagandasını, şimdi Milli Görüş’çü Temel beyin tekrarlaması.

Benim önemsediğim işte bu..

Şu olsa..

Daha önce, Berat Albayrak’ın istifasını, Temel bey hiç istememiş olsa..

Son ülkeye ihanet kokan yorumu da duymazdan geleceğim.

Ama..

Siz kendi partinizin İstanbul İl Başkanını..

Bir gerekçe bile göstermeden, görevden aldığınız hafta..

İl Başkanınız, “Partinin şu yetkili büyüğü ile görüştüm, ‘sen göreve devam et’ dedi. Sonra bir başkası göreve getirildi” diyor ve siz buna cevap veremiyorsanız..

Kusura bakmayın..

Sizin 83 milyonluk Türkiye’yi yöneten. Bir eli ABD’den gelecek saldırıları defetmek için atak üzerine atak yaparken.

Bir diğer eli Suriye’nin kuzeyindeki terör devleti operasyonlarını yürüten. Ayağı ile Azerbaycan yanında, Ermeni işgalcileri Karabağ’dan söküp atmak üzere mücadele veriyorsa.. Akdeniz’de, Libya’da Türkiye’nin haklarını söke söke almak için diğer ayağı ile düşman tekmeliyorsa..

Sorarım size: “Ne yapıyorsunuz ki, icraatınız ne ki, bir İstanbul İl Başkanı seçimini bile, gönülleri kırmadan, tamamlayamıyorsunuz?”

Sonra da “Damatlar gitti” diye, elin gavuru ile 40 yıllık dostunuzun oğlunu aynı kefeye koymaya kalkıyorsunuz.. 

Google+ WhatsApp