Müslüman Müslüman’la yol arkadaşlığında huzurlu

Müslüman Müslüman’la yol arkadaşlığında huzurlu


Müslüman Müslüman’la yol arkadaşlığında huzurlu

 

 

Devletler ve insanlar aynı konumda. Sonuçta devletleri yönetenler insanlar. Doğrular ve yanlışlar insanlar üzerinden değerlendirilir.

Büyük devletler ve güçlüler her zaman için söz sahibidirler. Güç birçok yönden tanımlanabilir. Maddî ve somut güçlerin yanında manevî güçler de var.

Müslümanlara Allah’ın bağışı birçok yönden. Manevî olabileceği maddî olarak da büyük imkânlara sahipler. Yeraltı zenginliklerinin değeri yer üstündekilerden çok daha değerli. Bu da daha çok Müslümanların yaşadığı coğrafyada. Manevî üstünlük ise bambaşka. Bu, Müslümanlar dışında hiçbir toplumda yok. İslâm büyük bir imkân. Bunu hakkıyla yaşayanlar doğal olarak en üstündürler.

Müslümanlar ruhen ve kalben özgürdürler. Bağımlı değildirler onların inanışları hayatlarında putlar oluşturmadığı gibi korkuya endişeye yer yoktur. Hazırlıklı olunduğu, niyet ve inanışla bağlı kalındığı sürece.

Müslüman Müslüman’a güvenir. Her toplumun yanlış üzere olanları var. Bu insanın doğasında var olan bir durum. Şeytan insanlığın bulunduğu her yerde. Yanlışlar ve zaaflar onun azığı ve yol göstericisi. İnsanların kapıldığı her tutku hırs boyutuna ulaşınca şeytan düğün bayram eder.

Müslümanlar öndersiz ve sahipsiz. Önderlik de büyük bir donanım ister. Dört başı mamur, yani Müslüman olma erdeminin bütün güzelliklerini hakkıyla yaşayanlardan söz ediyoruz.

Müslümanların dağınıklığı şeytanın işine yarıyor. Hangi açıdan bakılırsa bakılsın sonuç bir yıkım ve uçurum.

Müslümanları bir araya getiren manevi güç var ve bu hiç şekilde tanımlanamaz. Bu büyük güç, şeytan ve yandaşlarına asıl korku verecek olanı. Dünyanın bir ucundaki bir Müslüman ile diğeri bir araya geldiğinde aralarında su sızmaz. Bu bağlılık sevgi ötesi. Manevî güç bütün Müslümanlar için geçerli. Hemen hepsi Allah karşısında kul olduğunun bilincinde, sadece O’na secde eder, diz çöker. İnsanlık tarihinin tek örneğidir Müslümanların varlığı. Hiçbir zaman aralarında uçurum oluşturacak bir durum söz konusu değil. Ne yazık ki Müslümanlar ırk ve ideolojik akımlara kapıldıklarından beri düzenleri bozuldu. İki yakalarını bir araya getiremediler. Uçurumlar büyüdükçe büyüyor. Kapanamaz bir boyutta. Bunları giderebilmenin tek yolu yeniden Müslüman’ca yaşama bilincine ermesi, o ruhu yaşaması.

Müslümanları bir araya getirecek olan bağların çoğaltılması, ayrılıkları bir kenara bırakması. Bir kavmin kendini diğerinden üstün görmemesi. Birbirlerine karşı fazlasıyla fedakâr olması başlıca çözüm yolları. Zaten Müslüman olma başlı başına bir özgünlük ve bu yeter bir neden.

Coğrafyamızda aradaki yapay çizgiler sadece dikenli tel özelliğinde. En büyük açmazımız da bu.

Müslümanların inanışları birlikteliğin en önemli gerekçesi. Kimi küçük ve nedensiz ayrıntılar deşmek kurcalamak hiçbir yarar sağlamaz. Sadece yaraları azdırır.

Her insan elbette farklı mizaca sahip, her insan bir kişilik ve bir karakter. Bunlar, insanların bir araya gelmesine engel değil.

Müslümanlar Müslümanlara örnek olacaklarsa, birlikte bir yöne bakacaklarsa bu, onlar için kurtuluşun başlangıcı olur.

Müslümanları üzerindeki karabulutların olması ve oluşmasına neden kendileri. Bunu gidermek de kendi ellerinde. Çıkarsız ve pazarlıksız. Müslümanlar birbirlerinin gözlerinin içine bakmadan ilk hamlede bulunanı, öncü olanını gerekli ve zorunlu kılar. Her Müslüman önce kendinden başlamalı ve ilk adımı atmalı. Kin, öfke, önyargı gibi gereksizliklerden kaçınarak sevgiyle ve güvenle bakılır ve adım atılırsa bu büyük bir gelişim olur. Birey teklerinden topluma doğru büyük bir akım başlar. Her Müslüman’a düşen de budur ve olmalı.

Besmele ile şeytanları kendinden uzaklaştırarak.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp