Müslüman’ın Dili ve Üslubu

Müslüman’ın Dili ve Üslubu


Müslüman’ın Dili ve Üslubu

 

 

Güzellikler ve iyilikler ruhunun yoğunluğunda olan Müslümanların hâl ve davranışları kendini belli eder. Güzel ve iyi konuşan, bakan, görenlerin dünyası başkadır. İnsan, insanın muhatabı olunca karşılıklı konuşma, sohbet ve davranışlar insana hem güven verir, hem de kişilerin kişiliklerini ortaya koyar.

Fazlalıklar hayatı olumsuz etkiler. Olumsuzluklar kişileri yanlış yön ve yollara sürükler. İnsan dilinin ve sözünün sahibiyse ağzından çıkanları bin tartar. Tartının bir ölçüsü yok. İnsan zihni kendiliğinden iyi ve güzel olanları süzer. Sözün sahibi iç denetimle kendisini, kişiliğini ortaya koyar.

“Cahil cesur olur” diye bir deyimimiz var. Deyimler de hayatın ve zamanın süzgecinden geçer. Bin tartı derken zihnin kendi kendisini denetleme iradesidir. İç dünyasında birikenlerin kendi üslubunca dışa yansımasıdır. Cahil ile konuşmanın tartışmanın hiç bir karşılığı olmadığı gibi bir değeri de olmaz. Boşa geçen zaman olur.

 

Söz kalabalığına, hayat ihtirasına kapılanların zihni denetimleri ve kendi kendilerini kontrolleri zordur.

Bilgi birikimi sadece deneyimlerle gerçekleşmiyor. Deneyimlerin elbette yararı vardır ama yeterli değildir. Bilgi birikimi sürekli bilgilenmeyle olur. Okuma ve düşünmeyle. Günümüz insanının absürt meşguliyetleri düşünme alanlarını daraltır, zaman da bırakmaz.

Siyasilerin aşırı meşguliyetleri, zorunlu olmadıkları hâlde ayrıntılara kapılışları kendilerine zaman bırakmaz. Bırakın okumayla bilgilenmelerini yanlarında bulunun teknik danışmanların konumları bile düşündürücüdür. Yeterli olmayanların sadece görünüm olarak önerileri yanılsamalara neden olur. Okumayan toplumun danışmanları da ancak reklâm ve tanıtım eksenli bir duruşa sahiptirler. Kendilerine bile yetmeyen kimselerdir.

Kimi sultanlar yanlarında bilge ve âlim insanları bulundururlar. Büyük sultanların büyüklükleri, onları hayata hazırlayan, duyarlı ve diri tutanların gücünden kaynaklanır. Osmanlı sultanlarının kimileri şairdir, bilgi sahibidirler. Şairlikleri öyle boş değil. Bir Fatih, bir Yavuz veya Sultan Süleyman veya diğerleri. Şiirleri hem bilgi hem duyarlık yüklü.

 

Ya da kimi sultanlar tasavvuf terbiyesinden geçmiş, kendileri verilen göreve öyle gelmişlerdir. Biliriz ki tasavvufta kimi temel öngörüler var ya da öğüt tarzında ilkeler. Az konuşma, az uyuma ve az yeme gibi. Günümüz insanlarını bu tartıya tabi tuttuğumuzda bu ölçülere uyanları göstermek o kadar zor ki.

Dil ve üsluplarına bakın kimin ne olduğu kolayca anlaşılır, bilinir ve tanınır. Gören gözler için bir bakış bile yeterlidir.

Zehir saçan dillerden bir hayır beklenemez. Öfkenin dili öfke çocukları doğurur. Şiddete sürükler. Sevgi dili sevgi ile donanımlı çocuklar yetiştirir. Sevgi merhamet yüklüdür. Sözünü ettiğimiz merhamet, acımanın karşılığı değildir. Merhameti adalet ile hakkaniyetle eş tutmak gerekir. Olumsuzluklardan sakınan bir yaşama üslubudur merhamet. Mazlumun hakkını gözeten, zorda olan insanları feraha çıkarma, elinde tutma, güven verme tarzı.

Güvensizliğin dili zehir zemberektir. Ancak insanı sözleriyle yaralamaya ve öldürmeye dönük bir bakış.

Öldürücü nesneler sadece metal olanlar değildir. Ölümsüz ve kahredici sözler insan ruhunu da öldürür. Öyle konuşma üslupları var ki en öldürücü silahtan daha tehlikelidir.

Acı ve kahredici sözler kurşun gibi ağızdan çıkınca bir daha geri dönmez. Dönemediği gibi geçip gittiği yerleri, kişileri yakar ve öldürür.

Sözünün eri ve sahibi olanlar sözlerinin geçip gittiği yerlerde güller açar. Orada her şey hayat bulur. Sözün inceliği ve güzelliği etkisini daima sürdürür. Şiirin gücünün kaynağı da budur. Şiir gibi konuşmak, şiir gibi yaşamak, dilinin güzelliklerini şiir ile donanımlı hâle getirmek güzel ve iyi insanların hüneridir. Hüner ehli güzel sözlerin sahipleridirler.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp