Mülkün sahibi Allah’tır

Mülkün sahibi Allah’tır


Mülkün sahibi Allah’tır

 

 

CHP’li belediyelerin Suriyeli mültecilere karşı takındığı dışlayıcı-ötekileştirici tavırlar laiklik ekseninde şekillenen eğitim sistemimizin nesillerin zihinlerine ektiği kin, nefret ve kibri gözler önüne seriyor. Bir asra yakındır güne, “Ne mutlu Türk’üm diyene ” söylemi ile başlayan ve varlığını etnik yapı üzerinden konumlandıran nesillerin diğerlerine şefkat nazarı ile bakmaları elbette mümkün olamaz, olmayacaktır da. Ne acıdır ki eğitim sistemimiz erdemli insan yetiştirmeye değil, sadece mesleki alana odaklanıyor ve bireyleri bu noktada destekliyor. O yüzden toplumun eğitim seviyesi ne kadar yükselirse yükselsin suç oranı değişmiyor.

Hatırlayacağınız üzere CHP Bolu Belediye Başkanı Suriyelilere yapılan yardımın sonlandırılması için harekete geçmiş ve sağduyulu insanlarımızın tepkilerini üzerine çekmişti.  Olay küllenir gider diye düşünürken önce Mudanya’da daha sonra da memleketim, doğup büyüdüğüm şirin ilçe Gazipaşa’da Suriyelilerin plajlara alınmaması ile ilgili verilen önerge gündeme geldi. Söz konusu yasakla ilgili kararlar çeşitli çevreler tarafından tartışılırken gayr-i ihtiyari başımı eğip neler oluyor diye sordum. Bu ırkçı ve faşist yaklaşımın bizi nereye doğru sürükleyebileceğini anlamaya çalıştım.

Ey Göklerin ve yerin sahibi!

Ey varlık âleminin sahibi!

Ey yoksul ve mazlumların gözyaşlarını rahmete çeviren Rabbim! Senin arzında şiddet ve nefret kokan tavırları ile boy gösterme hevesine kapılan bu insancıkları sana havale ediyorum…

Ey insancıklar! Allah’ın arzı hepimizi, hepinizi besleyecek kadar geniş… Yeter ki kardeşliği ve paylaşımı onurumuza yakışır şekilde öğrenebilelim.

Gazipaşa Belediyesi’ne sunulan “Suriyelilere plaj yasağı”nı destekleyen hemşerilerimin sosyal medya hesaplarına bakınca kendimi vahşet ve şiddet kokan bir adada hissettim.  Gitsinler, defolsunlar, ahlaksızlar vb. söylemler beni endişeye sürükledi.

Kardeşim bu öfke nedir ya? Nedir bu kin ve nefretin kaynağı? Sen bu dünyanın ebedi müdavimi misin ki ev sahibi gibi davranıyorsun? Hemen her gün sokaklarda iç çamaşırları ile boy gösteren Avrupalı turistler için müsamaha gösterirken, yurtlarından sürgün edilen bu masum insanlara karşı neden bu kadar tepkilisin? Nedir nefretinin nedeni? Bu insanların yoksul olmaları mı? Yurtlarından sürgün edilmiş olmaları mı? Size verebilecek dolarlarının olmaması mı? Hayatınızdan neyi eksilttiler sizin? Eğer zerre kadar merhametiniz olsaydı nefretinizi yurtlarından sürgün edilmiş yoksul insanlara değil onları sürgün eden küresel kapitalist zümrelere çevirir ve siteminizi onlara yapardınız. Ama kusura bakmayın zulmedenden korkuyor onların önünde diz çöküp teslimiyet gösteriyorsunuz. Savaş mağduru insanlara ise elinizden gelse Allah’ın yarattığı havayı solumalarına dahi izin vermeyeceksiniz… Kardeşim kusura bakmayın ama siz mazlumdan değil zalimlerden yanasınız ve yüreğinizde taşıdığınız nefreti güçsüzlere kusmaktan kaçınmamaktasınız.

Olayı basitleştirip mahalle ağzıyla, “O kadar savunuyorsanız bu insanları evlerinize alın siz bakın” diyenler var. Bizi bu bayağı ifadelerle korkutacağınızı mı zannediyorsunuz. Hamdolsun sahip olduğu bütün imkânları ihtiyaç sahipleri ile paylaşan bir peygambere tabiiyiz, gerekirse ekmeğimizi bölüşür, evimizi açarız. Bazı kişiler de bu kimselerin ülkelerinde neden savaşmadıklarını soruyor ve bir gerekçe oluşturmaya çalışıyorlar. Uzaktan davulun sesi hoş gelir diye bir söz vardır. Biz savaşın hangi şartlarda devam ettiğini bilmiyoruz. Elbette savaşacak durumda olduğu halde rahatlığı tercih edenlere, suç işleyip huzur kaçıranlara söylenecek sözleriniz olabilir. Mültecilere kapı açarken gerekli şartların oluşturulmadığından şikâyet edebilir ve siyasi mercilere seslenebilirsiniz de. Ancak savaş durumunda belli şartlar dâhilinde hicrete izin verilmiştir. O nedenle muhatabı tanımadan, olayın mahiyetini kavramadan bu insanları günah keçisi ilan edemezsiniz, etmemelisiniz.  Ayrıca yarınlarımızın neye gebe olduğunu bilemeyiz. O yüzden ezilmişlere el uzatın ve onlarla ekmeğinizi bölüşün. Bu sizin için bir kayıp değil kazanç olacaktır.

 

milli gazete

Google+ WhatsApp