Müslümanların safında yer almak (2)

Müslümanların safında yer almak (2)


Müslümanların safında yer almak (2)

 

 

Küfür cephesi karşısında Müslümanların safında yer almak, imanı muhafaza ve müdafaa etmektir. Dini Allah’a has kılanların en mühim vazifeleri, Müslümanların safında yer almaktır. Tek saf halinde Allah yolunda kesintisiz cihad etmektir.

Müslümanların saffına katılmak, Allah rızasına talibli olmaktır. Çünkü Müslümanlar tarafından teşkil edilen saffın ana merkezinde Allah’ın rızası vardır. Allah’ın rızasını hedefe koymayan Müslümanlara değil, ehl-i küfre yardır. Allah’ın rızasını kazanmanın yolu, Allah yolunda tek saf olmaktır.

“Hiç şüphe yok ki Allah, kendi yolunda, duvarları birbirine kenetlenmiş bir bina gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.” (Saf Sûresi/ 4)

Bu âyet-i kerime’de dayanışma ruhu içinde imanları uğruna çarpışan mü’minlerden övgüyle söz edilmesi, bu âyetlerin “Allah katında en sevimli işin ne olduğunu bilsek de işlesek!” dedikleri halde savaş zorunluluğu ortaya çıkınca aynı samimiyet ve kararlılığı gösteremeyenler hakkında indiğine dair rivayetleri destekler nitelikte bulunmuştur. Âyette geçen bünyânün mersûs tamlamasını, –“kurşun” anlamına gelen rasâs kelimesiyle bağ kurularak– “kurşunlu, parçaları kurşunla kenetlenerek yekpâre bir cisim haline gelmiş olan muhkem bina” (M. Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an Dili, VII, 4927), hatta Taberî’nin aktardığı bir görüşe göre “kurşundan yapılmış” (Camiu’l Beyan, C:28, Sh: 86) şeklinde açıklayanlar bulunmakla beraber, İbn Abbas’tan gelen bir rivayette yer alan şu izah, o dönemin yapı malzemeleri ve inşâ usulü bilgilerine daha uygun düşmektedir: Taş taş üstüne konur, sonra aralardaki gedikler küçük taşlarla tıkanır, ardından harç ile sıvanırdı; buna Mekkeliler “mersûs” derlerdi (Râzî, Tefsir-i Kebir, C: 29, Sh: 312). Bu izahta mersûs kelimesi “istif etme, dizme, birbirine yapıştırma” mânalarına gelen “rass” kökünden türetilmiş bir sıfat fiil olarak düşünülmüştür. Her hâlükârda âyetin “yekpâre bir yapı gibi kenetlenmiş saflar halinde” diye çevirdiğimiz kısmıyla, unsurları çok sağlam biçimde birbirine raptedilmiş, belli bir düzen ve âhenk içinde bulunan bir yapının örnek gösterildiği açıktır. Nitekim birçok müfessir, bu benzetmeyle, maddî bir birlik ve düzenin yanı sıra ve bundan da önce gönül birliği ve dayanışma ruhunun önemine dikkat çekildiğini ifade etmiştir.

Allah’ın dini hâkim kılınmazsa memleketin her tarafına; biz Müslümanlar daha çok aldanırız politikacının kuru lafına. Allah’ın diniyle idare olunmayan bir hayata razı olanlar, uğramazlar Allah’ın affına. İmanı olan ve imanlı kalmak isteyen bırakır küfür cephesini geçer Müslümanların saffına.

Müslümanların Allah yolunda cihad ederek tek saf haline gelmemeleri; kötülerin tutkusuna muştu, iyilerin basiretine de idam olur. Hayatta bir tek Allah’a tapan olalım. Birbirimize vatan olalım. Bilelim ve inanalım ki; Mü’min, mü’minin yurdudur; mü’min, mü’minin vatanıdır.  

Dinde kardeşlik, aynı dine mensupların adedleri miktarınca sorumluluk demektir. Nitekim bu husus hadis-i şeriflerde şöylece açıklanmıştır: Müminler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve yekdiğerini korumakta tek bir vücut gibidir. Vücudun herhangi bir uzvu rahatsız olursa öteki organları da bu yüzden rahatsız olur ve uykusuz kalır.” (Sahih-i Buhârî, Edeb: 27; Müslim, Birr: 66)

Müminler birbirlerine karşı, parçaları yekdiğerine kenetli sağlam bina gibidir.( Sahih-i Buhârî, Salât: 88, Mezâlim: 5; Müslim, Birr: 65; Tirmizî, Birr: 18)

Mü’min, mü’min ile bir tek yarü hemdemdir. Mü’min, mü’minin derdine merhemdir. Böylesine yakın, sıcak ve samimi bir duyarlılığa sahip olmayan, yani din kardeşlerinin derdini dert edinmeyen, onların meseleleriyle meşgul olmayan, onlardan olma hakkını kaybetmiştir. O halde Müslümanlar, her halükârda ve daima Müslüman kalmaya, Müslümanlarla beraber olmaya, onlara karşı kardeşçe davranmaya mecbur hatta mahkûmdurlar. 

Müslümanların safında yer almak, Müslümanın, kendi gücünü, mutluluğunu, devletini, şevketini, izzetini, şerefini din kardeşlerinde bilmesi, görmesi ve bulmasıdır. Müslüman, Müslümanın sevincini paylaşacak, elem ve ıstırabına ortak olacaktır. Bir bela, musibet veya zulme uğrayan din kardeşlerine bütün Müslümanların yardımcı olmaları “kardeşlik” gereğidir. Allah yolunda tek saf olmanın gereği budur. Küfür cephesi karşısında tasavvurda, tavırda, kararda Müslümanların yanında yer almayanlar, Müslümanlardan sayılmazlar. Allah yolunda birlikte koşmak, imkânları paylaşmak, Allah’a kul olmanın önündeki engelleri bertaraf etmek için aynı safta savaşmak, dinde kardeş olmanın bir gereğidir. Allah yolunda Müslüman Müslümanın yürek bağıdır. Acı da, sevinç de dayanacak dağıdır.

 

yeni akit

Google+ WhatsApp