Mursi’nin Mısır’dan, adaletten alacağı var

Mursi’nin Mısır’dan, adaletten alacağı var


Mursi’nin Mısır’dan, adaletten alacağı var

 

 

“Kuvvetsiz adalet ve adaletsiz kuvvet iki büyük felakettir.” Joseph Joubert

Mısır’da seçimle başa gelen ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, 17 Haziran 2019 tarihinde mahkeme salonunda şehadete yürüdü.

Mursi’nin darbeci Sisi’nin mahkemesinde, kalp krizi geçirerek hayatını kaybetmesi uzun yıllar siyaset, hukuk ve akademisyen dünyasında tartışma konusu olacaktır. Onurlu ve adaletli insan hakları kuruluşlarına tarihi bir görev düşüyor.

Tüm insan hakları örgütleri ve hukukçuların Mursi’nin ölümünü uluslararası mahkemelere taşıması vicdani bir sorumluluktur.

Cezaevinde kaldığı süre içerisinde her türlü insani haklardan mahrum kalması, günde 17 saat hücrede tutulması, sürekli kullanması gereken ilaçların kendisine verilmemesi ve doktor kontrollerine müsaade edilmemesi çok tartışılmıştı.

Mısır’ın demokratik yöntemlerle seçilmiş ilk Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin cenazesi, yoğun güvenlik önlemleri altında, ailesi eşliğinde Kahire’de toprağa verildi.

Mursi’nin gıyabi cenaze namazları çok dikkat çekerken cezaevi sürecinde yaşadığı fiziki ve psikolojik baskılar maalesef İslam dünyası hukukçularının çok fazla ilgisini çekmedi.

BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Rupert Colville, “Gözaltındaki herhangi bir ani ölüm, ölüm nedenini netleştirmek için, çabuk, tarafsız, kapsamlı ve şeffaf bir şekilde bağımsız bir kurum tarafından soruşturulmalıdır” demişti.

Colville, Mursi’nin yeterli tıbbi bakıma, avukatlarına ve ailesine erişimi ile gözaltı koşulları konusundaki kaygıların dile getirildiğini kaydetmişti.

Mursi, 8 Ağustos 1951 tarihinde Şarkiya kentinin Eladva köyünde doğdu. 

Kahire Üniversitesi’nde öğrenim gördü. Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde mühendislik alanında doktora eğitimini tamamladı. 

Bunun yanında Trablus Üniversitesi, Kahire Üniversitesi ve Zagazig Üniversitesi’nde de çalışmalarda bulundu. 

Ayrıca NASA’da da görev yaptı. Daha sonra Müslüman Kardeşler Hareketi’ne katılarak siyasete atıldı. 2000 ile 2005 yıllarında da milletvekili seçilerek meclise girdi. 

2011 yılında gerçekleşen Mısır Devrimi’ne de destek veren Mursi, muhalif taraftarların yanında yer aldı. 30 Nisan 2011 tarihinde de Özgürlük ve Adalet Partisi’nin genel başkanı seçildi. 

2012 senesinde gerçekleşen başkanlık seçimlerinde de ülkenin yeni cumhurbaşkanı oldu ve sonrası trajik bir son.

Mursi’nin ölümü uluslararası mahkemelere taşınacak çok güçlü iddialara sahip.

Independent’ın haberine göre, Mursi’nin mahkeme salonunda baygınlık geçirdikten sonra, arkadaşlarının yardım çağrılarına rağmen 20 dakikadan fazla bir süre müdahale yapılmadan yerde bekletilerek ölüme terk edildi.

Babası ve kardeşi Mursi ile birlikte yargılanan Abdullah el Haddad, tanıkların kendisine Mursi yere düştükten sonra 20 dakika kadar kimsenin hiçbir şey yapmadığını söylediğini aktardı.

Haddad, görgü tanıklarının ifadelerine dayanarak yaptığı açıklamasında, «Düşüşünü ilk fark edenler diğer mahkumlardı ve bağırmaya başladılar. Hekimlerden bazıları, gardiyanlardan ona ilk yardım uygulayabilmek için izin istediyse de 20 dakikada fazla bir süre müdahale yapılmadan yerde bekletildi. Onu ihmal etmeleri kasıtlıydı. Gardiyanların, tutukluların bağırmasından sonra yaptıkları ilk şey, aile üyelerini mahkemeden çıkarmaktı” dedi. 

Haddad, ayrıca, babasının tutuklanmasından bu yana 4 kalp krizi geçirdiğini fakat rejimin kalp ameliyatına izin vermediğini de ifade etti. 

İsmini açıklamak istemeyen bir aktivistin aktardığına göre, “Mursi konuşmayı kestikten sonra bilincini yitirdi ve kafesin içerisindekiler yaklaşık 10 dakika boyunca onun yardıma ihtiyacı olduğunu bağırarak kafesi yumrukladılar.”

Diyabet, hipertansiyon ve karaciğer hastalığı olduğu bilinen Muhammed Mursi’ye baygınlık geçirdikten sonra müdahalenin kasıtlı olarak geciktirilmesi, Mursi’nin öldürüldüğü iddialarını daha da güçlendirdi.

Mursi’nin adaletten alacağı var. Bu alacağını tahsil edecek vicdanlı, erdemli hukukçulara selam olsun. 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp