Muharrem İnce’nin “Memleket Hareketi” “Memleket Partisi”ne dönüşür mü?

Muharrem İnce’nin “Memleket Hareketi” “Memleket Partisi”ne dönüşür mü?


Muharrem İnce merakla beklenen açıklamasını bugün yaptı. Öncelikle beni şaşırtan bir şey söylemediğini ifade etmeliyim. Anlaşılıyor ki, CHP kurultayında kendisine yapılan “koltuk” saygısızlığı, kendisi için bardaktan düşen son damla olmuş ve bir süredir aklında filizlenen kararı uygulamaya koymaya karar vermiş.

İnce’nin bir süredir gündemde büyük yer tutan, “Acaba parti mi kuruyor?” yoksa “CHP’nin Cumhurbaşkanı mı olmak istiyor?” sorularına verdiği cevap, bir “Memleket Hareketi” başlatacağı oldu. 4 Eylül’de başlayacağını söylediği “Bin Günde Memleket Hareketi” açıklaması, ucu açık bir muğlaklık taşıyor olsa bile yine de bize pek çok ipucu veriyor.

Katıldığım televizyon yayınlarında İnce’nin bir parti kurmak niyetinde olduğunu, ancak gerek muhalefet tarafındaki “hain” suçlamaları gerek iktidar tarafındaki “iştahlı” yorumlar nedeniyle bundan “şimdilik” geri adım attığını, ancak her ne olursa olsun bir adım atacağını ve çıkacağı yolun eninde sonunda yeni bir partiye dönüşeceğini iddia etmiştim. Bu iddiamı sürdürüyorum.

Buna ek olarak, muhalefetin karşısında ve iktidarın yanında olmayı değil, iktidarın karşısında duracak ancak muhalefetin politikalarını etkileyebilecek konumda bir siyaseti amaçladığını da dile getirmiştim. İnce, “İktidara su taşımayacağım,” derken bu tezimi doğrulamış oldu. Aynı zamanda, kendisine yönelik “bölücü” iddialarına karşı, “Bölme parlamenter sistemde var,” diyerek yeni sistemin %50+1 formülüne dayandığını ve bunun ittifaklar üzerine şekillendiğini, yani yeni sistemde siyasetin bölme değil, birleşmeler üzerine inşa edildiğini ifade etti. Buna bağlı olarak, alabileceği oy oranıyla Millet İttifakı açısından açılması gereken zorlu bir kilit rolü oynayabilecek bir partinin sinyalini vermiş oldu. Özetle İnce’nin olası yeni partisi, muhalefetin süregelen politikaları üzerinde baskı uygulamayı hedefliyor olacak.

İnce, medyaya da yansıyan anketlerin ötesinde, son seçimlerde CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı olarak CHP’nin %8 üzerinde oy almış olduğunun altını çizerek bu matematik hesabını kendisinin de yapmış olduğunu göstermiş; başlattığı hareketin, yani temel taşlarını döşediği partinin hafife alınmaması gerektiğini de ima etmiş oldu. 

Hatırlanacağı gibi, son seçimlerde Kemal Kılıçdaroğlu’nun aklındaki ilk Cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce değildi. Kılıçdaroğlu’nın gönlünde yatan isim eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’dü ve muhalif partilerin Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı Gül’ü ortaklaşa desteklemesini istiyordu. Gerek Kılıçdaroğlu’nun kendi partisini bütünüyle ikna edememesi gerek Meral Akşener’in Cumhurbaşkanlığına adaylığını koyması sonucu bu plan işlememişti. Gül de “Geniş bir mutabakatın, arzunun ortada olmadığı da gözükmüştür,” diyerek konsensusun sağlanamadığını, bu nedenle aday olmayacağını açıklayarak bu niyetin varlığını ama somutlaşmadığını işaret etmişti.

İnce’nin başlattığı hareketin sadece kendisine ya da kendisine yakın isimlere yönelik olarak parti içinde yürütülen sistematik yalnızlaştırıcı ve dışlayıcı davranışlara karşı değil, aynı zamanda ve belki her şeyden öte Kılıçdaroğlu’nun, özellikle Ak Parti’den ayrılarak yeni partiler kurmuş olan isimlere “dostça” yaklaşıma yönelik bir reaksiyon olduğu çok açık.

Konuşması sonrasında İyi Parti’yle hatta HDP ile yapılan ittifakı yanlış bulmadığı çıkarımında bulunduğum İnce’nin tepkisi, CHP liderinin eskiden Ak Parti’de siyaset yapan isimlerle yürümeyi kafasına koymasına, yalnızca Erdoğan’ı devirmek için parti değerlerini bir kenara bırakmasına yönelik.

“Memleket Partisi”ne dönüşme ihtimali oldukça yüksek olan İnce’nin hareketinin, değil %8, %5 oy alsa bile, isterse mevcut haline DEVA ve hatta Gelecek Partileri eklensin, Millet İttifakı’nı fazlasıyla sıkıştıracak, Kılıçdaroğlu’nun Abdullah Gül veya benzeri bir ismin Cumhurbaşkanı adaylığında birleşecek “dostlarıyla iktidara yürümesini” engelleyebilecek bir güce sahip olma ihtimali oldukça yüksek. Herhangi bir İttifak’ın dışında kalması durumunda dahi, Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin gidişatında belirleyici olabilecek, %10’luk seçim barajının düşürülmesi durumunda parlamento aritmetiğini de değiştirebilecektir.

Peki, Kemal Kılıçdaroğlu tehlikeyi sezip İnce’ye barış çubuğu uzatır ve onu vazgeçirmeye çalışır mı? Öyle olsa bile, İnce bu kez bazı tavizler almadan vazgeçmeyecektir. Bu tavizlerin de İnce’nin “şahsi ihtirasları” gibi safsatalardan oluşacağını zannetmiyorum. Dolayısıyla İnce’nin Memleket Hareketi’nin temelinde, CHP değil, CHP’nin ittifak politikasına karşı bir duruş olacağını söylemek doğru olacaktır. Yani İnce, sadece CHP’nin değil DEVA ve Gelecek Partilerinin de başını ağrıtacağa benziyor.

Google+ WhatsApp