Musıkî ve katılım bankaları

Musıkî ve katılım bankaları


Hükmünü öğrenmek istediğim bir sorum olacaktı hocam.

Müzik hakkında birtakım okumalar yaptım. Bu okumalarda dinen müziğin uygun olabilmesi için anladığım kadarıyla gerekli şartlar kısaca şu şekilde oldu:

1) Müziğin sözlerinde dinen küfür, kadere isyan gibi sözler olmayacak.

2) Müzik harama teşvik edici bir ortamda olmayacak (alkollü yerler gibi).

3) Erkeklerin, kadınların yaptığı müziği dinlemesi dinen uygun görülmüyor (Fakat bu maddeyi doğru anlayıp-anlayamadığımdan şüphem var).

4) Okuduklarımdan anladığım, müziğin icra edildiği alet konusunda dinen yasaklanmış bir müzik aleti yok (Fakat bir kısım yazılarda; def, davul gibi telsiz aletler ile olursa helaldir. Saz, gitar vb. gibi diğer müzik aletleri ile olursa haramdır demişler).

Müziğin dini hükmü konusunda birçok farklı görüşler okudum. Bunun sonucunda son birkaç senedir kendim yukarıdaki kriterlere uyarak müzik dinlemeye dikkat ediyorum.

Fakat bu konuda çok farklı yazı okuduğum için acaba doğru çıkarımlar mı yaptım diye, emin olamadım. Yanlış anlayıp günaha da girmemek için yaptığımın dine uygunluğunu size sormak istiyorum.

Hocam ben müzik konusunda;

-Sözü küfür, kadere isyan olmayan,

-Kadınların söylediği şarkıları dinlememek kriterlerine uyarak gitar, saz, piyano vb. birçok aletin kullanılmasıyla yapılmış türkü veya pop gibi müzikleri dinliyorum. Bu şarkıları dinlememde dinen bir sakınca var mıdır?

Cevap

Musıkî icra etmek ve dinlemekle ilgili birçok rivayet ve yorum var. Muteber bazı hadis âlimleri, “musıkîyi haram kılan hiçbir sahih hadis yoktur” demişlerdir. Şu halde yukarıda ifade edilen “çalgı dinlemek ve bundan zevk almanın insanı kâfir edeceği” hükmüne dayanak teşkil eden rivayet (bazı kaynaklarda böyle bir hadis rivayet ediliyor) sahih değildir.

Ehl-i Sünnet’e göre “amel imandan cüz değildir; yani amel (bir şeyi yapmak veya yapmamak, mesela namaz kılmak veya kılmamak, haram yemek) imanın bir parçası değildir” bu sebeple kesinlikle günah olduğu bilinen bir şeyi inkâr etmemek şartıyla onu işlemek/yapmak kişinin imanını eksiltmez, onu imandan çıkarmaz. Amel elbette imanı güçlendirir, yaratılış amacımızı gerçekleştirir, kulluk amelsiz olmaz, ama bu kadar önemli olmasına rağmen amelsizlik, -inkâr etmedikçe- mümini dinden çıkarmaz.

Bu temel kurala göre çalgı/musıkî dinleyen küfre girer diyenler Ehl-i Sünnet’in temel kurallarından birine aykırı bir fetva vermiş oluyorlar.

İmam Gazzâlî İhyâu-Ulûmiddîn isimli eserinde bu konuyu genişçe işledikten sonra şu hükmü açıklamıştır:

Musıkînin hükmü etkisine ve kullanılma amacına bağlıdır. Helâl, mübah, müstehab olan bir durum ve davranış içinde icra edilen ve dinlenen musıkî yasak değildir. Harama veya mekruha alet edilen musıkî ise haram veya mekruh olur.

Soru

Hayreddin Hocam, ben sitenizi ve gazete yazılarınızı, verdiğiniz fetvaları yıllardır okuyan, amel eden biriyim. Bizim gibi sıradan, İslâmî ilim tahsil etmemiş Müslümanların anlayabileceği şekilde yazılarınızı yazdığınız için ayrıca çok teşekkür ederim. Allah razı olsun.

Elimdeki parayı yastık altında tutmak yerine harama girmeden değerlendirmek istiyorum hocam.

Sitenizde kâr payı, katılım bankasında altın hesabı ve katılım bankası ile ev almanın caizliği hususunda eski yazılarınızı okudum ama yazılar yakın tarihli olmadığı için ben de günümüzde yapılan işlemlerin caizliği hakkında yatırım öncesi danışmak istedim. Kuveyt Türk Katılım Bankası ile bankacılık işlemlerini gerçekleştiren biriyim.

1) Hocam bazıları katılım bankalarının gelirlerinde de faize bulaşabildiğini ve dinen uygun olmayan kazançları olup kâr-zarar ortaklığına girmenin uygun olmayacağını söylüyorlar. Ben de bu konularda bir bilgiye sahip olmadığım için size sorup öğrenmek istedim. Günümüzde kâr payı almak caiz midir?

Cevap

Adı üstünde kâr payı, yapılan iş veya ticaret meşru ise bunun kazancı ve kârı niçin haram olsun. Katılım bankaları hem fıkıh hem de İslâm bankacılığı ve İslâmî finans konularında yetişmiş ilim adamlarından oluşan heyetlerin fetvalarına göre amel ederler.

2) Diyanet’in fetvasını okudum. Orada altın hesabı açtırmak hakkında genel hükümlerden bahsedilmiş. Katılım bankasından fiziki altın istediğinde verilmesi gerekli gibi genel hükümler bildirilmiş ama günümüzde fıkhen bu işlemi katılım bankalarının uygun yapıp yapmadığından bahsedilmemiş. Katılım bankalarının altın hesabından altın almak yükselince internet ortamında bu altını satmak caiz midir? Günümüzdeki şekliyle katılım bankaları bu işlemi fıkha uygun bir şekilde gerçekleştiriyor mu? Gönül rahatlığıyla katılım bankaları altın hesabı açtırabilir miyiz?

Cevap

Katılım bankaları altın hesabı konusunda da ilim heyetinin fetvasına göre hareket ediyor.

Bankadaki altın hesabınızda mevcut altınınızı piyasayı takip ederek, ucuzladıkça almanızda ve pahalanınca satmanızda bir sakınca yoktur; yeter ki, bu alım ve satım rayiç bedel ile ve vadeli değil, peşin olsun.

3) Hocam uygun bir ev denk gelirse, ev almayı düşünüyorum. Fakat elimdeki miktar ev almak için yeterli değil. Bu noktada katılım bankalarından yararlanmak istiyorum. Bu konuda da bazı yazılarda; bu işlemin faize kılıf uydurmak olduğunu görünce yapılan işlemle ilgili net bilgi sahibi olmadığım için içimde bir tereddüt oluştu: Katılım bankalarının günümüzde evin tapusunu önce üzerine alıp sonra da müşteriye satmadığı, müşterinin kendi alacağı evi bankanın verdiği vekâlet yoluyla müşteri alacağı evin tapusunu kendi üzerine alıp, sonra da katılım bankasının zaten müşteri üzerine tapusu yapılmış evi göstermelik olarak müşteriye sattığını ve yapılan bu işlemin faize kılıf uydurmak olduğunu söyleyenler mevcut.

Hocam katılım bankası ile ev alma konusunda yapılan işlemlerde dine uygun olmayan faize düşeceğimiz bir durum var mıdır?

… Katılım bankası ile ev almayı düşünüyorum. Bu caiz midir?

Cevap

Bütün kadim fıkıh kitaplarına bakıldığında şu açıklamayı görürüz:

Alım ve satımı caiz olan evsafı belli ve mevcut taşınır veya taşınmaz bir malı veya hizmeti almak ve satmak isteyen ve buna ehil olan iki taraf, bedel üzerinde de mutabık kalarak uygun ortamda ve zaman içinde “aldım” ve “sattım” deyince “satım akdi kurulmuş” olur. Alacak ve borcun yazılması ise sünnettir.

Bir mal satıldığında tapu yapılması, fatura kesilmesi, tescil yapılması, fiş kesilmesi akdin oluşması, kurulması, sıhhati için şart değildir. İleride bir problem çıkmaması için ve hukukun zayi olmaması için oldukça geç bir dönemde icat edilmiştir ve iyi de olmuştur.

Katılım bankası vasıtasıyla ev sahibi olmak isteyen bir müşteri bankaya geldiğinde alacağı ev belirleniyor, müşteriye alım ve satım için vekâlet veriliyor. Banka için kaç liraya satın alacağı ve bankadan vadeli olarak kaç liraya alacağı belirleniyor, bunlar yazıya geçiriliyor, imza altına alınıyor, sonra müşteri evi banka adına satın alıyor ve bankadan vadeli olarak satın alıyor. Bu işlem yürütülürken önce anlaşma ve akit yapılıyor, akit yapılınca ev bankanın mülkü oluyor, sonra müşteri evi alıp üzerine tapu yaptırıyor. Böylece banka, alır almaz satmak için satın aldığı bir evi üzerine tapulama külfetinden kurtulmuş oluyor.

Katılım bankaları bakkal veya mağaza değildir. Onların özellikleri vardır, amaçları da faize bulaşmadan yatırım, üretim ve ticaret yapmak isteyenlere imkân sunmaktır, yaptıkları iş de bu anlatılan alım satımdan ibaret değildir.

Google+ WhatsApp