Muhterislerin kurbanı olan çocuklar

Muhterislerin kurbanı olan çocuklar


Yazılı ve görsel medyada istismara, şiddete maruz kalan, çalıştırılan ve korunaksız bırakılan çocuklarla ilgili istatistikî verilere sık sık rastlarsınız. Erişkinlerin muzdarip olduğu bütün sorunlar ister istemez çocukları da etkiliyor. Ancak her nedense Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu çocuklarla ilgili açıklamalarda her zaman yanlı bir tavır sergiliyor ve yanlı bilgiler vermekle yetiniyor. Küresel sistemin bir organizasyonu olarak görev üstlenen kurum ve kuruluşlar savaş mağduru çocukların görüntülerini tasvir etmenin ötesine geçmiyor, geçemiyor çünkü yanlı, çünkü küresel baronların menfaatlerini dikkate alıyor.

 

Geçen hafta UNICEF AB ve OECD’ye üye olan 41 ülkede çocukların fiziki ve ruhsal sağlığını, eğitim durumunu, ekonomik koşullarını içeren bir araştırmasına rastladım. Söz konusu araştırmaya göre çocukların ruhsal ve fiziki şartlarının en iyi olduğu ülke Hollanda, Danimarka ve Norveç imiş.

 

Ülkemiz için yapılan değerlendirmede ise karamsar bir tablo çiziliyor ve 15 yaş altındaki çocukların yaşam memnuniyeti noktasında son sırada yer aldığı ifade ediliyor. Aynı kapsamda yapılan araştırmalara göre ülkemizde çocuklarımızın sadece %53 hayatlarından memnun… 14 yaş altı çocukların ölüm oranları açısından bakıldığında ise Meksika birinci sırada yer alıyor. Lüksemburg, Danimarka ve Finlandiya ise bebek ölümlerinin düşük olduğu ülkeler olarak görülüyor.

 

Be kardeşim kendi yağları ile kavrulan ve öz değerleri ile barışık yaşayan toplumların üzerine bombalar yağdırıyor, kaynaklarını sömürüyor, çocukları yetim ve yoksul bırakıyor sonra da gelip bu çocukların durumu hakkında ahkâm kesiyorsunuz bu ne kadar doğru? İslam coğrafyasında yaşanan işgal, katliam ve saldırılar eğer Batı toplumlarında yaşanmış olsaydı, kanaatim odur ki; bütün yaşamlarını maddiyata hasreden o insanlar toplu intiharlara kalkarlardı. Fakat bu toplumların sahip olduğu kültürel değerlerin kırıntıları dahi onları ayakta tutmaya yetiyor doğru değil mi?

 

UNICEF’in çocuklara yönelik yaptığı araştırmasında kilo sorunlarına da yer veriliyor. Genel olarak çocuk ve gençler arasında kilo sorunlarının arttığı görülen araştırmada 41 ülkede üç çocuktan birinin aşırı kilolu olduğu belirtiliyor. Bu konuda ABD %42 oranla başı çekerken Japonya %14 ile son sıralarda yer alıyor. Araştırmada çocukların zihinsel becerilerine de genişçe yer veriliyor ve AB ve OECD ülkelerinde 15 yaşındaki çocukların %40’ının temel okuma ve hesap yapma becerilerinin olmadığı belirtiliyor. Buna göre Bulgaristan, Romanya, Şili sıralamanın altında yer alırken Estonya, İrlanda, Finlandiya baş sıralarda yer alıyor.

 

Çocukların yoksunluğu üzerine araştırma yapan kurum ve kuruluşlar savaşın yıkıcı etkilerini de dikkate almalı ve bu çocukların yaralarını sarmak için çözüm yolları üretmelidirler. Nitekim söz konusu araştırmalarda da görmekteyiz ki savaşın, yoksulluğun uğramadığı toplumlarda çocukların hoşnutluğundan bahsedilirken savaşın yıktığı ülkelerde çocukların mutsuz olduğuna vurgu yapılıyor. Tabi çocukların mutluluğunu ölçerken hangi araçları kullandıklarını ve bu araştırmaların ne kadar doğru olduğunu bilemiyoruz. Nitekim mutlulukla ilgili yapılan araştırmalarda bunun sadece refah ve imkânlarla ilgili olmadığı olayları algılama şekliyle de doğrudan alakalı olduğu görülmüştür. Mesela aile bağları zayıf olan, ebeveyni ile ilişkilerinde sıcaklık bulamayan birçok Batı ülkesinde çocuklar her şeye sahip oldukları halde mutsuz olurken, savaşın yıktığı İslam toplumlarında onlarca mahrumiyete rağmen çocuklar anne-babaların ve kan bağı olan kişilerin sıcaklığı ile ısınmakta ve mutlu olabilmektedir.

 

Çocuklar erişkinlerde olduğu gibi ihtiras, rekabet, nefret ve düşmanlık hissine sahip değillerdir. Bir dokunuş, bir tebessüm, bir söz, bir oyuncak onların mutluluğuna kâfi gelebilir. Yeter ki eşkıyalar üzerlerine bombalar yağdırmasınlar, yeter ki çocukları öksüz ve yetim bırakmasınlar, ekmeklerini ellerinden almasınlar çocuklar mutlu olmayı bir şekilde öğrenir ve sürdürürler. Yeter ki muhterisler onları ayakta tutan maddi ve manevi kaynaklarına dokunmasınlar.

Google+ WhatsApp