Muhalefetin ortak derdi: Listeyi ben yaparım!

Muhalefetin ortak derdi: Listeyi ben yaparım!


Muhalefetin ortak derdi: Listeyi ben yaparım!

 

 

Herkes bir liste yapma peşinde..

Atatürkçüler kendilerince..

Başörtü yasakçıları kendilerince..

Ergenekon’cular, her partiye sızdırmak istedikleri adamları ile..

Şu gruptan kişiler, bu gruptan kişiler..

Hatta siyasetle uğraşmaması gereken dini gruplar..

Liste hazırlama yarışına girdiler..

Herkeste aynı zihniyet..

“Çamurdan olsun, benim adamım olsun..”

Kimse “Adam olsun da.. Kim olursa olsun.. Adam olursa, zaten bizim beklentilerimiz de, hakkımız ise gerçekleşir. Hakkımız değilse, gerçekleşmez”demedi..

Liste hazırlamak için harıl harıl çalışıldı..

Sonuçta hazırlanan listeler..

Geldi geldi..

Partilerin tepesindeki birkaç isimin kontrolünde, bambaşka şekil aldı..

CHP listesi açıklandı..

Atatürkçü, yasakçı laikçi, mezhepçi, PKK yanlısı, ulusalcı ve daha onlarca klik kendi açısından şok yaşadı..

Yasakçı laikçiler, Sera Kadıgil ile yetinmek zorunda kaldılar..

PKK yanlıları, Sezgin Tanrıkulu ile..

Mezhepçiler Gamze Akkuş İlgezdi ile..

Gerisi mi?

Gerisini Kemal Bey de bilmiyor olmalı..

Ki, Ali Şeker’e önce listede yer vermedi..

Sonra itirazlar üzerine, listeye aldı..

“Listedeki diğer isimlerin arasında ne ortaklığı var” derseniz..

Benim görebildiğim tek ortaklık, “Muharrem İnce karşıtlığı!”

Bunun dışında bir ortaklık yok.. 

Dolayısı ile liste açıklanır açıklanmaz, en yüksek sesli karşı çıkış da, Muharrem İnce’den geldi..

Kemal Bey’in milletvekili listesini hazırlamadaki tek adamlık rolüne göndermede bulunarak, “Ben bakanlar listesini yapacağım” dedi..

Biri milletvekili listesini yapıyor.

Diğeri Bakanlar Kurulu listesini yapıyor..

Herkes, yine liste yapmakla meşgul..

Esas kavga liste hazırlama konusunda sürerken..

Halkın huzuruna çıktıklarında ise, listelerden hiç bahsetmeden..

“Asgari ücreti şu kadar yapacağım.. Gençlere ikramiye vereceğim.. Amerikalılarla konuşacağım.. Uzaya çıkacağım..” Ve daha akla hayale gelmedik uçuk vaadlerle, seçmeni kafakola almaya çalışıyorlar..

Olma ihtimali yok ama..

Bir anlığına, Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanı, CHP öncülüğündeki ittifakın da, TBMM’de çoğunluğu aldığını varsayalım..

Emin olun bir ay sürmez..

Liste yapma yarışına girenler, birbirini yer, “Yeniden seçime gidelim” ile orta yolu bulurlar..

Kavga bu kadar derin..

Tartışma bu kadar büyük..

Nasıl olsa partilerinde kongre yapmaya alışıklar..

Ülke yönetiminde de, “Haydin kongreye, pardon seçime” diyerek birbirlerine meydan okuyup, kavgalarını sonlandırırlar.

Liste yapma tartışması, sadece CHP’de mi?

Meral Abla’nın partisinde de aynı kavga var..

Meral Abla partiyi kururken, en büyük desteği, MHP’den bir şekilde ayrılan milletvekillerinden aldı..

6 milletvekili, MHP’den ayrıldı, Meral ablanın partisine geçti..

Şimdi o 6 isimden üçü, yeni milletvekili aday listesinde yok..

Daha parti kurulalı, 1 sene olmamış..

Haydi hazırlıklarla birlikte, diyelim 1,5 sene..

Bu kadar kısa bir süre içinde, ülkeyi yönetmemişsin, bir icraat yapmamışsın..

Ama yola çıktığın 6 milletvekilinden üçü ile, yolları şimdiden ayırmışsın..

Yarın gerçekten bir göreve gelseniz, kimbilir hangi kavgaları, ne ölçüde yapacaksınız?

Meral Abla’nın partisinin listesinde yer bulamayan en ünlü isim, MHP’den ayrılan Yusuf Halaçoğlu..

Dün partisine, kırgın olduğunu açıkladı..

Önce partiden alt seviyede birileri cılız sesle bir açıklama yapar gibi oldu..

Baktılar ki, tatmin edici değil..

Görev Meral Abla’ya düştü..

Ne dedi Meral Abla?

Uzun bir aradan sonra düzenlediği Antalya mitinginde, Yusuf Halaçoğlu konusu için şunları dedi:

“Sayın Halaçoğlu benim öğretmenimdir, hocamdır, ağabeyimdir. Kayseri birinci sırayı istemedi. İzmir ya da Ankara’yı istedi. Genel başkan yardımcılarımız vardı. Genel başkan yardımcılarımızın altına onu koysak olmazdı. Koskoca ağabeyimi. Dolayısıyla ‘Beni affedin’ dedi. Ben de o karara saygı duydum.” 

Olay bu kadar basit, yani..

“Abim” diyorsunuz..

Dahası, “Öğretmenim” diyorsunuz..

Daha dahası “Hocam” diyorsunuz..

Ama İzmir’de iki bölge var..

Ankara’da üç bölge var..

5 bölgeden birinde, birinci sıra yer bulamıyorsunuz..

En sonunda..

Yusuf Bey “Lanet olsun” diyor..

Meral Hanım da hemen, “Tamam abicim.. Bu kararına saygı duyarım” diyor..

Ve Yusuf Bey’i liste dışı bırakıyor..

Şu olsa; Yusuf Bey dandik bir sebeple “İzmir’den aday olmak istiyorum” dese..

“Herkesin kafasına göre iş yaparsak, yanmışız” diyebilirsiniz..

Ama özel bir gerekçe sunuyor.

Ailesi ile ilgili bir sorunu öne çıkartıyor..

Dahası..

Meral Hanım’ın hiç bahsetmediği, “Ankara’dan da aday olabilirim” alternatifini de sunuyor..

Ama Meral Abla ya anlamıyor, ya da anlamak istemiyor..

Ve “İzmir’de iki genel başkan yardımcım var, dolayısı ile birinci sıralar onların”deyip, konuyu kapatıyor..

Ankara’dan niye aday göstermediğini açıklamıyor..

Niye uzun uzun, bu konuyu anlatıyorum?

Şunun için..

Ülkeyi yönetmek için yola çıkanların, ülke insanları ile sorunları çözmede ne kadar pratik olup olmadıklarını görmeniz için..

Üç kuruşluk bir sorun dahi..

Ehil olmayan insanların elinde, kördüğüme dönüşür..

Devasa sorunlar bile, ehil insanların elinde, çocuk oyuncağına benzer şekilde usûllerle çözülür..

Kusura bakmasınlar..

CHP de..

İyi Parti de..

Aday listelerini belirlemede, sınıfta kaldılar..

“Tek adam” dedikleri, “Diktatör” dedikleri AK Parti yönetiminde yaşanmayan sorunları..

Açıklanan listeye kimse itiraz etmediğine göre..

AK Parti’de konuşarak, anlaşarak çözülen konuları..

CHP de, İP de, konuşmadan çözmeye kalkıştıkları için..

Seçimi kazanacak partinin adaylarını değil, seçimde başarı kazanamayacağı belli olan partilerin adaylarını konuşur hale düştük..

Ne diyelim, Allah sonlarını, hayır etsin!

 

 

yeni akit

Google+ WhatsApp