Müslüman’ın evi (2)

Müslüman’ın evi (2)


Bill Gates, 2015 tarihinde Afrika’yı istila eden Ebola virüsü ile ilgili yaptığı konuşmasında, “Önümüzdeki 10 yıl içinde eğer bir şey on milyondan fazla insanın ölümüne neden olursa bu bir savaştan çok daha yüksek ve daha hızlı yayılan bir virüs olur” demişti. CNN patronu Ted Turner’in Amerikan basınında yer alan 225 milyon insandan oluşan bir dünya kurguluyoruz ifadeleri ise dikkatimizi dahi çekmemişti. Kim ne derse desin bize sökmez deyip geçiştirmiştik. Ancak uzağımızda zannettiğimiz tehlike bir anda yanımızda bitiverdi ve öldürücü bir virüs sokaklarımızda kol gezmeye başladı. Siyasilerden sağlıkçılara, eğitimcilere, sivil kurum ve kuruluşlara kadar herkes el ele verip açıklamalar yaptılar ve virüsün yayılmasını önlemek için insanları eve teşvik ettiler. Ev yakın tarihte bu kadar ilgi görmemiş, bu kadar insanı aynı anda barındırmamıştı. Ve bu süreçte evin sadece aile bireylerini barındıran bir mekân olmadığını bunun yanında onların güvenliğini sağlayan bir kale olduğunu da yakinen görmüş olduk. Fakat bütün bunlara rağmen bazı kişiler sosyal medya hesaplarından evin sıkıcılığından, bunaltıcılığından bahsetmeye ve dışarıya olan özlemlerini dile getirmeye başladılar. Evle ilgili şikâyetler, tasvip edemeyeceğimiz benzetmeler yapılmaya başlandı. Ev hayatından bunaldıklarını ifade eden kişiler meramlarını sosyal medyada paylaşmaya devam ederken, evin barındırdığı değerleri görebilen bazı kardeşlerimiz de evde geçirilen vakti daha verimli hale getirebilmek için neler yapabileceklerini sordular. Onlar evi cansız bir mekân olarak değil bir değer olarak görüyor ve evde geçirilen vaktin bir kazanç olduğunu biliyorlardı…

 

Evin nasıl kullanılacağı ya da evde yaşamın nasıl ve ne şekilde değerlendirileceği noktasında Resulullah bizlere yön göstermektedir. Bilindiği üzere O yatsı namazından sonra yatar ve gece vakti kalkıp ibadet ederdi. Bizler de evde geçirdiğimiz şu günlerde gecenin bereketini değerlendirebilir ve bu süreci manevi bir yatırıma dönüştürebiliriz. Gece tarihi süreç içinde hep kötülüğün simgesi olarak görülmüş ve metaforlarda bu şekilde yer almıştır. Müslümanlar için ise gece içinde onlarca sırrı barındıran bir değerdir, yorulan ruhlarımıza dinginlik veren ve bizi düşünmeye, tefekküre açan bir varlıktır gece. Gecenin sessizliğini değerlendirerek o vakitlerde ilmi çalışmalar yapabilir, davranışlarımızın analizini yapıp tövbe ile Allah’a yakınlaşabiliriz.

 

Resulullah sabah namazını cemaatle kılar, namaz sonrası sohbet eder, insanların ihtiyaçlarını dinler ve yardımcı olurdu. Afetlerle sınandığımız şu günlerde evlerimizi mescide dönüştürebilir ve namaz vakti aile fertleri ile bir araya gelip namazlarımızı birlikte eda edebiliriz. Namaz sonrası çocuklarla yapılan sohbetin bereketi büyük olacaktır, onlara hakkı tavsiye edebilir ve korkularını teskin edebiliriz.

 

Gün ışıdığında aile fertlerinin enerjisi evin duvarlarına yansımaya başlar. Müslüman’ın evinde bir bahar neşesi hâkimdir. Birbirlerinin yüklerini taşıyan aile fertleri bir elin parmakları gibi kenetlenmişlerdir.

 

Güneş her zamanki vakitte doğmakta ve batmakta, Müslüman’ın evinde ise işler büyük bir intizam içinde devam etmektedir. Aile fertleri vakti ibadet, iş, ilmi çalışmalar, sosyal faaliyetler ve birlikte geçirilen vakit olarak taksim etmişlerdir. Fakat zaman o kadar bereketlidir ki, onlar bir bahar yağmuru kadar kısa olan hayata birçok şeyi sığdırırlar.

 

Korona salgını hızla yayılırken halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan ülkemde insanlar evi ıssız ve donuk bir mekân olarak görüp sıkıldıklarını ifade ediyorlar. Oysa ev aile bireylerinin faydalı işler yapabilecekleri en sağlıklı ortamdır. Kişiler burada yeteneklerini değerlendirebilir, birlikte ilmi çalışmalar yapabilir, birlikte seçilen kitabı okuyabilir ve bir araya gelip sohbet edebilirler. Fakat bunun için ilk evvela kişilerin evin hayatımızdaki yeri ve önemini kavramış olmaları gerekir.

Google+ WhatsApp