Musibetleri mü’mince okuma usûlü / 2

Musibetleri mü’mince okuma usûlü / 2


Allah’ın arzında tecelli eden hadiseleri, başlarına gelen olayları, indirilmiş bir vahyin ayetleri gibi okumak, musibetleri mü’mince okuma usulünün bir gereğidir. Eğer yaşanan ve yaşanmakta olan hadiselere ve musibetlere böyle bakılırsa, Allah’ın muradına uygun hareket edilmiş olur. 

Ferdler, aileler ve cemiyetler, meydana gelen her hadisenin, başlarına gelen her musibetin içinde kendilerine indirilen ilâhi mesajların olduğunu bilmekle mükelleftirler. Mü’min insan eğer olup biten her şeye bu gözle bakar, faruk bir akılla ve Allah’ın nuruna sabitlenmiş bir basiretle okursa, o zaman Allah’ın insanoğluna hâlâ mesaj gönderdiğine taaccüple şahidlik edecektir. Hadiselerin, musibetlerin içinde bize indirilen ilâhî mesajlar, tıpkı Kur’ân’ın mesajları gibi muhteliftirler. Bazı musibetler mü’minler için necat olurken, aynı musibetler münkir ve müşrikler için de azap olmaktadır. 

Kur’ân-ı Kerim’de tekrar edilen şer’i kaidelerden birisi de, musibetler, belâlar, kulların günahları ve hataları sebebiyle Allah’ın izniyle isabet ederler. Rabbimiz buyuruyor: “Onların (müşriklerin) başına (Bedir’de) iki mislini getirdiğiniz bir musibet (Uhud’da) sizin başınıza geldiğinde, “Bu, nereden başımıza geldi?” dediniz, öyle mi? De ki: “O (musibet), kendi nefsinizdendir.” Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.” (165) 

Bu ayetteki “kendi nefsinizdendir” ibaresinin manası, kendi günahlarınızdandır demektir. Günahlarımız, musibetlere çıkarttığımız davetiyelerimizdir. Toplumsal günahlar, toplumsal musibetlerin davetçileridir. Toplu günahların toplu helaklere sebep olduğu nassı Kur’ân ile sabittir. Günahlarımız, bizim musibetlerimizdir. Allahû Teâla uyarıyor:

“İnsanların kendi işledikleri (kötülükler) sebebiyle karada ve denizde bozulma ortaya çıkmıştır. Dönmeleri için Allah, yaptıklarının bazı (kötü) sonuçlarını (dünyada) onlara tattıracaktır. 

De ki: “Yeryüzünde dolaşın da önceki kavimlerin/milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın.” Onların çoğu Allah’a şirk ortak koşan kimselerdi.” (Rum Sûresi/ 41-42)

Musibetlerden murad; insanoğlundan, aklını başına devşirmesi, ibretler alması ve Rabbine dönmesidir. İdeolojilerle dağıtılmış akıldan, haramlara bakmakla, işlenen haramları sessiz ve tepkisiz seyretmekle kirlenmiş olan gözlerden ibretli basiretler beklenemez. İnsanların elleriyle yaptıkları yüzünden, Allah yasalarını bırakıp küfür ve şirk anlayışlarının peşine düşmelerinden ötürü karada ve denizde Allah’ın yaratışını, Allah’ın fıtratını, Allah’ın fıtrî düzenini bozmaktadırlar. Allah’ın tevhid düzenini bozmaktadırlar. Yeryüzünde ekonomik bozukluğu yasallaştırmaları, hep ben kazanayım, hep ben yiyeyim, hep ben şişeyim, başkaları ne olursa olsun anlayışı yeryüzünün dengesini bozmuştur. Karada ve denizde zuhur eden fesadın ana sebebi, bizim kendi ellerimizle yapıp ettiklerimizdir. Bizden önceki kavimler hükümde ve hâkimiyette Allah’a ortaklar bulmaktan helake gittikleri gibi, bugün de hükümde ve hâkimiyette Allah’a ortaklar bulanlar, Allah’ın dinine, düzenine alternatif dinler, sistemler, düzenler dayatanlar da karada ve denizde fesad çıkararak insanlığı helake götürenlerdir.

Evet, insanların elleriyle işledikleri suçlar yüzünden denizde ve yeryüzünde fesat çıkmıştır. Fesat, ifsat yeryüzünde küfrü yaymak, küfrü hâkim kılmak, küfrü ve şirki yasallaştırmak demektir. Allah’ın yeryüzünde koyduğu kendisine kulluk düzenini değiştirip, ilga edip onun yerine başkalarına kulluk düzenini ikame etmek demektir. Fesat, bozgunculuk yeryüzünde Allah kullarının Allah’tan başkalarına kulluk etmesidir. Fesat, yeryüzünde Allah’ın kullarının kendi hür iradeleriyle kime kulluk edeceklerine, kimin kanunlarına itaat edeceklerine karar verme haklarının ellerinden alınmasıdır. Allah kullarını zorla kendi kanunlarına uyarak kendilerine kulluğa zorlamaktır. İşte fesat budur. Ve işte yeryüzünde düzen koyan Allah’ın vahyinden, Allah’ın düzeninden habersiz insanların topluma hâkim olması o toplumu fesada verecek ve insanlar arasında Cenâb-ı Hakk’ın rahmet ve merhamet esaslarına dayalı tüm insanlar arası ilişkileri param parça edecektir. Böyle insanların toplumumuza egemen olmaları sebebiyle şu anda ülkemiz bozulmuş, şehrimiz bozulmuş, köyümüz mahallemiz bozulmuş, yeryüzü bozulmuş, emânet ve güven duyguları ortadan kalkmış, kimse kimseye güvenemiyor, rahmete dayalı tüm ilişkiler kalkmış, kin ve nefret baş göstermiş, Müslüman Müslümanı aldatıyor, kardeş kardeşi ezmeye çalışıyor. Dünya ve ahiret hayatımızı hüsrana uğratan haram ve günah virüsleri kılcal damarlarımıza kadar sirayet etmiş bulunmaktadır. Allahû Teâla günahlarımızın bazısının azabını bu dünyada bize tattırarak kendisine, dinine, düzenine dönmemizi murad etmektedir. Musibetleri başkalarının üzerinden değil, kendi üzerimizden okumamız, musibetleri mü’mince okuma usulündendir. Şunu bilelim ki; her musibet bir ikaz faslıdır. Allah’a dönüş yapmak işin aslıdır. 

Google+ WhatsApp