Muhammed bin Salman Trump’a Suudi Arabistan-İsrail ilişkilerini normalleştirme sözü verdi mi?

Muhammed bin Salman Trump’a Suudi Arabistan-İsrail ilişkilerini normalleştirme sözü verdi mi?


ABD Başkanı Donald Trump dün, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) ardından bir diğer Körfez ülkesi Bahreyn'in de İsrail ile ilişkileri normalleştirme konusunda anlaşmaya vardığını duyurdu.

Buna şaşıran kalmış mıdır acaba? Tıpkı BAE gibi Bahreyn’in de bu yöne gitmesi malumun ilamı…

Malumunuz, Körfez ülkelerinin İsrail’le sürdürdükleri gizli ya da dolaylı ilişkiler, son yıllarda giderek daha fazla gözler önüne seriliyordu. Bu saklı ilişkileri ilan etmek bir yerden sonra, özellikle de ABD’nin baskısıyla, Arap ülkelerinin mecbur kaldıkları bir durum…

ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı ve Orta Doğu danışmanı Jared Kushner, BAE-İsrail normalleşmesinden sonra diğer Körfez ülkelerinin de BAE’nin yolunu takip edeceğine %100 inandığını söylemiş ve Körfez ülkelerini turlamaya başlamıştı.

Ancak, BAE’den biraz daha farklı olarak, Bahreyn’in normalleşme duyurusunu Suudi Arabistan’dan izin almadan yapması mümkün değil. BAE-İsrail normalleşme duyurusunun ardından iki ülke arasındaki tüm uçuşlarda kendi hava sahasının kullanılmasına izin veren Suudi Arabistan acaba, diğer Körfez ülkelerinin de İsrail’le ilişkileri normalleştirmesiyle kendi anonsuna zemin mi hazırlıyor?

Kral Salman bin Abdulaziz, geçtiğimiz hafta Trump’la yaptığı telefon görüşmesinde, Riyad’ın İsrail’le ilişkilerini normalleştirmesinden önce “Filistin meselesine adil ve kalıcı bir çözüm bulunması” gerektiğini söyledi söylemesine ama Suudi Arabistan’ın da İsrail’le giderek artan gizli ilişkiler içinde olduğu biliniyor.

Ticaret, güvenlik, askeri işbirliği, teknoloji, istihbarat, siber-istihbarat gibi alanlarda İsrail’le temas halinde olan Suudi Arabistan’ın İsrail’in NSO Group adlı şirketiyle, muhalifleri cep telefonları üzerinden takip eden bir siber-casusluk yazılımı satın alımı için milyonlarca dolarlık bir anlaşma imzaladığı, 2018’de Cemal Kaşıkçı cinayeti sonrası gündeme gelmişti.

Amerikan medyası bu nedenle, İsrail ve Suudi Arabistan arasındaki ilişkilerin geçmişini 2018’e dayandırıyor. Oysa ABD üzerinden yürütülen dolaylı ilişkilerin yıllar öncesine dayandığını biliyoruz. Ancak son dönemdeki yakınlaşmanın geçmişinin en azından 2015 yılına dayandığına dair bir belge geçti geçtiğimiz günlerde elime.

Mısır Dışişleri Bakanlığı’ndan Dışişleri Bakanı’na bilgi notu olarak yazılmış olan sızdırılmış bu belgede, Suudi Arabistan ve İsrail’in doğrudan ve gizli görüşmeleri, Kahire ve Riyad’ın Kızıldeniz’deki deniz yetki alanları sınırlandırma müzakereleri sırasında başlamış. Tiran ve Sanafir adalarının müzakerelerin 2017’de anlaşmaya dönüşmesi ve 2018’de kabul edilmesi sonrası Mısır tarafından Suudi Arabistan’a verildiği bu görüşmelere ABD doğrudan katılmış ve Veliaht Prens Muhammed bin Salman Trump yönetimine bu süreçte bazı güvenceler vermiş.

Bunlardan biri ABD ile ekonomik ilişkileri daha da geliştirmek, diğeri ise bölgesel iş birliğini artırmak adına İsrail’le ilişkileri normalleştirmek.

Muhammed bin Salman’ın 2030 Vizyon’u projesini taçlandıracağını düşündüğü Neom şehrinin inşası için İsrail’le yakın çalışma sözünü verdiği belirtilen belgeye göre, Prens Salman Tiran ve 2,5 km yakınındaki Sanafir adaları üzerine de Tel Aviv’le görüşeceklerine dair garanti vermiş. Tiran ve Sanafir adalarının bulunduğu Tiran Boğazı, Akabe Körfezi’ni Kızıldeniz’e bağlıyor; bu nedenle İsrail’in Akabe Körfezi’nden Kızıldeniz’e tek çıkış noktası…

Kaşıkçı cinayeti nedeniyle dünyadan gelen tüm baskılara rağmen kendisini koruyup kollayan Trump’a karşı Prens Salman’ın boynu kıldan ince. CIA’in elinde Muhammed bin Salman’ın cinayetle doğrudan ilişkisini ortaya koyan belgeler olduğunu ABD gazeteleri bile yazdı ancak Trump, biraz yalpalıyor gibi göründükten sonra (Bu süreçte Suudi Arabistan’la sert bir pazarlık yürüttüğüne şüphe yok), Beyaz Saray üzerinden yaptığı bir açıklamada, Amerika’nın menfaatleri için Suudi Arabistan’la çalışmayı sürdüreceklerini söyleyerek konuyu bir daha konuşmamak üzere kapattı.

Tüm Körfez ülkelerine İsrail’le normalleşmeleri adına baskı uygulayan Trump’ın Veliaht Prens’e karşı elinde Kaşıkçı cinayeti nedeniyle büyük bir koz olduğunu söylersek yanılmayız. Her ne kadar diğer Arap ülkelerine göre, Riyad’ın itibar açısından kaybedecek daha fazla şeyi olsa da, Muhammed bin Salman’ın geleceği Trump’ın iki dudağının arasında. ABD Başkanı, Suudi Arabistan üzerindeki İsrail’le normalleşme baskısını sürdürdükçe, —ki bunu yapacağına şüphe yok—, Riyad da eninde sonunda İsrail’le tüm ilişkileri normalleştirdiğini açıklamak zorunda kalacak.

Google+ WhatsApp