‘Müslümanların Doğu Türkistan’a ilgisizliği bizi üzüyor’

‘Müslümanların Doğu Türkistan’a ilgisizliği bizi üzüyor’

Dünya Uygur Kongresi Başkan Yardımcısı Erkin Ekrem, Çin’in kampları 2014 yılında hayata geçirdiğini ve sayıları 90’a yakın olan kamplarda üç farklı uygulamanın söz konusu olduğunu anlattı

Dünya Uygur Kongresi Başkan Yardımcısı Erkin Ekrem, Doğu Türkistan davasının Müslümanların ve Türklerin de davası olması gerektiğini belirterek, “Müslümanların Doğu Türkistan sorununa ilgi duymaması da bizleri üzmektedir.” dedi.
 
Ekrem, Taksim’de dün bir otelde gazetecilerle bir araya geldiği toplantıda, Doğu Türkistan’daki güncel meseleler, Çin’in Uygur Türklerine yönelik uygulamaları ve Uygur Türklerinin tarihsel süreç içerisinde karşılaştığı sorunlar hakkında bilgi verdi.
 
90’a yakın kamp var
 
Çin’in bu kampları 2014 yılında hayata geçirdiğini ve sayıları 90’a yakın olan kamplarda üç farklı uygulamanın söz konusu olduğunu anlatan Ekrem, “Birinci düzenleme, şüphe duyduğu kişileri aldığı kamplar. Bu kişiler hafta sonları aileleriyle telefonlaşabiliyor, kısmi olarak özgürlükleri var. Dini ve etnik anlamda söylemde bulunanları ise ikinci düzey kamplara alıyor. Bu kampların dışarıyla bir bağlantısı yok. Üçüncü düzeydekiler ise hapse atılıyor. Uluslararası kamuoyu henüz bu hapistekileri gündem yapmadı. Hapse atılanlara, 2 yıldan 22 yıla kadar cezalar verildi, bazılarına ise müebbet. Örnek olarak İlhami Tohti. Bu kişi bağımsızlık isteyen biri de değildi. Sadece Çin’in kendi yasalarına uymasını talep ettiği için müebbete mahkum edildi.” diye konuştu.
 
Ekrem, kamplara alınan ailelerin ortada kalan çocuklarının da Çin tarafından aldığını ve adına “Melekler Okulu” denilen kamplarda devletin istediği şekilde eğitildiğini anlattı.
 
Ekrem, bu meseleyle sadece ABD’nin ilgilenmediğini, Batılı birçok devletin ilgi duyduğunu, Uluslararası İnsan Hakları Gözlemevi’nin 2018 raporundan sonra ilginin arttığını ifade ederek, “Bu soruna ilk ses çıkaran Fransa’dır. Daha sonra AB üyesi ülkelerin tümü, bu kamplar konusunda Çin’i eleştirmeye başladı. Tüm Avrupa itiraz ettikten sonra, ABD’den ses çıktı. Amerika’da çok üst düzey itiraz olunca haliyle herkesin dikkatini çekti.” dedi.
 
“Doğu Türkistan sorunu ortaya çıktığında tarih 1884’tü”
 
“Türkiye’de bazı kesimlerin ‘Bu Amerika oyunudur. ABD, Çin-Türkiye ilişkilerini bozmak için Uygur kozunu ortaya çıkardı.’ gibi iddiaları olduğunu ve bunun gerçekle alakası olmadığını söyleyen Ekrem, şöyle devam etti:
 
“Doğu Türkistan sorunu ortaya çıktığında, tarih 1884’tü. Amerikalılar ve Batılılar daha ortada yokken, zaten bu sorun vardı. Bugün ortaya çıkmış bir sorun değil. Yani ABD’nin kullandığı bir sorun değil. Fakat, Doğu Türkistan meselesini Batı’da geliştirmek ve gündem yapmak mecburiyetindeyiz. Çünkü diğer ülkelerde bunu yapmak çok zordu. Biz 1998’den sonra, bu davanın merkezini Türkiye’den Batı’ya taşıdık. Çünkü Batı’nın gücünden faydalanmayı bir stratejik plan olarak gördük.”
 
Çin’in okul, hastane ve spor tesislerini kamp olarak kullandığını belirten Ekrem, kampların nerede olduğu bilindiği halde ne uluslararası ne de Türkiye’den giden gözlemcilerin kamplara alınmadığını ve kamplarda kalanların çok ciddi zorluklar yaşadığına dikkati çekti.
 
Ekrem, kamplara alınanlara “Gizlilik Sözleşmesi” diye bir belge imzalatıldığını bu kişilerin oralarda neler yaşandığını anlatamadıklarını, anlatmaları durumunda çok ciddi hapis cezalarıyla karşı karşıya kaldıklarını söyledi.
 
Kazakistan ve Kırgızistan gibi ülkelerin vatandaşlarının da bu kamplara alındığını iddia eden Ekrem, bu iki ülkenin Çin’e gücü yetmediği bunu gündeme getiremediğini ve bu skandalın devam ettiğini savundu.
 
Komünist Parti yönetimindeki Çin Halk Halk Cumhuriyeti’nin tüm farklı etnik ve dini gruplara ciddi baskı uyguladığını anlatan Ekrem, camilere “Devleti seviyoruz, Partiyi seviyoruz” tabelalarının asıldığını ve “Çin İslamı” diye bir doktrin geliştirildiğini ifade etti.
 
Ekrem, stratejik bir konuma sahip olmasının yanında çok ciddi enerji ve maden kaynaklarına sahip olan Doğu Türkistan’a Çin’in çok önem verdiğini ve bu nedenle Uygur Türklerine yönelik homojenleştirme politikası uyguladığını kaydetti.
 
Doğu Türkistan’ın Türklerin ana yurdu olduğuna dikkati çeken Ekrem, “Bu davanın sadece Doğu Türkistanlıların değil aynı zaman da Müslümanların ve Türklerin de davası olması lazım. Çünkü bu toprak Çin’in toprağı değil. Bu sorun ABD ve Batılıların değil bizim sorunumuz. Müslümanların Doğu Türkistan sorununa ilgi duymaması da bizleri üzmektedir. 23 Batılı devlet bizi destekliyor ama bu devletler arasında bir Müslüman ülke yok.” ifadelerini kullandı.
 
Türkiye ile ilişkiler
 
Ekrem, Dışişleri Bakanlığı düzeyinde Türkiye ile iletişimde olduklarını, kamplardan dolayı Çin’e yöneltilen eleştirilerin memnuniyet verici olduğunu ve bu tepkinin sürekli olması gerektiğini söyledi.
 
Türkiye’nin Çin ile ekonomik ve siyasi ilişkilerinde kendileri açısından bir sakınca görmediklerini anlatan Ekrem, Türkiye’den bu sorunu gündemde tutmasını talep ettiklerini vurguladı.

Google+ WhatsApp